Bu yaz Londra planı yapanlar için küçük ama önemli bir not

Nisan ayında açılacak “Queen Elizabeth II: Her Life in Style” (Kraliçe II. Elizabeth: Stiliyle Bir Hayat) ilk bakışta bir moda sergisi gibi görünebilir. Ama bu sergi çok daha fazlas olacak. Yolunuz bu yaz Londra'ya düşerse kaçırmayın.

2 Şubat 2026

Henüz Nisan ayına aylar varken Buckingham Sarayı’nın dış cephesinde alışılmadık bir hareketlilik var. Bugün sarayın önünden geçerken dikkatimi çekti iskeleler kurulmuş, taş cephe temizleniyor, ana giriş kapısı onarılıyor; saray adeta büyük bir sahneye hazırlanıyor. Ama bu sıradan bir bakım değil; Buckingham Sarayı, nadiren yaptığı bir şeyi yapmaya hazırlanıyor: hafızasını açıyor. Üstelik biletler şimdiden satışta. Londra kültür takvimini biraz bilenler bilir: geç kalırsanız, kapıda kalabilirsiniz.

Yani bu yaz Londra’ya yolu düşecek olanlar, sadece bir sergi değil, ilk ve tarihî bir deneyime şahit olacaklar.

Moda mı, Tarih mi?

Nisan ayında açılacak “Queen Elizabeth II: Her Life in Style” (Kraliçe II. Elizabeth: Stiliyle Bir Hayat) ilk bakışta bir moda sergisi gibi görünebilir. Ama bu sergi çok daha fazlası: Birleşik Krallık tarihinin en uzun süre tahtta kalan monarkının yaşamını, sorumluluk, temsil ve süreklilik kavramları üzerinden okuyan kapsamlı bir tarih anlatısı. Kıyafetler burada yalnızca estetik nesneler değil; devlet geleneğinin sessiz ama güçlü dilini taşıyan belgeler olarak sergilenecek.

Serginin zamanlaması tesadüf değil. Kraliçe II. Elizabeth’in 100 yaşına gireceği yılda kurgulanan bu seçki, onun kendine özgü Britanyalı stilini kutlarken, monarşinin modern dünyadaki yerini yeniden düşünmeye davet ediyor. Geçmişi romantize eden bir nostalji değil; sürekliliğin nasıl inşa edildiğini gösteren güçlü bir hafıza çalışması.

Zamanın İzini Sürmek

Kraliçe’nin hayatı, bir prenses olarak attığı ilk adımlardan küresel ölçekte bir devlet figürüne dönüşmesine kadar on farklı on yıla yayılan kesintisiz bir zaman çizgisi sunuyor. Sergi, bu uzun yolculuğu kıyafetler üzerinden anlaşılır kılıyor: gündelik yaşamdan devlet törenlerine, ulusal krizlerden küresel diplomasi sahnesine kadar.

En Kapsamlı Sergi

Yaklaşık 200 parçadan oluşan sergi, Kraliçe II. Elizabeth’in stiline adanmış en kapsamlı sergi olma özelliğini taşıyor. Pek çok parça ilk kez kamuoyuyla buluşacak. Kıyafetlerin yanı sıra mücevherler, şapkalar, ayakkabılar ve aksesuarlar; daha da önemlisi, daha önce hiç sergilenmemiş tasarım eskizleri, kumaş örnekleri ve Kraliçe’nin el yazısıyla aldığı notlar serginin merkezinde yer alacak.

Sergide öne çıkan parçalar arasında nedimelik elbisesi, düğün elbisesi, taç giyme töreninde giydiği ikonik kıyafet ve Prenses Margaret’in düğününde tercih ettiği özel kombin bulunuyor. Her biri yalnızca estetik değil; dönemin ruhunu, devlet geleneğini ve sembolik dili yansıtan birer tarih belgesi.

Serginin küratörü ve The King’s Works of Art’ın Surveyor’ı Caroline de Guitaut, bu çalışmayı Kraliçe’nin ne giydiğini değil, nasıl temsil ettiğini anlamaya yönelik bir davet olarak tanımlıyor. Bu yaklaşım, sergiyi moda meraklılarının ötesine taşıyor; tarih, diplomasi ve kurumsal hafıza açısından bir başvuru noktası.

Bir Muhabirin Gözünden

Bu sergi, benim için yalnızca tarihsel değil, gazeteci hafızamla da kesişiyor. Doğan Haber Ajansı’nın İngiltere muhabiri olarak, Kraliçe II. Elizabeth’in hayatını ve saraydaki etkinlikleri yakından takip etme fırsatım olmuştu. Aklıma hemen 2011 yılındaki o dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Londra ziyareti geliyor; o ziyaret sırasında Kraliçe ile ilk kez bu denli yakın bir temas kurmuştum.

 

Resmi ziyaretin son günü, Gül’ü Buckingham Sarayı’ndan Türkiye’ye uğurlarken tanıklık ettim. Kraliçe, Gül’e el sallarken, ben de tüm anı video ve fotoğraflarla kaydediyordum. Araç uzaklaşırken Kraliçe ile yan yanaydık ve göz göze geldiğimiz o an, bana sessiz ama etkileyici bir selam gibiydi. Defalarca aynı davetlerde bulunmama rağmen, o gün ilk kez böylesine yakın ve doğrudan bir temas yaşandı.

Bugün sergiye baktığımda, yalnızca bir kraliçeyi değil; o anların temsil ettiği kurumsal hafızayı, zarafeti ve sessiz otoriteyi de görüyorum. Sergideki her parça, protokolün ötesinde, insanî bir yakınlığın izini taşıyor.

Tarih ve Günümüz

“Her Life in Style”, geçmişi romantize etmekten çok, monarşinin modern dünyadaki yerini ve süreklilik fikrini anlamaya çağırıyor. Kral III. Charles döneminde açılan bu sergi, Birleşik Krallık için olduğu kadar, çağdaş tarih okuması açısından da bir eşik niteliğinde.

Sergi, 10 Nisan 2026 tarihinde The King’s Gallery, Buckingham Palace’ta açılıyor ve 18 Ekim 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek. Yetişkin biletleri 22 sterlin (yaklaşık 2.300 Türk Lirası). Bu yaz Londra’ya yolu düşecek olanlar için, bu sergiyi mutlaka gezmelerini tavsiye ederim.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.