DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan partisinin grup toplantısında CHP'ye yapılan baskılarla ilgili olarak "Bu olanları hiçbir zaman ana muhalefetin iç meselesi olarak görmedik" dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında konuştu.
Bakırhan’ın mesajlarından öne çıkanlar şöyle:
“Zaman; adaletin ve eşitliğin zamanı. Türkiye tarihi yargı eliyle siyasete verilen ayarlarla dolu. Bu ülkede Kürtler, sosyalistler, Aleviler hep tehdit sayıldı. Farklı inançlar ve kimlikler hep tehdit sayıldı. Çözüm değil bastırma vardı. En çok da demokratik siyaset hakkı tehdit sayıldı. Kürtlerin partileri hep kapatıldı ama hepsinde yeniden örgütlendi. Bugün muhatap CHP olabilir ama refleks tanıdıktır. Bu karar siyasi çoğulculuğa tahammülsüzlüğün yeni bir halkasıdır. Bu halkaya kimin dahil edilip edilmediği belli değildir. Bu kararı ana muhalefetin iç meselesi olarak görmedik. Hukuk eğilip bükülemez. Biz bu düzene itiraz ediyoruz.”
“Emeğin bu kadar ucuz, ekmeğin bu kadar pahalı olduğu bir düzende huzur olur mu? Ekmekle demokrasi ve barış ayrılamaz. İş cinayetlerinde yaşamlarını kaybedenleri de saygı ve minnetle anıyoruz. Bu tablo kader veya çaresizlik değil.
Bu ülkenin çıkış yolu güçlü demokrasi, bağımsız hukuk, eşit yurttaşlık, emeğin hakkı ve toplumsal barış. Türkiye gerçek bir demokratik cumhuriyete ihtiyaç duyuyor. Türkiye’nin en acil ihtiyacı hukuktur. Yargı adil ve bağımsız olmalıdır.”
Bir ‘yol haritası’ hazırladıklarını ifade eden Bakırhan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Birincisi; Türkiye gerçek bir çoğulculuğa ve demokratik bir düzene ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyacın adı demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet yalnızca bir yönetim modeli değil, aynı zamanda bir ortak yaşam sözleşmesidir. Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir.
İkincisi; Türkiye’nin en acil ihtiyacı hukuktur. Yargının tek pusulası adalet olmalıdır. Hâkim kürsüsünde kararı veren hukuk mu olacak, güçlü olan mı olacak? İşte demokrasinin sınavı burada başlıyor. Yargı adil ve bağımsız olmalı, temel özgürlükler güvence altına alınmalı, kuvvetler ayrılığı gerçek anlamda işletilmelidir. CHP’ye yönelik butlan kararında, Kürt siyasetçilerine yönelik davalarda, en başta Kobane kumpas davasında, gazetecilere, sendikacılara ve gençlere yönelik baskılarda aynı hukuk krizinin farklı yüzlerini görüyoruz. Bu kriz çözülmeden ne demokrasi güçlenir ne de toplum rahat nefes alır.
Üçüncüsü; bugün her evin temel ihtiyacı iktisadi adalettir. Ekonomi, eşitlik ve adalet temelinde yeniden kurulmalıdır. Bir ülkede gökdelenler yükselirken çocuklar yatağa aç giriyorsa orada refah değil, derin bir haksızlık ve eşitsizlik vardır. Sendika hakkı, grev hakkı ve toplu sözleşme hakkı anayasal haklardır. Bu haklar kâğıt üzerinde değil, hayatın içinde güvence altına alınmalıdır.”