Araştırmalara göre ölüme yaklaşan insan rüyasında genelde ölmüş yakınlarını ya da evcil hayvanlarını görüyor ve bunlarla teselli buluyor.
Uyku anksiyetesi, uyuyabilme veya uykuda kalabilme konusundaki korku veya endişeleri içerir. Bu tür bir endişe, kişinin yeterli dinlenme kabiliyetine müdahale edebilir.
Uyku kaygısı karmaşıktır ve insanlar bunu çeşitli şekillerde deneyimleyebilir. uykuya dalmayı veya uykuda kalmayı daha da zorlaştırabilir. Ayrıca ihtiyacınız olan uykuyu alıp alamayacağınız konusunda endişe duymanıza da neden olabilir.
Öte yandan uykuda görülen rüyalar, bazen de uyanıkken yaşanan görüler şeklinde ortaya çıkıyor. Bu durumu deneyimleyenler için bunlar sıradan rüyalardan çok daha gerçek. Dışardan bakanlar içinse durum tuhaf ya da ürkütücü.
Araştırmalarsa bu deneyimleri ‘ölüm öncesi rüyalar ve görüler’ olarak tanımlanıyor. ABD’li nörobiyolog ve palyatif bakım uzmanı doktor Christopher Kerr’in 1990’lardan bu yana yürüttüğü çalışmalara göre ölüme yaklaşanların yüzde 90’ı en az bir kez bu tür rüya ya da görüler gördüğünü söyledi. Durum yaşa, kökene ya da sosyal çevreye göre değişmedi.
Ölüm öncesi rüyalar üzerine araştırması yeni yayınlanan İtalyan psikolog Elisa Rabitti de benzer bir durumu vurguluyor:
“Ölüm öncesi rüyalar genellikle yaşadıklarını tutarlı biçimde anlatabilen, dikkatini ve yön duygusunu kaybetmemiş insanlarda görülüyor.”
Birçok rüya hazır olma ve yolculuk temalı
Ölüm yaklaştıkça bu türden sıklıkları ve etkileri artıyor. Çoğu zaman ölmüş yakınlarla ya da evcil hayvanlar rüyalara giriyor. Bunlar genellikle kişiyi teselli ediyor.
Birçok rüya yolculuk, hazırlık ve yolda olmak üzerinde şekilleniyor. İlişkiler yeniden kuruluyor, çatışmalar çözülüyor, suçluluk ve pişmanlık duyguları gündeme gelebiliyor.
Kerr’in araştırmasına göre bu rüyalar, çoğunlukla sakinleştirici ve anlam kazandırıcı bir deneyim. Fakat bazıları rahatsız edici ve sarsıcı da olabiliyor. Zira bunlar suçluluk ve pişmanlık gibi çözülmemiş meseleleri de gün yüzüne çıkarabiliyor.