Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananları izliyor musunuz?..
Bu görüntüler karşısında dehşete düştüm.
Kayyum rektör Naci İnci’nin kararıyla Güney Kampüste yer alan kulüp odalarının boşaltılarak Hisar Kampüse taşınması talimatı verilmiş.
Öğrenciler karara karşı çıkıyor.
Haklılar da.
Bu kulüpler üniversite ruhu demek…
Öğrenci dayanışması, sanat, düşünce, tartışma, kolektif olarak bir şeyler üretme…
Üniversitenin amacı tam da bu değil mi?
Ama öğrencilerin fikirleri sorulmadan, talimatla odalar operasyonla boşaltılıyor.
Asıl maksat belli: Sessiz bir gençlik.
Sadece derse girip çıkan öğrenciler..
Soru sormayan.
Üretmeyen.
Bir araya gelmeyen.
Çünkü kulüp demek; özgürlük demek… Yanyana gelmek demek…
Neymiş?
Derslik yapılacakmış.
Hepimiz biliyoruz ki, bu bir derslik meselesi değil.
Bu, Boğaziçi’ni üniversite olmaktan çıkarma meselesi.
Gece yarısından beri protestolar var.
Ama protestolar izleseniz, sanki suç çetelerinin, terör örgütüne operasyon yapılmış gibi görünüyor.
Tomalar, coplar…
Rezalet!
Suçlu mu var?
Yok.
Silah mı var?
Yok.
Ama ne var?
Kültür var.
Sanat var.
Spor var.
Dayanışma var.
Ne Boğaziçi’ymiş arkadaş.
Yıllardır sistematik olarak bitirmeye çalışıyorlar.
Ama olmadı…
O yüzden halen devam…
7 Mart 2026 - Sezen yazdı, 8 kadın söyledi: Kadın iyileştiren bir güç
4 Mart 2026 - Ziller kimin için çalıyor: Bir nesli kaybediyoruz, farkında mısınız?
3 Mart 2026 - Esas savaş başka yerde
28 Şubat 2026 - En zor sahnede güçlü bir Türk markası: Kısmet by Milka
27 Şubat 2026 - Bir kadın… Bir kulüp… Bir içki… Ve saf kötülük