TBMM 28’inci Yasama Yılı 5’inci Dönemi açılışında Yeni Partililer Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması sırasında salonu terk etti, CHP’liler salonda kaldı. Özel "Cumhurbaşkanı adayımızı hapse atan birisini dinlemeye harcayacak vaktimiz yok" dedi.
TBMM’nin 28’inci Yasama Yılı 5’inci Dönemi açıldı. TBMM Genel Kurulu’nda düzenlenen açılış oturumuna siyasi parti liderleri ve milletvekilleri eksiksiz katıldı.
Genel Başkanı Özgür Özel oturumu genel kurul salonunda kendisi için ayrılan koltukta takip ederken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu görüşmeyi izleyici locasından izledi. Yeni Parti lideri Özel tüm siyasi parti liderleriyle tokalaştı. DEM Parti sıralarına cezaevinde tutulan Milletvekili Can Atalay’ın fotoğrafının yer aldığı dövizler yerleştirildi.
TBMM’nin yeni yasama yılının açılış toplantısında Kabine üyeleri de izleyici locasındaki yerlerini aldı. Oturum, saat 14.00’te TBMM Başkanı konuşmasıyla açıldı. Kurtulmuş konuşmasının başında “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürece değindi. Sürecin “Tarihi bir kapıyı araladığını” belirten Kurtulmuş çözüm süreci kapsamında çıkarılan Kanun’un yüksek bir oyla kabul edildiğini anımsattı.
Kurtulmuş kanunda öngörülen şartların tamamlanmasının “İzlenecek yolların hukuki sigortası” olduğunu söyledi. TBMM’nin sürecin takipçisi olacağını kaydeden Kurtulmuş, Meclis’in sorumluluklarını şöyle sıraladı:
Terör örgütünün fesih ve silahsızlanmasına yönelik tespitini hukuk ölçüsü içinde izlemek.
İhtiyaç duyulacak yasal düzenlemeler olduğu takdirde konunun mutabakatla ele alınmasını sağlamak.
Kanun’un uygulanma sürecini takip etmek.
TBMM Başkanı Kurtulmuş’un konuşmasında Anayasa tartışmalarına da yer ayırdığı görüldü. Türkiye’nin yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı olduğunu belirten Kurtulmuş “Özgürlükçü bir metin üzerinde uzlaşarak yeni, çağdaş ve sivil bir Anayasa ihtiyacını karşılayabiliriz” diye belirtti. Kurtulmuş, Anayasa’nın ilk dört maddesi üzerinde gereksiz tartışmalar yürütülmemesi gerektiğinin altını çizerek, Meclis İçtüzüğünde yapılacak olası bir değişikliğin de sinyalini verdi.
Kurtulmuş Filistin’e yönelik İsrail zulmüyle ilgili de değerlendirmelerde bulundu. TBMM’nin Filistin’de yaşananlara sessiz kalmadığını vurgulayan Kurtulmuş “Filistin’de yaşanan insanlık dışı suçlara karşı dokuz kez Meclisimizde ittifakla karar alınmıştır” diye konuştu. Kurtulmuş, Gazze’deki iki devletli çözümün desteklendiğinin altını çizerek “Filistin özgür olana kadar mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz” ifadesini kullandı.
Yeni Parti genel kurulu terk etti
Kurtulmuş’un konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip TBMM Genel Kurul salonuna girdi.
Erdoğan’ın konuşması öncesinde Yeni Partililer Meclis Genel Kurul salonundan çıktı. CHP’lilerse salonda kalmayı tercih etti.
Salonu terk ettikten sonra konuşan Özgür Özel şunları söyledi:
“Meclis’in açılışına katıldık, Meclis Başkanı’nın konuşmasını dinledik, İstiklal Marşımızı okuduk. Bu vakitten sonra partimize yargı darbesi yapıp partinin genel başkanını, yönetimini değiştirttiği birisini, işine gelen bir atama yapan birisini, cumhurbaşkanı adayımızı hapse atan birini, daha bu sabah Türkiye Belediyeler Birliği seçimlerini kazanabilmek için suçsuz günahsız Mersin Belediye Başkanı’na operasyon yapan birini, her gün ilçe belediyelerinin meclis üyelerini tehditle transfer ederek İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yürümeye çalışan birini dinlemeye harcayacak vaktimiz yok.”
Erdoğan kürsüde: Çalışma temposu en yüksek parlamento
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında özetle şunları kaydetti: “TBMM’nin 1920 ve 1923 yılları arasındaki tutanakları, Türkiye’nin nasıl vatan yapıldığının en canlı kanıtlarıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu şu cümleler, Meclisimizin tarihi misyonunun bariz bir ifadesidir: ‘Muhterem arkadaşlarım, bütün bir millet ölümle göz göze baktığımız mütareke günlerinden başlayarak bugüne kadar kat ettiğimiz mesafeleri bir kez daha hatırlayalım. Ne zaman başladığı bilinmeyen zamanlardan beri, şerefi istiklal ile yaşayan milletimiz, en kötü sona ölümle gidiyor gibi görünmüşken tutsaklığa karşı ecdadın sesi kalplerimizde yükseldi ve bizi son kurtuluş savaşına davet etti’…”
TBMM’nin, dünyanın çalışma temposu en yüksek parlamentolarından biri olduğunu ifade eden Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Siyasi parti ayırt etmeksizin Gazi Meclisimizdeki bütün milletvekillerimize gayretleri ve çalışmaları için teşekkür ediyorum. Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’u da aynı şekilde gönülden tebrik ediyorum. Bugün itibarıyla başlayan yeni yasama yılının da fikir ve tenkitlerin özgürce fakat karşılıklı saygı kuralları içinde dile getirileceği bir anlayışla, sağduyu ile cereyan edeceği bir yıl olmasını yürekten temenni ediyorum.
Biz Cumhur İttifakı olarak her zaman olduğu gibi farklı fikirlere kulak vermeye devam edeceğiz. Meclis’in itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır. Siyasetçiler olarak, birinci vazifemiz emanetini taşıdığımız aziz milletimize layıkıyla hizmet etmektir. Şahsım dahil hepimiz, milletimizin sorunlarına çare üretmekle mükellefiz. İktidarlarımız boyunca kesintisiz biçimde istikrarlı, kararlı ve samimi bir şekilde hep bunu yapmanın mücadelesi içinde olduk.”
Erdoğan fon skandalına yönelik ise “Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine fırsat vermeyeceğiz” yorumunu yaptı.
Siyasette “Salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu siyasetin ömrünün dolduğunu” belirten Erdoğan “Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor. Ya kutuplaşmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz ya da asgari müştereklerde uzlaşabilen yeni siyaseti Türkiye’de hakim kılacağız” görüşünü savundu.
Yeni Anayasa tartışmaları ve Çerçeve Yasa’yla ilgili ise Erdoğan özetle şunları kayda geçirdi:
“İlk günden itibaren ortaya koyduğu cesur duruşuyla Terörsüz Türkiye sürecine destek veren MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bu günlere gelmesinde büyük katkıları olan HDP Grubu’na aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum. Gerek komisyonda gerekse Çerçeve Yasa’nın Genel Kurul görüşmelerinde yapıcı destek veren siyasi parti temsilcilerini de tebrik ediyorum.
Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları inanıyorum ki daha da olgunlaşacaktır. Yeni Anayasa bahsi, Türk siyasetinin önünde bir imtihan kağıdı olarak halen duruyor. Tarihimizdeki bütün Anayasa tecrübelerinde teknik veya siyasi kusurlar olabilir. Ancak darbe ürünü olan, son 70 yılın iki Anayasası varoluşsal bir kriz yaşamıştır. Her darbenin kendi siyasal meşruiyetini oluşturma çabasını ise Anayasaları sürdürülebilir bir vesayet düzeninin yol haritası haline getirmiştir.
Darbe dönemi Anayasalarında kuvvetler ayrılığı yerine sandıktan çıkan güce tahakküm almıştır. Yönetim istikrarını temin etmek yerine millet egemenliği üzerindeki vesayet araçlarının istikrarını sağlamıştır. Devlet ve millet arasındaki birliğin ahdi temeli olamamış, gerilimleri ve tarihi çelişkileri derinleştirmiştir. Siyaset mühendislerine, toplumu ve devleti kriz üzerinden terbiye etmeye çalışanlara kariyer kapıları açmıştır.
Bu vesayetçi sistemden, kurumsallaşmış bir demokrasiye geçişte önemli mesafeler aldığımız inkar edilemez. Toplum ihtiyaçları süreç içerisinde revizyonu zorunlu kılmıştır. En kapsamlı değişiklikleri yapmak ise bizlere nasip olmuştur. Sivil bir Anayasa ihtiyacı ise henüz karşılanamadı. Üstelik bugüne kadar yapılan revizyonlarla ortaya çıkan tablo bütünlüklü bir Anayasal mimariye ihtiyacı artırmıştır.
Sahip olduğu siyasi çeşitlilik nedeniyle içinde bulunduğumuz dönem Anayasa değişikliği için en uygun dönemdir. Türkiye’nin ufkunu genişletecek yeni Anayasa kutuplaşmanın değil yeni siyasetin eseri olacaktır. Bunu başardığımızda güçlü devlet, özgür toplum idealini birlikte yaşatmanın önünü açmış oluruz. Bunu başardığımızda kazanımlarımızı kalıcı hale getirir ve gerçek anlamıyla halkın yönetimine dönüştürürüz.”