Londra’daki Uzun Kuyrukların Sırrını Hafız Mustafa 1864’ün Sahibi Avni Ongurlar Anlattı

Londra'nın 'göbeği' denebilecek bir semtte, tam da ünlü Harrods mağazasının karşısında kocaman bir dükkan. Adı 'Hafız Mustafa 1864.' Yazarımız Aynur Tattersall, önünde müşterilerin kuyruğa girdiği bu dükkanın sahipleriyle konuştu, o tatlıcıyı anlattı.

5 Şubat 2026

Bir tatlıcı…

Sadece baklava mı satar?

Yoksa bir ülkenin ahlakını, aile terbiyesini ve ticaret felsefesini de mi taşır?

Londra’nın kalbinde, Harrods’un hemen karşısında uzayan kuyruklar bu sorunun cevabını veriyor.

Bu kuyruklar yalnızca şerbetli tatlılara değil; ilkelerine sadık bir aile hikâyesine uzanıyor.

Adı tanıdık: Hafız Mustafa 1864.

Ama Londra’daki varlığı, alıştığımız “yurtdışına açılan Türk markası” anlatılarının çok ötesinde.

Sabah Beşte Açılan Bir Hayat

Bu hikâyenin merkezinde bir baba var.

Avni Ongurlar.

On yaşında, dayısının yanında tezgâhın arkasına geçmiş bir çocuk.

İlk öğrendiği şey tatlı yapmak değil.

Cam silmek.

Yanlış duymadınız.

Ama öyle sıradan bir silme değil.

“Cam parlayacak,” dermiş dayısı.

“İnsanlar cam olduğunu fark etmeyecek.”

Defalarca sildirirmiş.

Çünkü vitrinin temizliği, içeridekine duyulan saygının aynasıymış. Dayısı öyle öğretmiş .

Avni Bey iş yapmayı işte böyle öğrenmiş.

Sabah beşte dükkânı açan, gece en son kapatan kişi olarak.

Bugün de değişen bir şey yok.

Londra’daki mağazada da aynı disiplin, aynı dikkat, aynı tevazu.

Üç Kuşak, Tek Terbiye

Londra’daki buluşmamızda aynı karedeydik: Avni Bey, oğlu Eren Ongurlar ve üçüncü kuşak torunu Timur.

Bu tesadüf değil.

Bu bir sistem.

Avni Bey, kendi çocuklarını da beş yaşında tezgâhla tanıştırmış. “Hayatı erken öğrensinler,” demiş.

Sorumluluğu, emeği, sabrı…

Bugün modern aile şirketlerinde nadir görülen bir şey var burada:

Herkes babayı dinliyor.

Ego yok.

Acele yok.

“Söz bende” yarışı yok.

Bu yüzden Hafız Mustafa yalnızca büyümüyor; sağlamlaşıyor.

Bir Türk Markasının Desteksiz Londra Yolculuğu

Bu hikâyenin özellikle altını çizmek gerekiyor.

Hafız Mustafa, hiçbir devlet teşviği, fon ya da kurumsal destek almadan Londra’ya geldi.

Tek sermayesi: itibar.

Londra’daki işletmenin ev sahibi Yunanlı. Hafız Mustafa’nın mağazayı kiralamak istediğini duyduğunda tereddüt etmeden “hemen verelim” demiş. Bu refleks, tabeladan önce konuşan şeyin marka güveni olduğunu gösteriyor.

Londra gibi rekabetin sert, müşteri sadakatinin zor olduğu bir şehirde —üstelik bir tatlıcı olarak — kuyruk oluşturmak, başlı başına bir güç göstergesi.

Bu yalnızca ticari bir başarı değil; sınırları aşan bir saygınlığın sonucu.

Bugün:

•Türkiye’de 18 şube,

•Dubai’de 5 şube,

•Londra’da 1 amiral mağaza var.

Sıradaki hedefler net: New York ve Paris. Paris için iddialılar. Çünkü orası tatlının değil, seçiciliğin başkenti. Orada da kuyruk yapacaklarına inanıyorum.

İkram Müessesesi: Bereketin Görünmeyen Hesabı

Londra’da bir restorana girersiniz.

Çayı bile faturada görürsünüz.

Ama Hafız Mustafa’da kapıdan girer girmez herkese büyük bir dilim baklava ikram ediyor .

Ücretsiz.

Sessizce.

Avni Bey buna “ikram müessesesi” diyor.

“Ürününe güvenen ikram eder,” diyor.

“İkramda bereket vardır. Müşteri o gün  almasa bile, bir gün mutlaka geri döner.”

Bu sadece ticari bir strateji değil.

Bu, Anadolu’dan gelen kadim bir felsefe.

İkram;

– paylaşmayı,

– güveni,

– bolluk bilincini temsil eder.

Kıtlık korkusuyla değil, bereket inancıyla hareket etmektir.

Ve Londra’da bu kültür çalışıyor.

Çünkü samimi.

Ticaretin Terazisi: Bir Denklem

Hafız Mustafa’nın başarısını dün gece bir kez daha Eren Ongurlar özetledi.

Yıllar önce İstanbul’da, tesadüfen girdiğim Hafız Mustafa dükkânında karşıma çıkmıştı. O gün Eren son derece mütevazıydı; tezgâhın arkasındaydı.

Londra’dan geldiğimi duyduğunda, hiç düşünmeden bana bir kahve ikram etmişti.

“Burada misafirsiniz,” demişti. İçimden “Keşke Londra’ya gelebilseler bu zihniyetle çok başarılı olurlar” demiştim .

Dün gece Londra’da, artık küresel bir markanın temsilcisi olarak aynı şeyi söyledi.

Ve sonra durup ekledi:

“Bu işletmenin özeti tek kelimeyle anlatılabilir: Terazi.”

Ve bu terazi, basit ama sarsılmaz bir denklemle çalışıyor. Kağıda çizdi şöyleymiş ;

•T → Terazi

•İ → İtibar

•C → Cesaret

•A → Analiz

•R → Risk

•E → Edep

•T → Tecrübe

Bu yedi unsurdan biri eksik olduğunda, kefeler şaşar.

Hafız Mustafa’nın farkı, bu dengeyi yıllar geçse de, şehirler değişse de bozmadan büyüyebilmesinde yatıyor.

Londra’da Üretim, Türkiye’yi Temsil Etmek

Tatlılar Londra’da yapılıyor.

Ama sıradan bir mutfakta değil.

Adeta bir hastane sterilitesinde kurulmuş fabrikada.

“Türkiye’den getirebilirdik,” diyor Avni Bey.

“Ama biz burada Türkiye’yi temsil ediyoruz. En iyisini yapmak zorundayız.”

Türk ustalar günlük üretim yapıyor.

Hepsi Türkiye’den gelmiş.

İngiltere’de çalışabilmeleri için İngilizce eğitim almışlar.

Avni Bey, gelmeden önce öğretmenler tutmuş. Birleşik Krallığın tüm kuralarını yerine getirmek için .

Çünkü burada iş yapmak kolay değil.

“Kurallar var,” diyor.

“Ve ciddi bir ticari ahlak anlayışı var.”

Kendisinin Türkiye’de yıllar önce kurduğu düzenin aynısı.

Bir Markayı Kurtarmak, Bir Mirası Taşımak

Avni Ongurlar, Hafız Mustafa 1864 markasını devraldığında:

Tek bir dükkân, 6 çalışan varmış.

Marka yıkılmak üzereymiş.

O hem ticari zekâsını kullanmış, hem de markanın ruhuna sadık kalmış.

Bugün gelinen noktada şunu net söylüyor:

“Biz sadece tatlı satmıyoruz.”

Tatlıdan Okula: Geleceğe Yatırım

Türkiye’de açılacak baklavacı ve lokumcu okulu, bu vizyonun en güçlü adımı.

Bu okulda:

•Eğitim dili İngilizce,

•Meslek eğitimi eksiksiz,

•Mezunlara iş garantisi,

•İngiltere, Dubai ve yeni açılacak yurtdışı şubelerinde istihdam sağlanacak.

Yani mesele yalnızca ürün değil.

İnsan yetiştirmek.

Hafız Mustafa 1864, bugün Londra’da sadece tatlı satmıyor.

Bir ticaret ahlakını, bir aile terbiyesini, bir kültürü temsil ediyor.

Avni Ongurlar ve ailesi bana şunu hatırlattı;

Ticaret hâlâ bir vicdan işi olabilir.

Ve terazi doğruysa,  -dünya neresinde olursanız olun denge sizi bulur. Yaptığınız için önünde kuyruklar olur.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.