Bu söz, Boulder Ballet’nin sanat yönetmeni Ben Needham Wood’a ait. Ve onu ilk kez, San Francisco’da Marin Dans Tiyatrosu’nun otuzuncu yılı için sahnelenen büyük prodüksiyonun ardından dinledim.
O gece sahnelenen oyunun adı “Sophie” idi. Tesadüf bu ya, yeğenimin adı da Sofia…
Ve Sofia o sahnede, tam üç yaşından beri dans ediyor . Bugün on üç yaşına gelen Sofia gösterdiği başarılı performanslar sonunda tam dört ayrı rolde yer aldı.
Bu oyuna yetişmek için tam kırk saat yol geldim.
Üç uçak, üç şehir…
Geciken seferler, aktarmalar, uykusuz terminaller…
Ama sebebi çok basitti: Yetişmek istedim.
Yeni yılı Nice’te karşılamıştım. Marin Dans Tiyatrosu’nun 30. yıl kutlamasında Sofia’nın sahne alacağını son anda öğrendim. Ve içimde hiç tereddüt oluşmadı. Orada olmalıydım.
Çünkü ben önemli zamanlarda her ne pahasına olursa olsun sevdiklerimin yanında olurum.
Ve bir gazeteci olarak bilirim: Her yolculuğun sonunda seni bekleyen bir haber, bir hayat dersi vardır.

Marin Dans Tiyatrosu sıradan bir okul değil.
San Francisco merkezli bu kurum, 1996 yılından bu yana çocuklar ve gençler için profesyonel dansçılar yetiştiriyor. Üstelik bunu büyük ölçüde bağışlar, gönüllüler ve sponsorların desteğiyle yapıyor.
Dev bütçeler, ticari şovlar ya da gösterişli reklam kampanyaları olmadan…
Sadece sanat inancıyla. Ve sanatın topluma kattığı değerlerin farkında olarak .
Otuz yıldır yüzlerce çocuğun hayatına dokunmuş, disiplin kazandırmış, sahneyle tanıştırmış bir yapıdan söz ediyoruz. Bu yıl da bu uzun yolculuğu, “Sophie” adlı büyük prodüksiyonla kutladılar.
Takdire değer olan da tam olarak bu: Sanatı bir lüks değil, bir insan hakkı olarak gören bir anlayış.

Sofia’yı sahnede izlerken şunu düşündüm:
Dans sadece estetik değildir.
Dans, bir çocuğun omurgasını düzeltir – yalnız bedenini değil, karakterini de.
Sorumluluk almayı öğretir.
Korkuyu yönetmeyi öğretir.
Sessiz kalmadan duyguyu ifade etmeyi öğretir.
Ve belki de en önemlisi:
İç disiplin kazandırır.
On yıldır dans eden bir çocuğun duruşu ile, hayatta savrulan bir yetişkinin duruşu arasında büyük fark var. O gece Sofia’nın duruşu ve gece boyunca sergilediği performans gözlerimi yaşarttı.

Ben Needham Wood ile yaptığım röportajda şunları söyledi:
“Çocuklar dansa ne kadar erken başlarsa, bedenleriyle zihinleri arasında o kadar güçlü bir bağ kurar. Bu bağ sahnede kalmaz; hayata taşar.” İdeal yaşın 5–6 olduğunu söylüyor.
Ama ekliyor:
“Ergenlikte ya da yetişkinlikte başlamak için asla geç değildir. Dans, insanın kendini her yaşta yeniden tanımasına izin verir.”
Ve dansın büyüsünün ne olduğunu sorduğumda aldığım cevap ise beni çok etkiledi.
“Müzik, insanın duygusal merkezine doğrudan ulaşır. Bedeni duyguyla buluşturduğunuzda kişi kendi hislerini düzenlemeyi öğrenir. Bu, güçlü bir benlik duygusu yaratır.”
Belki de en çarpıcı cümlesi şuydu:
“Dans eğitimi alan biri, karşısındakinin bedeninde saklı duyguyu okuyabilir. Bu empatiyi büyütür. Empati ise toplumları iyileştiren en büyük güçtür.”

Wood’un anlattığı tarihsel bir detay da çarpıcıydı:
Savaşlardan sonra ilk açılan yerler hep tiyatrolar ve sahneler olur.
Çünkü insanlar acılarını önce sanatla işler. Yaslarını müzikle, hareketle, hikâyeyle paylaşır. Ve toplum, böyle iyileşmeye başlar.
Dans bu yüzden sadece bir gösteri değil; sessiz bir toplumsal terapidir.
Bir çocuğun sahnesinde gördüğüm gelecek
O gece sahnede şunu gördüm:
Kendine güvenen bir çocuk.
Duygusundan kaçmayan bir genç kız.
Sorumlulukla büyüyen bir insan.
Bu sadece bir bale eğitimi değil.
Bu, hayata hazırlanma biçimi.

Ailelere şunu söylemek isterim:
Çocuklarınızı yalnızca sınavlara değil, sahnelere de hazırlayın. Çünkü sanatla büyüyen çocuk, hayatta daha sağlam yürür.
Ve biz yetişkinler…
Belki yeniden dans etmeyi hatırlamalıyız.
Çünkü dans eden insan, önce kendini anlar. Kendini anlayan insan, başkasını incitmez. Ve böyle insanlar çoğaldıkça, dünya biraz daha yaşanır bir yer olur.
Kırk saatlik yolculuğa değdi.
Üç uçak, üç şehir, uykusuz bir beden…
Ama bir sahnede yalnızca yeğenimi değil, sanatın insana verdiği insanı insan yapan sessiz gücü yeniden gördüm.
14 Ocak 2026 - “Dans, insana önce kendini öğretir. Kendini anlayan insan, dünyayı daha az incitir”
7 Ocak 2026 - Fransızlar Neden Çok Yemesine Rağmen Şişmanlamaz?
25 Aralık 2025 - Yeni Yıla Girerken: Kilo Vermekten Önce Değerleri Tartmak
17 Aralık 2025 - Hayat Bir Mutfaktır: Cesaretle Başlayan Her Yol, Yıldıza Gider