Adem Soytekin İBB davasında savunma yaptı: ‘Etkin pişmanım ama itirafçı değilim’

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 414 sanıklı İBB davasının 28. celsesinde savunması öne alınan Adem Soytekin itirafçı olduğu iddiasını reddetti.

Siyaset 28 Nisan 2026

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 414 sanıklı İBB davasının 28’inci duruşmasında ‘etkin pişman’ Adem Soytekin savunma yaptı.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın savunması ve sorgusuyla geçen 27. günde Adem Soytekin’in tutukluluk incelemesinden hemen önce yaptığı başvuru kabul edildi.

İBB davasında tahliye edilip sonra tekrar tutuklanan müteahhit Adem Soytekin aylık gelirinin bir milyon lira olduğunu söyledikten sonra inşaatçılık kariyerinden ve belediyelerle iş yapma biçiminden bahsetti, İBB dosyasında suçlama olarak yer alan projelerin şirketinin toplam işlerinin yüzde 5’i bile olmadığını söyledi. 

İfade ve etkin pişmanlık sürecine değinen Soytekin şunları söyledi:

“Benim tavrım bir suç örgütü üyesinin tavrı değil sorumlu bir Türk vatandaşının tavrıdır. Tehdit veya baskı ile iş aldığım iddialarını açıkça reddediyorum, kapasitem ortadadır. Yurtdışında da iş yapan, İstanbul’da da farklı belediyelere iş yapmış birisiyim. Ekrem Bey ilk kez duyacak ama onun belediye başkanı olduğu dönemde Beylikdüzü Belediyesi bana dava açmış ve kaybetmiştim.”

“Etkin pişmanlık yapan itirafçıdır’ söylemini kendi adıma reddediyorum” diyen Soytekin sözlerine şöyle devam etti:

“İfadelerim sırasında savcılıktan herhangi bir baskıyla karşılaşmadım. Yaptığım işlerin hak ediş bedellerinin bazı ifadelerde ve medyada rüşvet olarak yansıtılmasıyla etkin pişmanlık sürecim başladı. Suç işlemediğimi anlatabilmek, eğer bir örgüt iddiası varsa ve ben bilmeden de olsa bu örgütün içindeysem ‘pişmanım’ demek için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım.”

İddianamede yer alan 143 eylemin 21’inde yer alan Soytekin daha sonra eylemlere ilişkin savunmasına geçti.

Soytekin, etkin pişmanlığa karar verme süreciyle ilgili şunları söyledi:

“Basında bu şekilde çıkan haberlerde, bazı müteahhitlerin belediyeye yaptığım işlerin hak edişi olarak bana verdikleri çek ve taşınmazları “rüşvet” olarak nitelendirdiklerini, bunun gerçeği yansıtmadığını ve beni çok rahatsız ettiğini belirttim. Durumun böyle olmadığını en iyi belediye yetkililerinin bildiğini, gerekirse tüm belgeleri, faturaları ve belediyeyle olan cari tablomuzu kendilerine gönderebileceğimizi ilettim. Bu konuda ivedi olarak bir açıklama yapmaları gerektiğini söyledim; çünkü böyle bir açıklama beni ailem, medya ve kamuoyu nezdinde doğru yerde konumlandıracaktı. Gerçek de zaten buydu; onlardan olmayan bir şeyi söylemelerini istememişimdir. Ancak Onur Bey, belediye tarafıyla görüştüğünü ve böyle bir açıklamanın yapılmayacağını bana iletti. Nedenini sorduğumda sadece yapılmayacağını yineledi. Ben de bunun üzerine, “Madem öyle, tüm bunları kendim açıklarım” dedim. Hatta kendisi, “Etkin pişmanlık yapacaksan senin savunmanı üstlenmem” dedi. İşte benim etkin pişmanlık sürecim böyle başladı. Yaptığım tüm işlerin hak edişleri olarak aldığım bedellerin rüşvet olarak yansıtılması ve bunu en iyi bilen belediye yetkilileri tarafından bu konuda yalnız bırakılmam üzerine, kendimi ailemle ve kamuoyuna anlatma motivasyonuyla ben etkin pişmanlık sürecine başladım.”

Soytekin, İmamoğlu Belediye Başkanı iken Beylikdüzü’nde yaptıkları işlerden ise şöyle bahsetti:

“Az önce anlattığım tanışma süreci ve akabinde, Beylikdüzü Belediyesi’nden hemen hemen tamamı ihalesiz olarak yapılan bu işleri aldım ve yaptım. Benim bu tesisleri yaptığım sabittir. Nereden sabittir? İddia makamının yazdığı Eylem 11’deki beyanlardan sabittir. Ayrıca burada sizin önünüzde, “Evet biz bu işleri bu şekilde yaptırdık; bu suç değildir, suçsa da biz bu suçu işledik ve işlemeye devam edeceğiz” diyen belediye yetkililerinin beyanlarından da sabittir. Başka nereden sabittir? Bizzat rüşvet verdiğini veya kendisinden zorla bağış adı altında rüşvet alındığını iddia eden müşteki iş insanlarının beyanlarından da sabittir. Evet, ben bahsettiğim işleri yaptım; fakat belirtmek isterim ki bunları tek başıma yapmadım. Bir yapının inşası 300’ün üzerinde bileşenden oluşur ve bunları tek başıma yapma ihtimalim yoktur. Bunların tedarikçileri, taşeronları ve yüzlerce çalışanı vardır; durum onlardan da sabittir.

Peki, şimdi gelelim bu tesisleri nasıl yaptığım meselesine; yani belediye ile hangi çalışma prensibi dahilinde çalışmaktaydık? Burada sistem şu şekildeydi: Belediye bize işi verir; örneğin “şurada kreş, kültür merkezi veya yurt yapacaksın” der. Devamında, buradan doğacak hak edişlerimizi “şu kişilerden kimi zaman daire, dükkan veya çek şeklinde alacaksın” diyerek bizi yönlendirirdi. Ben bu sürece dahil olduğumda; belediye ile ilgili kişi arasındaki adına rüşvet, bağış, pazarlık ya da sosyal donatı katkı payı ne derseniz deyin, o süreç çoktan bitmiş ve taraflar anlaşmış olurdu. Bu arada belirteyim ki, bu durum her seferinde yaptığım işin karşılığını doğrudan o işi yaptıran müteahhitten almak şeklinde olmazdı. Şöyle ifade edeyim: Bizim belediyeyle bir cari havuzumuz vardı. O caride benim yaptığım işlere karşılık belediyeden olan hak edişlerim birikir. Sonra belediyenin beni yönlendirdiği kişilerden bu hak edişlerime karşılık bahsettiğim gibi daire, dükkan, gayrimenkul veya çek alır ve bu tutarları carimden düşerim.”

 İddianame va bugüne kadarki yargılama süreci

İBB iddianamesinde, Ekrem İmamoğlu’nun “suç işleme amacıyla örgüt kurmak”, “kişisel verilerin kaydedilmesi”, “kişisel verileri ele geçirme ve yayma”, “suç delillerini gizleme”, “haberleşmenin engellenmesi”, “kamu malına zarar verme”, “rüşvet”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “irtikap”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “ihaleye fesat karıştırma”, “çevrenin kasten kirletilmesi”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet” ve “Maden Kanunu’na muhalefet” suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Murat Ongun’un “rüşvet”, 53 kez “ihaleye fesat karıştırma”, 33 kez “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ile “suç gelirlerini aklama” suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız’ın “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İlk duruşma 9 Mart Pazartesi günü yapıldı ve bugüne kadar 35 kişinin savunması alındı. Cuma günü duruşma görülmezken duruşmalara haftanın 4 günü devam ediliyor. 

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti bugüne kadar sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli’nin tahliyesine karar verdi.

İddianamede, Adem Soytekin’in “rüşvet”, “zincirleme şekilde rüşvet”, “irtikap” ve “suç gelirlerini aklama” suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu’nun “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “suç gelirlerini aklama”, “evrakta sahtecilik”, “Maden Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet”, “çevre kirliliğine neden olma” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.