CHP lideri Özgür Özel: 160 milyar dolar kaynağımız 19 Mart darbesine gitti

Partisinin haftalık grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı "Bugün emeklilere 'Gel para ver' dediğinde bulamadığı para 19 Mart'ta yanan paradır. "Asgari ücreti artır ama esnafa yük olmasın, dendiğinde bulamadığı kaynak 19 Mart'tan sonraki süreçte yaktığı paradır" dedi. 

Siyaset 6 Ocak 2026
Bu haber 3 ay önce yayınlandı

2026’nın ilk grup toplantısında konuşan CHP lideri Özgür Özel gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. 

Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle: 

“Madenci yürüyüşünün 35 yılında buradayız. Yerin altında. hak aramaya çıkanları tarihimize bıraktıkları mücadele önünde saygıyla eğilerek selamlıyorum. Aynı zamanda Sarıkamış Harekatı’nın 111. yılındayız. Sarıkamış’ın karlı dağları üzerinde yazlık elbiseleriyle önce vatan diyerek yola çıkan ve geri dönmeyi düşünmeyen şehitlerimiz rahmetle anıyoruz. Dün Boğaziçi Üniversitesi’ndeki direnişin de beşinci yıldönümüydü. Her hafta aynı gün, aynı saatte direniyorlar. Sırtlarını kayyımlık binasına, yüzlerini özgür akademiye dönüyorlar. YÖK’ü 1980 darbesinin tortusu deyip sonra etinden, sütünden, yününden istifade ettiği YÖK’ü kaldıracağımızı parti programımıza yazdık. buradan tarihin huzurundan şunu ifade etmek isterim; bir sandık gelecek o sandıkta herkes bir şeylerle yüzleşecek ve hesaplaşacak. Rektörleri demokratik olarak seçip sandıktan kim çıktıysa onu atayacağız. 

Ekonomide çok zor geçecek bir yıla girdik. Bu çatı altında gelecek yılın bütçesini yaptık. Kimden ne alınacağı ve kime ne verileceğini karara bağladılar. Bir şey verirlerse de onu yoksula değil, zengine ve yandaşa vermeyi tercih ettiler. Saniyede 500 bin lira vergi ödeyeceğiz. 100 liralık verginin 64 lirasını dolaylı vergilerle yani fabrikatörle, fabrikanın kapısını ayırmayan vergilerle hepimiz ödeyeceğiz. Sonra bir de yüzde 24’lük bir dilim var onu da maaşı çekmeden maaşından gelir vergisi kesilenler ödeyecek. Yüzde 11 Türkiye’de yapılan tüm ticaretten, imalattan para kazananların verecekleri kurumlar vergisi. Yüzde 88’inin orta direk ve yoksuldan alan verginin sadece yüzde 11’ini vermesi gerekenden alan bu düzenin adı AKP’nin kara düzenidir. İktidarımızın ilk yılında yıkacağız bu düzeni. AKP’nin gerçeği bu. Kimse Erdoğan’ın masallarına inanmasın. Kimse durumunun geçmişten iyi olacağına inanmasın. Durumun geçmişten iyi olması için bu milletin sandığa gitmesi lazım.

Biraz önce söyledim gençlik kollarımız dün Erdoğan’ı izlemişler, benim söylediğimi de hatırlamışlar. Diyorum ya Erdoğan’ı duyunca iki kere iki dört eder dese açacaksın kerrake cetvelini kontrol edeceksin, kesin bir numara vardır diye. Diyor ki dün, daha önce de söylemişti, dün diyor ki: “Biz gelmeden önce KYK kredisi, öğrenciye verilen, 45 liracıktı.” diyor. “Biz.” diyor, “şimdi onu 4.000 lira yaptık.” 4.000 lira yaptık. Öğrenciler de hemen dönmüşler, önce hemen altın hesabına bakmışlar o olmazsa olmaz. 45 liracık 30 liracık olan çeyrek altından 1,5 tane alıyormuş. Bugün, bugün 1,5 çeyrek altın 16.000 lira. Erdoğan 16.000 lira yerine cık dediği, 16.000 lira cık yerine 4.000 lira veriyor ve bununla övünüyor. Gençler kişi başına 133 lira tutuyor ve diyorlar ki “bu verilen maaş belki bir mercimek çorbası içiyor, ucuz bir yer bulursan, çoğu yerde 180-150’ye var 100’e çok zor bulunur. Kent lokantası hariç. Bu parayla bir öğün karın doyurmak bile mümkün değil, gençlere verdiği parayla.”

Gençler bu paranın 8 et dönerle, 16 tavuk dönerle bittiğini söylüyorlar. Ve dönüp bakmışlar, rahmetli Ecevit’in, Sayın Bahçeli’nin, rahmetli Mesut Yılmaz’ın olduğu, bunların da her gün, sanki bir de bir tanesi şimdi kendi hükümetlerine destek veren bir parti. Dönüp dönüp, dönüp dönüp ağzına geleni söylüyor o iktidara. Ve diyor ki işte “Koalisyon döneminde şöyle berbattı”. O berbat dedikleri koalisyon döneminde, 2002’de 45 liracık 45 tane et döner alıyormuş. Bugün verdikleri para 8 tane et döner alıyor arkadaşlar.Hala et döner veren ve güya öğrencileri aç bırakan Ecevit-Bahçeli-Yılmaz iktidarı, koalisyon hükümeti. Şimdi 4.000 lira veren Tayyip Erdoğan’ın 8 et dönerde biten KYK kredisi.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak 2025 yılını çok önemli bir mücadeleyle, çok önemli bir direnişle, bunu da tek başımıza değil, Türkiye’nin bütün demokratlarıyla birlikte… Teker teker isimlerini saymayayım, bütün muhalefet partilerinin dayanışmasıyla ve Türkiye’nin bütün demokratlarının sahip çıkmasıyla bir büyük mücadeleyle geçirdik. Bir yönetimde çarkın ilk dişlisi hiç şüphesiz adalettir. Adalet olmazsa refah da olmaz, zenginlik de olmaz.

Bakın, 2025’in enflasyon hedefi yüzde 17 idi, yıl sonunda yüzde 31’le bitti. Ne oldu 2025’te? Büyük bir felaket mi oldu? Deprem mi oldu? Meteor mu düştü? Savaşa mı girdik? İşgale mi uğradık? Ne yaptık, ne oldu da bu hale geldi bu memleket? 19 Mart’ta, bir yıl önce 31 Mart’ta partisiyle ilk kez seçim kaybeden birinin hazımsızlığı yüzünden ve seçim kazandığında baş tacı yaptığı milli iradeyi küçük gören, “onlar karar veremez, İstanbul’u kimin yöneteceğine ben veririm. Binali yönetsin.” dedim, “olmaz.” dediler, “Murat Kurum yönetsin.” dedim, “evine dönsün.” dediler, deyip bu iradeyi hiçe sayan birisinin cumhuriyetimizin bir sonraki cumhurbaşkanına, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir sonraki iktidarına mevcut gücüyle, haksızca kullandığı, bağımsız olması gereken yargı üzerindeki talimatlarıyla bir sivil darbe girişimi oldu.

O günden sonra 160 milyar dolar kaynağımız darbeye gitti. Bugün emeklilere “Gel para ver.” dediğinde bulamadığı para 19 Mart’ta yanan paradır. “Asgari ücreti artır ama esnafa yük olmasın. Esnafın SGK desteklemesi 1.000 lira olmaz, 10.000 lira yapalım küçük esnafa.” dediğinde bulamadığı kaynak 19 Mart’tan sonraki süreçte yaktığı paradır. Borsayı çökerten, yatırımcıları kaçırtan, faizleri yükselten ve kredi kartına yüzde 96 ödeyemediğin zaman faiz bindiren hep 19 Mart darbesinin ürünüdür.

Bugün kredi kartından çektiği parayı, minimumunu ödeyemeyip ya da ödemek için başkasından çekip, topu birazcık çevirip sonra o kartopunun, hızla büyüyen kartopunun altında kalınmasının sebebi tutturulamayan hedefler ve hızla yükselen faizlerdir. Hepsinin sebebi 19 Mart’taki hukuksuzluktur.

Dünyada yargı bağımsızlığı olup, gerçek anlamda yargıya güvenin yüzde 80-90’larda olup enflasyonun çift haneli olduğu bir ülke yoktur. Doğrudan bağlantı vardır arada. Kuvvetler ayrılığı olan hiçbir ülkenin, gerçekten kuvvetler ayrılığı tartışılmayan, yani ülkeyi yönetenin yargıya karışmadığı, yürütmenin yasamaya karışmadığı, kuvvetler ayrılığının olduğu ülkelerde çift rakamlı enflasyon yoktur. Yüzde 5’in üzerinde faiz yoktur. Avrupa yüzde 3’lük enflasyon 5 olunca paniğe kapılıp 6’lık faizle tedbir alırken, “yok nas var, nas diye bir şey var” deyip faizleri 80’lere, enflasyonları 80’lere fırlatanların Türkiye’yi getirdikleri hal ortadadır.

Maduro yatak odasında uyurken sürüklenerek kaçırıldı ve ABD’ye götürüldü. bir devletin başkanı dün bir araba arkasında New York sokaklarında dolaştırılarak teşhir edildi. bir ülkenin gururuyla, onuruyla oynandı. Tüm dünya düzenini tehdit eden bir haydutluğun maalesef tam ortasındayız. Dünya bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak zorundadır. Dünya şimdi susarsa dizini dövecektir. Trump düzeni, ABD düzeni dünya düzeni olamaz. BM sistemi yok sayılamaz. “

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.