Özgür Özel’den iktidara İran tepkisi: Elinde kan olanlarla iş tutmayın

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İSKİ açılış töreninde yaptığı konuşmada ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarını sert sözlerle eleştirdi. Özel "İran’daki binlerce sivil kayıpların kanı olanlarla birlikte iş tutulmaz, yürünmez" dedi.

Siyaset 4 Mart 2026

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İSKİ açılış töreninde yaptığı konuşmada ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını sert sözlerle eleştirdi. Türkiye’nin bu süreçteki tutumuna tepki gösteren Özel “Bölgedeki savaş politikaları Türkiye’yi hem siyasi hem ekonomik olarak etkiliyor” dedi. Özel “İran’daki binlerce sivil kayıpların kanı olanlarla birlikte iş tutulmaz, yürünmez” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı iktidarı ve İran savaşındaki tutumu nedeniyle eleştirdi.

Özel, İSKİ Terkos Yusuf Ziya Ortaç İçme Suyu Arıtma Tesisi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada İstanbul’da yerel seçim sürecinden bugüne yaşananları ve belediyenin yatırımlarını değerlendirdi.

2019 yerel seçimlerine değinen Özel seçmenlerin “değişime ihtiyaç var” diyerek tercihini değiştirdiğini söyledi. Ekrem İmamoğlu’nun aday gösterilmesiyle başlayan sürecin halk desteğiyle sonuçlandığını ifade eden Özel seçimlerin iptal edilmesi sonrası oluşan toplumsal tepkiye de dikkat çekti. Seçmenin sandığa iradesini yansıttığını belirten Özel “Millet ‘Patron benim’ dedi” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında dış politika gelişmelerine de değinen Özel, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarını eleştirdi. Bölgedeki gerilimin Türkiye’yi ekonomik olarak da etkilediğini belirten Özel özellikle petrol fiyatlarındaki artışın akaryakıt zamlarına yol açabileceğini ifade etti.

Hükümete çağrıda bulunan Özel olası zamların enflasyonu tetikleyeceğini belirterek geçmişte uygulanan “eşel mobil” sistemine dönülmesi gerektiğini savundu. Dün gece beklenen akaryakıt zammının uygulanmamasını “doğru bir karar” olarak değerlendirdi.

Özel’in açıklamaları şöyle: 

“Aslında ağır bir saldırı altındayız. 19 Mart darbesini gerçekleştirenler, yani İstanbulluların kendisini kimin yönettiğine karar veren seçim sonucunu bir türlü kabullenmeyenlerin temel amacı Ekrem Başkan’ın Cumhurbaşkanlığı yolunda, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yolunda attığı kararlı adımları kesintiye uğratmak. İstanbullular yıllarca Sayın Erdoğan’a, Sayın Erdoğan’ın partisinden gösterdiği adaylara kıymet verdiler, oy verdiler, görev verdiler. O görevler yapıldı, o görevlerin sonunda İstanbul için taş üstüne kayan kim varsa Allah razı olsun. Hayatta olmayanlara bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. O kararlar doğrultusunda büyüğüyle – küçüğüyle, eksiğiyle – fazlasıyla hizmet edildi. İstanbullular 2019 seçimlerine gelirken bir yorgunluğu, bir kapasite düşüşünü, artık hizmetlerin yapılmamasını, kaynakların bulunmamasını, liyakatli kadrolar yerine sadece bir siyasi görüşe, hatta onu oluşturan alt katmanlara sadakatin esas alındığını gördüler. İsraftan rahatsız oldular. Dediler ki ‘Bir değişikliğe ihtiyaç var, bir değişime ihtiyaç var.’ Cumhuriyet Halk Partisi yıllardır oy alamadığı, gösterdiği adayları seçmeyen İstanbullulara geçmişinde bir başarı hikayesi olan, bir yerel seçim başarısı hikayesi olan Ekrem İmamoğlu’nu, Beylikdüzü Belediye Başkanı’nı aday olarak gösterdi. Gösterildiği gün tanınırlığı düşüktü ama tanındığı yerde beğenilirliği çok yüksekti. Ben seçim sonuçları iptal olduğunda İstanbul’un Anadolu yakasında sandık nöbeti tutarken, orada bir yüzme havuzunda güvenlik görevlisiydi, ‘Biz karı – koca MHP’liyiz ama Ekrem Başkan’a oy verdik’ dedi. ‘Niye verdin ablacığım?’ dediğimde ‘Akrabalarım var, eltilerim var Beylikdüzü’nde. ‘Bildiğin gibi değil, oy verirsen hiç pişman olmazsın. Hep halkın içinde, yoksuldan ve halktan yana, devamlı aramızda. Ver iyi olduğunu göreceksin’ dedi. Biz de bu tarafta memnun değildik, oy verdik’ diye söylemişti. Yüzde 16’lık tanınırlık arttıkça, tanındığı, bilindiği, dokunduğu her yerde destek ve sevgi gören Ekrem İmamoğlu, 2019 yılında yıllar sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak milletimiz tarafından görevlendirildi.

O gün daha İstanbul’da seçimi kendinden başkasına layık görmeyenler, İstanbullunun oyunu tapulu malı görenler, İstanbul’u kendisine mecbur görenler geceleyin oylar sayılırken Anadolu Ajansı’nı durdurdular, televizyonları durdurdular. İstanbul’daki bütün köprülere ‘seçimimi biz kazandık’ yazdılar ve bir oldu – bitti yapmaya çalıştılar. Ertesi sabah 13 bin 600 fark, Ekrem İmamoğlu’nun kazandığını gösteriyordu ama köprülerde başka bir şey yazıyordu, Anadolu Ajansı başka bir şey diyordu. Millet bir infialle, bir ayağa kalkışla homurdanınca mecbur kaldılar ve o sonuçları ilan ettiler ama sonucu hazmetmediler. Dediler ki ‘Hiçbir şey olmamışsa da bir şey olmuştur.’ ‘Ya göster, ne olmuştur?’, ‘Hiçbir şey olmamışsa da bir şey olmuştur.’ Bilinçaltı şu; ‘Biz kazanmalıydık. Asla İstanbul’u başkasına veremeyiz.’ Sonra o seçimler iptal edildi ve dün grup toplantısında da anlattım. Biz hep beraber İstanbul’a geldik; 120 milletvekili, Türkiye’deki bütün belediye başkanlarımız, bütün örgütlerimiz geldi karınca kararınca bir çaba sarf ettik. İptal edenler gözünü karartmış ama baktık ki ‘Acaba bu seçimi bir şekilde koruyabilir miyiz?’ Daha ilk gün akşam koordinasyon, süreç değerlendirme toplantısı için milletvekillerini topladık. Kimse kimseyi konuşturmuyor. Herkes iyi bir şey anlatıyor. ‘Bu seçim bitmiş’ diyor, ‘Millet kararını vermiş.’ Büyük bir kararlılıkla İstanbullular, bizi dinlemediler bile, ‘Siz gidin başkasıyla konuşun, biz oyumuzun arkasında duracağız. Hatta demokrasinin arkasında duracağız’ dediler. ‘Hep onlara verdim, iyiydi. Bir kere vermedik, seçim iptal. Öyle mi? Sizden çok ben çalışacağım’ diyen de oldu. ‘Ben Binali Bey’e oy verdim ama büyük haksızlık yapıldı. Bu haksızlığı sandıkta gidermek boynumun borcu’ diyen de oldu. Bunları biz konuştuk da olmadı hiçbir şey. Olan şu oldu; millet gitti, sandıkta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’in en büyük kazanımı olan sandığa, kimi yöneteceğini karar verme hakkına bizzat sahip çıktı. 806 bin gibi bir farkla, yani 40 günde ne yaptık da fark 13 binden 806 bine çıktı? Millet dedi ki ‘Patron benim. Demokrasi budur. Ben teba değilim, ben emir eri değilim. Emir almam ve emir veririm. Emir almam, görev veririm. Ben ne dersem o olur. Aksine yeltenenlerin de sonu perişan olur.

Oradan sonra Ekrem İmamoğlu göreve geldi ve ilk işi liyakatlı kadrolar kurmak, var olan kadroların iyi olanlarını korumak, liyakatsiz olanları liyakatlileriyle değiştirmek ve partizanlık yapmadan hizmet üretmek oldu. İşte 210 gündür aramızda olmayan, uzun süre sonra ilk kez kürsüde dinleyebildiğimiz, dört gün gözaltı ve ardından da ev hapsiyle İstanbul’a hizmeti engellenmeye, İSKİ‘ye katkısı sınırlanmaya çalışılan Şafak Başa böyle bir isimdir. Bürokrasiden; teftişten, denetimden gelen, sonra bu alanda önemli icraatların başında olan böyle bir isim İSKİ’de göreve geldi. Her yerde benzer örnekler var. Örneğin Pelin Hanım. 10 tane muhtar durmuştu, Pelin Hanım geldi ve raylı sistemleri dünya çapında bilinirliği, güvenilirliğiyle bulduğu kredilerle harekete geçirdi. Şafak Bey geldiğinde burada bir ihtiyaç vardı. Dozerle burası kazılmıştı, para bulunmadığı için durulmuştu. Eğer millet ferasetiyle liyakatlı kadroları getirmeseydi bugün burada bu açılışı yapamıyorduk. Çünkü AK Parti bu açılışa, bu tesisin yapılışına kaynak bulamamıştı. Kaynağı Şafak Bey buldu, İSKİ buldu ve İSKİ aktardı. Ekrem Başkan’ın göreve geldiğinde İSKİ’ye verdiği ilk talimatlardan biri olan ‘Bu tesis hızla hayata geçirilsin’ talimatı nihayet bugün resmi açılış törenini yaptığımız bu yerde karşılığını buluyor ve yerine geliyor.

16 milyon İstanbullunun bizden beklediği en önemli hizmetlerden biri, su sorununun çözülmesi. Su sorunu maalesef önceki dönemlerden devralınan ve bütün kadrolarımızın bir yandan çözüm aradığı, bir yandan da iklim ve dünyada yaşanan su krizi yüzünden İstanbul gibi bir metropolün sürekli müteyakkız olması, üzerinde dikkatle durması gereken bir meseledir. Bu anlamda bu yapılan yatırım, biraz önce ifade edildi, 4,5 milyar liraya varan bir yatırım. Devasa yatırım. Arnavutköy başta olmak üzere civardaki ilçelerin su sorununu, içme suyu sorununu çözecek bir arıtma tesisidir. 50 bin metreküp olan içme suyu arıtma kapasitesi 2022’de iki katına çıkmıştı. Günlük 100 bin metreküp olmuştu. Bugün yaptığımız açılışla birlikte 220 bin metreküpe çıkacak ve 2019’a oranla dört kat artmış olacak. Geleceğe dönük olarak da bunun da iki katına, 500 bin metreküpe çıkarılması da eldeki imkanlar dahilinde ve ihtiyaç olduğunda bu tesisin genişletilmesi, büyütülmesi ile birlikte mümkün olacak. Yolda gelirken bizim zaman zaman İstanbul Belediye Başkan Vekilimiz Nuri Bey’le diyaloglarımız dikkat çekiyor. Kameralar olsa unutulmaz bir diyalog yaşandı aramızda. Buraya açılışa geliyoruz, bilgi veriyor. Dedim ki ‘Hangi kalitede su?’ Dedi ki ‘İçme suyu kalitesinde.’ ‘O zaman’ dedim, ‘Başkanım İstanbullu‘ya içme suyu kalitesinde su veriyorsak, o suyun ilk bardağını sen içeceksin.’ ‘İçemem efendim’ dedi. ‘İçemezsen olmaz bu iş’ dedim. ‘İçemem efendim’ dedi. ‘Ya sen içemiyorsan İstanbullu niye içiyor?’ ‘Ben orucum efendim’ dedi. Nuri Aslan‘la anlaştık. Şimdi buradan bir şişe su alacağız. Akşam iftarı onunla yapacak. Orucunu onunla açacak. Bu işin güzel yanı. Arnavutköy‘e eğer altyapıda bir başka sorun yoksa evin içindeki borularda ya da eve ulaşırken çeşmeden içilebilir kalitede su sağlıyoruz. Bu şehircilik anlamında, kente hizmet anlamında bir belediye başkanının yapması gereken ve yapabileceği en doğru hizmet, en olması gereken hizmet. Bir zamanlar ‘Çeşmelerden çamur akıyor’ sözlerinden şimdi çeşmelerden eğer oruç değilseniz içebileceğiniz kalitede bir suyu akıtmak son derece önemli.

Biliyorsunuz kışın başı kabus gibiydi, kurak bir dönem vardı. İstanbul’da ve Ankara’da tehlike çanlar çalıyordu. Sayın Recep Tayyip Erdoğan da maalesef ‘yağmur yağmasın’ duasına çıkıyordu. Ben o zaman bunu eleştirmiştim. Çünkü diyor ki ‘Gördünüz mü, Cumhuriyet Halk Partisi geldi ve yine susuzluk, yine kuraklık.’ Ya Allahın vermediğini Cumhuriyet Halk Partisi nasıl sağlasın ama keşke geçmişte doğru işler yapsaydın, barajlar yapsaydın, senin merkezi hükümet olarak görevin bu. Merkezi hükümetin mazereti olur mu? Olur. ‘İki ay oldu daha yapamadım’ dersin. ‘İki yıl oldu anca bu kadar oldu’ dersin. Yahu 23 yıl olduysa artık bundan sonra kimseyi suçlayacak bir mazeretin yoktur. Allah’a şükür yağışlar, karlar şu anda her gün bakıyoruz işte yüzde 45’lere varmış olan bir doluluk oranı var. İstanbul için tehlike büyük oranda geçti. Ankara için tehlike bu yıl için büyük oranda geçti. Ama bir yandan da yatırımlar yapmak, doğru işler yapmak lazım. Su meselesi evrensel bir sorundur. Buna bilimsel yaklaşmak lazım. İktidar – muhalefet kavgalarına, kısır çekişmelere bu konuyu alet etmemek lazım. Dünyada kuraklık varken, Türkiye’de kuraklık varken, su akmıyorken ‘İşte CHP…’ Ben buraya çıkıp da şey mi diyeyim; ‘Gördünüz mü CHP geldi, ne kadar çok yağmur yağdı.’ Yağmayan yağmurdan muhalefet partisinin belediyesini sorumlu tutup ona doğru yönlendirip oradan oy bekleyenler sonrasında mahcup olurlar. O yüzden bu meseleleri siyasetin kısır tartışmalarının dışında tutmak gerekiyor. Güzel bir iş yapılmış, buraya Yusuf Ziya Ortaç’ın, Beş Hececiler’in adı verilmiş. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı ilk işlerden bir tanesi İstanbul’da Sular İdaresi kurmaktır. Bunu millileştirmektir. O günden bugüne de değişen isimleriyle, bugünkü adıyla İSKİ’mizin burada yazı işlerinde görev yapmış Yusuf Ziya Ortaç’ın ismiyle anılacak olması son derece kıymetlidir. Bunu da son derece önemli buluyoruz. Kendisini rahmetle anıyoruz.

Ekrem Başkan’ın ilk günden bugüne İstanbul’un emrinde bin 294 kilometre içme suyu hattının imalatının tamamlandığını büyük bir memnuniyetle okuyoruz. Bunu bir kez daha kayda geçirmek isteriz. Bu kadar imkansızlık, ilk önce 2019 seçiminde seçimin iptaliyle hazımsızlık, 2024 seçiminden sonra da özellikle bir yılın sonunda memnuniyet oranlarındaki büyük artışla, başta İSKİ gibi iştiraklerimiz olmak üzere tüm hizmetlerimizin yapıldığı yerlerde bürokratlarımıza ve belediye başkanlarımıza yapılan gözaltılar, verilen ev hapisleri, durdurmaya çalıştı bizi. Bir yandan da hatırlayın Sayın Erdoğan canlı yayında ‘Silkeleyin’ dedi. ‘Silkeleyin, hizmet edemesinler’ dedi. Büyük kesintiler yapılıyor ama doğru kaynak kullanımıyla, doğru tasarruf projeleriyle birlikte hem aralık ayında çok büyük bir tahvil ödemesini gerçekleştirdi, Genel Sekreterimizi ve Büyükşehir Belediye Başkanvekilimizi bir kez daha kutluyorum. Hem de bir yandan bin 294 kilometre içme suyu hattının yapıldığını, 23 kilometrelik içme suyu tünellerinin inşaatlarının bittiğini, 170 bin metreküp kapasiteli 11 adet içme suyu deposunun yapıldığını, Ömerli’de, Şile’de, Taşoluk’ta, Yalıköy’de, Silivri’de 713 bin metreküplük altı içme suyu arıtma tesisinin bitmiş olduğunu, yedi içme suyu deposunun izolasyonlarının yapıldığını, dört bölgede lojistik merkezleri kurulduğunu, Ekrem Başkan geldiğinde 4 milyon 400 bin metreküp olan günlük içme suyu arıtmasının 5 milyona ulaştığını, şimdi 5,7 milyon metreküpe çıkarmak üzere çalıştıklarını büyük bir memnuniyetle görüyoruz. Emeği geçenlere bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Buradan önemli bir gelişmeye dikkat çekmek isterim. Dün gece saatlerinde yaşandı. Dün grup toplantısında söylemiştik: Maalesef Amerika ve İsrail’in haksız, hukuksuz, uluslararası hukuku tanımayan bir şekilde, zorbalıkla İran’a giriştikleri bir saldırı var. Biz İran rejimiyle çok barışık bir parti değiliz, dünya görüşü olarak. İran’da kadınlara yapılan baskıları, demokratik taleplere karşı güç kullanılmasını hep yanlış bulduk. Hep bunu ifade ettik. Ama buna karşılık İran’da rejim değişecekse ya da demokratikleşecekse, buna İranlıların karar vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu taleplere şiddetle karşı çıkmak ne kadar yanlışsa, İran’da rejim değişikliğini dünyanın öbür ucundan gelmiş uçak gemilerinden kalkan 300 uçağın, jet uçağının, savaş uçağının İran’a ölüm yağdırmasıyla olmayacağını bilmek lazım. Eli kanlı İsrail’in saldırılarıyla, füzeleriyle olmayacağını bilmek ve bunu kınamak lazım. Bu noktada Filistin’de yapılanlara ses çıkarmayan, Filistin’de yapılanlar için Netanyahu’ya ‘O bir savaş kahramanı’ diyen Trump’ın kurduğu adı barış masasında Türkiye’nin oturması büyük bir ayıptır. ‘Filistin niye yok?’ dediğimizde, ‘İsrail de yok’ denen o masaya, toplantıya iki gün kala İsrail dahil edilmiş. Netanyahu dahil edilmiş ve Dışişleri Bakanımız Sayın Fidan ile Netanyahu’nun Dışişleri Bakanı birlikte aynı masada oturmuşlardır. O masanın planı, çizimleri bile var. Filistinlileri oradan sürmek. Oraya oteller, oraya kumarhaneler yapmak. Hemen önündeki hidrokarbon yataklarına çökmektir. Bu İsrail planının, Trump’ın İsrail’e alan açan ve oraya çöken bu planının ortağı olmak yanlıştır. İşte bu İsrail ve bu Trump bu kez de hedefi İran olarak belirlemişlerdir. İran’da yaptıkları saldırıyla 160 masum genç, kadın, masum kız öğrenci hayatını kaybetmiştir. Bunu dün grup toplantısında söyledim. ‘160 tane civciv ölse Amerika’da gündem olur. 160 tane civciv ölse İngiltere’de mesele olur. Yas olur, üzüntü olur. 160 kız çocuğu ölmüş. Kimse sesini çıkarmıyor’ dedim. Nihayet uluslararası basında, sosyal medyada bu konu konuşulur oldu. Gündem oldu. Hiç olmazsa bununla kendi kamuoylarında bu ülkeler yüzleşir oldu. Elinde 71 bin Filistinlinin kanı olanlarla, 160 kız öğrencinin kanı olanlarla, İran’daki binlerce sivil kayıpların kanı olanlarla birlikte iş tutulmaz, yürünmez.

Bu savaşın bir diğer etkisi olarak İran Hürmüz Boğazı’nı kapattı tanker ulaşımına. Kapatınca petrol fiyatları artmaya başladı. Dün uyarmıştım, grup toplantısında. Dedik ki ‘Petrolden, mazottan yüzde 40 KDV ve ÖTV alıyorsunuz. Bu artışı yüzde 7 zam yapacaklar ve dün geceden itibaren mazot 70 lira civarında olacaktı bütün Türkiye’de. Kimi illerde üstünde, kimi illerde 69 lira. ‘Bunu yapmayın’ dedik. Günlerdir yaklaşan bu tehlikeyi görmediler. ÖTV’den vazgeçmek istemediler. Dün akşam bütün benzin istasyonlarında kuyruklar oluştu. ‘Büyük bir tehlike var. O zammı yaparsanız, yüzde 7 zammı, iğneden ipliğe her şeye zam gelecek. O zammı telafi etmek için herkes ürününe zam yapacak. Enflasyon mücadelesi orada kalacak’ dedik. ‘Bu zammı yapmayın, ÖTV’den karşılayın’ dedik. ‘Geçmişte buna yönelik bir sistem vardı. Onu terk ettiniz, her zammı yansıtıyorsunuz. İcabında haftada dört kere mazota zam geliyor. Bunu yapmayın’ dedik. Nihayet dün gece yarısı gelirken zammı uygulamadılar. Milleti benzin istasyonlarında perişan ettiler. Ama doğru bir kararla zammı uygulamadılar. ‘Düşünüyoruz, çalışıyoruz’ diyorlar. Buradan bir kez daha vurguluyorum: Geçmişte eşel mobil sistemi denen yöntemle ham petrole gelen fiyat artışını ÖTV’den karşılayın. Yüzde 40 alıyorsunuz zaten. 40 almayın, 32 alın. Petrol fiyatları düştüğünde hiç olmazsa bu fiyata yansımamış olur. Kartopu etkisiyle enflasyonist etkiler yaratmamış olur. Siz bugün zammı yansıtırsanız, iğneden ipliğe her şeye zam gelir. ‘O yapıyor, ben de yapayım, ona zam geldi, ben de yapayım.’ Daha sonra petrol fiyatı düşse de siz mazotu ucuzlatsanız da onunla birlikte zam alan hiçbir ürün ucuzlamaz. Türkiye’de nerede gördünüz gelen zammın geri alındığını? Enflasyon fiyat artışının hızı demektir. Enflasyonu düşürmeyle ilgili kararlı mücadele bu tip yanlışlarla bir terk edilirse, hiçbir hedefi tutturamadığınız gibi bu seneki hedefi de tutturamazsınız. Dün zammın uygulanmaması son anda doğrudur. Bir kez daha ekonomi yönetimini, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ekonomi Eş Gündüm Konseyi’ndeki çok değerli 11 akademisyenimizin, hocamızın, siyasimizin ortaya koyduğu bu öneriyi bir kez daha dikkatle düşünmeye ve bu yanlışı yapmamaya davet ediyorum.

Burada birlikteyiz. Arnavutköy’den çok güzel insanlar var. Burada Tekin Başkan, Tekin Hocamız, son seçimlerde Arnavutköy Belediye Başkan adayımız. Tekin Aras bu sefer bize ilçe başkanı olarak ev sahipliği yapıyor. Arnavutköy Cumhuriyet Halk Partisi’nin çok düşük oylar aldığı bir yerdi. Tekin Hoca doğru adaydı. Büyük bir gayret gösterdi. Çok iyi bir yere geldik. Ama Arnavutköy bu sefer ona çok iyi bir oy verdi, ama onu seçmedi. Bu karar başımızın üstündedir. Arnavutköy kimi istiyorsa onun tarafından yönetilecektir. Ama ilçe başkanımız olarak, siz örgütümüzle birlikte her gün seçim gibi çalışıyor. Ben Arnavutköy’ün bu emeği göreceğini ve gelecekte değerlendireceğini de biliyorum. Onun şahsında tüm örgütümüzü saygı ile selamlıyorum. Hepiniz sağ olun, var olun. Son sözüm Yusuf Ziya Ortaç, Beş Hececiler’den. Onun adı bu tesisle yaşayacak. Arnavutköy onun adıyla arıtılan bu sudan kana kana içecek inşallah. Ben Beş Hececileri ve Yusuf Ziya Ortaç’ı beş kelime ile anmak isterim. Bu beş kelime bizim için çok önemli. ‘Her şey çok güzel olacak arkadaşlar.’ Hepinizi seviyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. Hayırlı, uğurlu olsun, emeği geçenleri kutluyorum.”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.