Paris’te Aşk Haykırmaz, Fısıldar

14 Şubat 2026

Evet, bugün Sevgililer Günü.

Ve ben dünyanın en romantik şehirlerinden biri olarak anılan Paris’teyim.

Ama burada duralım.

Şuradan başlayalım:

Paris’e neden “aşıklar şehri” deniyor?

Herkesin bu konuda ezbere bildiği bir cevap var:

“Çünkü romantik.”

Yetmez bence.

Bu cevap fazla yüzeysel.

Benim cevabım biraz daha farklı:

Paris aşıklar şehri değil. Paris aşk şehri.

Ve bu fark, her şeyi değiştiriyor.

Paris’te Aşk Haykırmaz, Fısıldar

Paris’te aşk bağırmaz.

Gösteriş yapmaz.

El ele yürüyen çiftlerin bakışlarında, bir garsonun masaya bardağı koyuş biçiminde, bir otelin misafirine verdiği değerde kendini belli eder.

Burada aşk sadece iki insan arasında yaşanmaz.

İşe, hayata, detaya, deneyime duyulur.

Bu yüzden buradayız.

Bu yüzden Paris’e aşığız.

Aşk Bulaşıcıdır — Hem de Sandığınızdan Daha Fazla

Bunu bir teori olarak değil, bire bir yaşadığım bir gerçek olarak yazıyorum.

Buraya geldiğimden beri yan masalarda hep aynı şey var:

Birbirine aşkla bakan insanlar.

Birlikte gülmekten çekinmeyen çiftler.

Hayatla barışık yüzler.

Ve itiraf ediyorum:

Bu bana da geçiyor.

Yanımda aşk varsa, ben de yumuşuyorum.

Daha şefkatli, daha anlayışlı oluyorum.

Ama şunu da biliyorum:

Yanımda öfke varsa, içime de huzursuzluk yerleşiyor.

Psikoloji buna duygusal bulaşma diyor.

Felsefe ise çok daha sade anlatıyor:

İnsan, içinde bulunduğu duygunun ortalamasıdır.

Yani evet…

Aşk bulaşıcıdır.

Ama öfke de. Kırgınlık da.

Aşk Nasıl Kalıcı Olur?

Etrafınızda birbirine aşık dostlar varsa…

Anne babası arasında sevgi olan bir evde büyüdüyseniz…

İşini severek yapan insanlarla yan yanaysanız…

Aşk hayatınızda da normalleşir.

Ulaşılmaz bir hayal olmaktan çıkar.

Aşkı Sadece İlişkiye Hapsetmeyin

Aşk sadece bir insana duyulan duygu değildir.

Aşk;

– işine,

– hayatına,

– üretmeye,

– hizmete duyulan bağdır.

Paris’i “aşk şehri” yapan şeylerden biri de  budur.

Aşkı Görmek ve Bulaştırmak

Aşkı fark eden insan, onu çoğaltır.

Görmezden gelen ise eksikliğini büyütür.

Deneyim Satmak: Paris’in Sırrı

Bugün Paris’te Sevgililer Günü nedeniyle neredeyse tüm oteller dolu.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Hôtel George V.

Geceliği en düşük 5.000 Euro.

300 odasının tamamı dolu.

İnsanlar buraya sadece uyumaya gelmiyor.

Deneyim yaşamaya geliyor.

Yıllar önce de doğum günümü kutlamak için burada kalmıştım.

Kimseye ne gazeteci olduğumu ne de doğum günüm olduğunu söylememiştim.

Ama odaya girdiğimde beni bekleyen şey şuydu:

Çikolatadan yapılmış bir daktilo.

Beyaz ve siyah çikolatadan.

Şeridinden geçen yenilebilir bir kâğıtta şu yazıyordu:

“Doğum günün kutlu olsun Aynur.”

Bu jesti unutmadım.

Ve işte bu yüzden defalarca geri döndüm, dönüyorum.

Aşk detayda saklıdır.

Paris bunu çok iyi biliyor.

Aşk Ortamla Çoğalır

Paris’te kafeler neden bu kadar biliniyor biliyor musunuz?

Sadece kahve iyi diye değil.

Garsonun bakışı, masaya yaklaşımı, sabrı…

Hepsi bir bütün.

Bu yüzden Paris’te aşk sadece yaşanmaz.

Öğretilir.

Ve bu yüzden şunu net söylüyorum:

Etrafınızı aşkla donatın.

Hâlâ Aşkı Arayanlara: Kendinize Sorun

Eğer hâlâ “Ben aradığım aşkı bulamadım” diyorsanız,

kendinize şu soruları sorun:

•Siz aşkı ararken gerçekten neyi arıyorsunuz?

•Aşk sizin için ne ifade ediyor: huzur mu, tutku mu, güven mi?

•Aşk somut bir şey olsaydı;

– bir renge,

– bir kokuya,

– bir objeye benzese

ne olurdu?

•Hayatınızda şu an aşkla yaptığınız tek bir şey var mı?

Cevaplarınız, aradığınız aşkın haritasını çizer.

Aşk bir mucize değil.

Bir ekim biçimi.

Ne ekerseniz, onu çoğaltırsınız.

Aşk ve sevgi tohumları ekin.

Size, aynı biçimde ve katlanarak geri dönecektir.

Paris’ten, aşkın fısıltıları arasından…

Sevgililer Günü’nüz kutlu olsun.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.