Dayanılmaz ölçüde kötü kokusuna rağmen direnip kaybetmeyip Durian'ın tadına bakmayı başarabilenlere göre meyvenin dışı ne kadar kötü kokuyorsa içi de o kadar lezzetli.
“Meyvelerin Kralı” olarak bilinen Durian, dışarıdan bakıldığında devasa bir dikeni andıran zırhıyla oldukça sert bir görünüme sahip. Bu dikenli kabuğun altında tadanların bir daha vazgeçemediği kremsi ve yoğun bir lezzet saklı. Fakat bu lezzete ulaşmak için adeta çöplüğü andıran keskin kokusuna dayanmak gerekiyor. Çünkü Durian dünyanın en kötü kokulu meyvesi olarak biliniyor.
Durian’ın kokusu o kadar baskın ki Singapur, Tayland ve Japonya gibi ülkelerde bu meyveyle toplu taşıma aracına binmek, asansör kullanmak veya otellere girmek kesinlikle yasak. Bilim insanları kokunun nedenini araştırdı ve meyvenin içinde 50’yi aşkın farklı kimyasal bileşen buldu. Bazıları çürük yumurtayı, bazıları karamelize soğanı andıran bu kokular birleşince ortaya “gastronomik bir bomba” çıkıyor.
Kokusuna dayanabilenlerin (ya da burnunu tıkayıp yiyenlerin) ortak görüşü şu: Durian’ın tadı kokusundan tamamen farklı. İçindeki sarı, yumuşak doku badem, vanilya, krem peynir ve hafif karamel karışımı gibi tarif ediliyor.
Ünlü gezgin ve gurme Anthony Bourdain ölümünden önce Durian için şu unutulmaz cümleyi kurmuştu: “Nefesiniz ölmüş büyükannenizle Fransız öpücüğü yapıyormuşsunuz gibi kokacak!”
Asya’da nesilden nesile aktarılan çok önemli bir de uyarı var: Durian ve alkol asla bir araya gelmemeli. Meyvenin içindeki yüksek kükürt bileşikleri vücudun alkolü parçalama yeteneğini geçici olarak engelleyebiliyor. Bu da şiddetli mide bulantılarına ve kalp çarpıntısına neden olabiliyor.
Kötü şöhretine rağmen Durian tam bir vitamin ve mineral bombası. C vitamini, potasyum ve lif bakımından oldukça zengin. Enerji verici özelliğiyle bilinen bu meyve yerel halk tarafından kan şekerini düzenlemek ve kansızlıkla savaşmak için de tüketiliyor.