Esenyurt'un CHP'li Belediye Başkanı Ahmet Özer'e 'Kent uzlaşısı' adıyla bilinen davada 'PKK/KCK üyesi olmak' suçlamasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. davasında altı yıl üç ay hapis cezası verildi. CHP karara tepkili, 'Çözüm sürecinin inandırıcılığı zedelendi' açıklamaları yapıldı.
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e ‘silahlı terör örgütü üyesi olmak’ suçlamasıyla altı yıl üç ay hapis cezası verildi.
Özer, 30 Ekim 2024’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı ‘terör’ veya diğer adıyla ‘kent uzlaşısı’ soruşturmasından ‘PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak’ suçlamasıyla gözaltına alınarak tutuklanmış ve yerine kayyım atanmıştı.
Özer aynı gün tutuklanmış, 14 Temmuz 2025’te tahliyesine karar verilmişti. Yani bu suçlamayla sekiz buçuk ay cezaevinde tutulmuştu.
‘İhaleye fesat karıştırmak’la da suçlanan Özer 11 Kasım’da da bu suçlamadan tahliye olup cezaevinden çıkmıştı.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e “Kent Uzlaşısı” davasında verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasına tepki gösterdi. Emir, “Bir yanda ‘iç cephe’, ‘çözüm’ deniliyor, diğer yanda Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer’e, kent uzlaşı bahane edilerek sipariş bir kararla 6 yıl 3 ay hapis cezası veriliyor! Size boyun eğen sizden beter olsun!” ifadelerini kullandı.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Emir, şu ifadeleri kullandı:
“Bir yanda ‘iç cephe’, ‘çözüm’ deniyor, diğer yanda Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer’e, kent uzlaşı bahane edilerek sipariş bir kararla 6 yıl 3 ay hapis cezası veriliyor!
İddianameye bakınca niyet kabak gibi ortada.
Kürtlerin batıda belediyelerde yer alması, yönetimde söz sahibi olması ‘suç’ gibi gösteriliyor. Kardeşlik hukuku böyle mi kurulur? Sorun böyle mi çözülür?
Sayın Devlet Bahçeli, bunca çağrınıza rağmen iktidar ortağınız bırakın çözüm adımı atmayı, çözüm ihtimalini her gün biraz daha boğuyor. Bu karar da bunun belgesidir.
Bu memleketin herhangi şerefli bir vatandaşının, memleketin herhangi bir yerinde yerel yönetimde temsil edilmesi suç değildir!
Asıl suç, sandıktan çıkan iradeyi ‘terör’ kılıfıyla gasp etmek ve bu ülkenin eşit yurttaşlarını ötekileştirmektir.
Size boyun eğen sizden beter olsun!”
Cumhuriyet Halk Partisi Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci de Özer hakkındaki karar ilişkin yazılı açıklama yaptı. Ahmet Özer’e verilen cezanın kamuyounda “Terörsüz Türkiye” olarak bilinen sürecin inandırıcılığını zedeleyeceğini kaydeden Çiftci’nin açıklaması şöyle:
“Esenyurt Belediye Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Özer hakkında ‘kent uzlaşısı’ davasında verilen 6 yıl 3 ay hapis cezası kararı demokratik temsil alanında faaliyet yürüten bir akademisyenin cezalandırılmasıdır.
‘Terörsüz Türkiye’ adıyla kamuoyuna sunulan bir süreç yürütülürken, Ahmet Özer’e soyut ve çok büyük ölçüde beyanlara dayalı isnatlarla ceza verilmesi iktidarın barış ve çözüm iddiasının inandırıcılığını bir kez daha ciddi biçimde zedelemektedir.
Siyasal temasların, temsillerin ve görüşmelerin suç delili gibi değerlendirilmesi, demokratik siyasetin kriminalize edilmesi anlamına gelir. Aynı dönemde devletin en üst makamlarında yürütülen temasların meşru kabul edildiği bir ortamda, Ahmet Başkanımızın benzer temaslar nedeniyle cezalandırılması hukuk devletinin eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır.
Bununla birlikte; seçilmiş bir belediye başkanının tutuklanarak görevden uzaklaştırılması, yerine kayyım atanması ve ardından henüz kesinleşmiş olmasa dahi mahkumiyet kararıyla bu müdahalenin yargısal zemine oturtulması, yerel demokrasinin ve halk iradesinin sistematik biçimde sınırlandırıldığını göstermektedir.
Barış zemini, ancak demokratik temsilin güçlendirilmesi ve siyasal katılımın güvence altına alınmasıyla sağlanabilir. Seçilmiş temsilcilerin cezalandırıldığı bir ortamda barış söyleminin toplumsal karşılık üretmesini beklemek ise mümkün değildir.”
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da Özer’in tahliyesinin ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’la yaptığı görüşmeye gönderme bulundu.
Tanrıkulu, şunları yazdı:
“Görevini yerine getiren” farklı farklı heyetler var. Ahmet Özer yargılamasında ortaya çıkan bir durumu da not etmek isterim: Ceza yargılamasında ispat yükü yer değiştirmiş durumda. Artık savcılar iddialarını ispat etmek zorunda değiller, yargılanan şüpheliler-sanıklar suçsuzluklarını ispat etmek zorundalar. Gariptir ki Ahmet Özer, yargılandığı bu davada suçsuzluğunu her türlü kuşkudan uzak, kesin olarak ispat etmesine rağmen beraat edemedi.
Aslında ‘heyet’ Ahmet Özer’in tahliye edildikten sonra kendisiyle görüşen, görüş alan ve bunları kamuoyuyla paylaşmaktan çekinmeyen siyasetçilere de ceza verdi. Gerisini bu yargılamada siyaseten ceza alanlar düşünsün.”
Kararın ardından Silivri’de konuşan Ahmet Özer’in kızı ve avukatı Seraf Özer, şunları söyledi:
“Bu davanın siyasi olduğunu hepimiz biliyorduk. Beraat kararı alacağımıza tam inancımla o salona girdim. Bugün Ahmet Özer aleyhine bir karar verilmedi. Türkiye’de yaşayan her bir vatandaşın hukuk güvenliğinin ne durumda olduğu gözler önüne serildi. Her birinize soruyorum; biz adaleti mahkeme salonlarında bulmayacaksak nerede hakkımız savunacağız? Çok öfkeliyim ama emin olun bugün sevgili meslektaşım Hüseyin Bey’in söylediği gibi bugün bir virgül koyduk. İçime öyle bir ateş, öfke kattınız ki hayatım boyunca Kürt kimliğime yaptığınız haksızlığa karşı mücadele edeceğim. Biz hak, hukuk, adalet mücadelesinde haksızca traji komik kararlar alacaksak neden bu salonlara giriyoruz. Niye var o zaman yargı sistemi? Bu kötülüğü bize değil ülkeye yapıyorsunuz. Ülkenin demokrasisine darbe yapıyorsunuz. Daha sonra da insanların sokakta sarılmasını ve kardeşçe yaşamasını istiyorsunuz. Değerli babamı hapse attınız onun cv’sinin 10’da birine sahip olmayan cellatlar olur olmaz bir sürü şey konuştular. 375 gün boyunca hapiste tutulan Sayın Ahmet Özer, barış sürecine katkı sağlamak amacıyla görüşmeler yaptı. Özer, rapor sundu. Şimdi bu komisyon terör örgütü üyeliğinden mahkum olmuş birinden görüş mü almış oldu? Devlet erkanı terör örgütü üyesiyle mi görüşmüş oldu? Biz hukukun olmadığı bir ülkede hiçbir şey konuşamayız. Artık haykırıyoruz ama vicdanınızın sesini açın!
Babam cezaevindeyken onun 30 yıl önce yaptığı konuşmayla ilgili öğrencisi mektup yazmıştı. Okurken hüngür hüngür ağladım. Babam dedi ki ne duygulandırdı? Senin gibi bir bilim insanına, on binlerce öğrenci yetiştirmiş birisine örgüt üyesi diyorlar buna ağlıyorum dedim. Hayatta iki tür insan vardır. Biri önemli insanlardır diğeri ise değerli insanlardır. Bazıları oturdukları koltuktan önem alırlar, koltuğu çekince önemleri kalmaz. Bazıları hiçbir mevkiye sahip olmasa bile değerlidir, değerli kalmaya da devam ederler. Babam masumdur, Ahmet Özer bu ülkenin bir değeridir. Ona örgüt üyesi diyen herkes bu ülkenin kötülüğünü isteyen kimselerdir. 32 yıllık yaşantımın, tanıklığımın haykırışını bir kız evladı olarak söylüyorum. Ahmet Özer’den bir örgüt üyesi çıkaramazsınız. Bir kamuoyunun vicdan mahkemesi bir de bizim burada şu cübbelerle yana yakıla adalet aradığımız mahkemeler var. Bu dosya sınıfta kaldı. Siyaset böyle yapılmaz. Elbet bu devran dönecek. And içiyorum; ülkedeki her gence şunu şiar edindirmeliyiz. Siyasette partiler birbirinin rakibi, düşmanı değil. Bizim bir hayatımız yok mu? Kolay mı öyle birine örgüt üyesi demek. Ahmet Özer seçim kampanyasında her yerde ‘ben bu ülkenin vergileriyle okudum. profesör oldum. ülkeme, halkıma hizmet etmek istiyorum’ dedi. Bu kararla ne diyorsunuz biliyor musunuz? Sen hele ki Kürtsen, kimliğine sahip çıkan bir Kürtsen benim istemediğim makama seçilerek gelirsen yargı eliyle her türlü iftirayı atarım diyorlar. Çok büyük bir hayal kırıklığı ile ayrılıyorum, çok öfkeliyim. And içiyorum; hayatım boyunca benim yaşadığımı başka bir kız çocuğu yaşamasın diye mücadele edeceğim.
Beni de sakın hükümetten insanlar arayıp böyle olmasını istemezdik demesinler! Yalnız olmadığımızı biliyorum. Hepinize haykırıyorum. Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır. Ahmet Özer bu bedeli hepimiz için ödüyor. Şu salonda yapılacak yargılamalardan ne bekleyeceksiniz? Gün gelecek devran dönecek. Ahmet Özer bu dosyadan beraat edecek. Yazık değil mi gençlerin hayallerini yok ediyorsunuz? Ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı zihniyetten bıktık usandık. İstinafa başvuracağız orada vicdanının sesine kulak verecek hakimler vardır. Kimse kusura bakmasın ben artık kendimi öfkemi dindirmek zorunda hissetmiyorum. Bu ülkenin bir hukuk profesörü tarafından yetiştirilmiş hukuk eğitimi almış bir ailenin çocuğu olarak bunu kabul etmiyorum.”