Sevgili günlük…

25 Ocak 2026

21 Ocak, İstanbul

Dünya siyasetinde her şeyin, bütün özgürlükçü, eşitlikçi, adalet üzerine kurulu, insan haklarından bahseden söylemlerin tamamının yalnızca bir kurgu olduğunun bu kadar açığa çıktığı başka bir zaman dilimi olmamıştı sanırım. Batı uygarlığı olarak göklere çıkardığımız, ona ulaşmak için çok şey feda etmeye hazır olduğumuz düzenin, bir ‘düzen’den başka bir şey olmadığı, bir oyun olduğu kendi kendine gözlerimizin önüne seriliverdi. Gazze için sesini çıkarmayan ve üç maymunu oynayan ülkelerin tamamı Grönland söz konusu olduğunda çaresizce mızıldanıp duruyor. 

Huzurlu, kimsenin kendilerine bulaşmayacaklarından emin oldukları minik kıtalarında hiç de güvende olmadıklarını önce Putin, sonra da Trump gösteriverdi onlara.  

23 Ocak, Çanakkale

Güzel başlayan yağmur ve fırtınayla devam eden bir araba yolculuğundan sonra dün akşam 19.00 gibi Assos’a, Simurginn’e vardık. Levent her zamanki gibi süratli kullandı arabayı, eğer o sırada kafasını takıntılı bir şekilde meşgul eden o belli konudan konuşmuyorsa. Ben de belli aralarla, “Hadi artık, gaza bas da varalım varacağımız yere,” diyerek konuyu kapatmaya çalıştım. 

Çok güzel bir yer Simurginn. Yalnızca parayla değil, ancak gusto sahibi biri tarafından ortaya çıkabilecek bir mekân. Dün gece iki şişe Cabernet Franc eşliğinde oradan buradan sohbet edip, buradaki iki genç çalışanla Fenerbahçe-Aston Villa maçını izleyip, ardından mışıl mışıl uyuduk. Bizden başka misafir yok Inn’de.

Sabah erken kalktım. Levent henüz uyurken, sonuna yaklaştığım Ian Rankin’in bir polisiyesini bitirdim ve güzel bir kahvaltı yaptım. Öğle saatlerini devirdik. Tom Waits dinleyip bu satırları yazıyorum. Bira ve yeni bir Ian Rankin romanına başlamak üzereyim. Hayat gri bir gökyüzü olarak üzerime üzerime geliyor. 

24 Ocak, Çanakkale

Yarın program için İzmir’e geçeceğiz. Bugün Simurginn’in sahibi Dilara’yla tatlı tatlı hayattan konuştuk. Hayat tecrübesi olan ve belli bir yaşın üzerindeki insanlarla zaman ne kadar yumuşak geçiyor. Bize çok güzel margaritalar ikram etti ve öğle yemeğinde çok iyi bir şarap eşliğinde nefis bir makarna yedik. Şimdi öğleden sonranın akşama evrilen saatlerinde, kapalı havaya rağmen otelin terasında oturuyorum. Yavaş yavaş şarabımı yudumlayarak Ian Rankin okumaya devam ediyorum. İçimdeki hayat sıkıntısı kaldığı yerden devam ediyor. 

Dün annemi özledim. Özlediğimi anlamam, ormana ve denize bakarken birdenbire sesini duymamla oldu. “Öyle deme oğlum,” diyen hüzünlü ve iyimser cümlesi gözlerimi yaşarttı. Yaşasaydı şimdi 79 yaşında olacaktı. Aslında ne kadar da olabilecek bir yaş. Eminim kendi kendine, bana ya da bir başkasına ihtiyaç duymadan yaşayabilir durumda olacaktı. Sıkıla sıkıla onun evine gittiğim, güzelim köftelerini yediğim pazar öğleden sonralarım olacaktı yaşasaydı. Onu sevmediğimi sandığım ama onsuz yapamadığım yıllar olacaktı hayatımda. 

Oysa şimdi çocuklarım dışında hiç kimsem yok. Onlar da doğal olarak kendi hayatlarını yaşıyorlar. Beni ne sıklıkla düşündüklerini bile bilmiyorum. Ölürsem üzülürler elbette ama kim babasını ne yapsın. Baba, anneyle aralarına giren bir yabancı dışında ne ki! Bu bir gerçek, hayal kurmamak lazım. Elbette beni seviyorlar ve bana bir şey olsa çok üzülürler. Ama ancak baba ve anneden çekip giderek büyüyebilir insan. Kendi hayatlarını kurmanın belki de en garantili yolu anne babayı terk etmek. Onların başına dert olmamak için elimden gelen her şeyi yapacağım. 

Polisiye romanımın, yayınlandıktan sonra bir film olmasını çok isterim. Çocukları boğularak öldürülen Melda’yı kimin oynamasını istediğimi bu sabah fark ettim: Birce Akalay. Elbette kabul ederse. Onun yaşına ve duruşuna çok uygun bir karakter Melda. Klinikteki psikiyatrı da Emir Çubukçu’nun oynamasını çok isterim. 

Terastaki yalnızlığımı ‘yeni para’ sahibi olduğu çok belli birkaç misafir bozdu. Tanrım, ne kadar da her şeyi biliyorlar! Araplar kötü, Amerikalılar salak, Kürtler cahil vs. Tiplerini bile görmek istemiyorum. Sırtım onlara dönük oturuyorum. Bakmadan, görmeden kalkıp gideceğim odama. 

Günün süsü Ahmet Oktay’dan: Gidişimin yolunda dönüşümün ayak izleri. 

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.