Bursa. 9 Ekim 2024.
16 yaşında bir kız çocuğu. Zeynep Naz Sarıkaya. Lise öğrencisi. Işıklı yaya geçidinden karşıya geçmeye çalışıyor. Ehliyetsiz bir sürücü çarpıyor. 10 gün hastanede yatıyor. Kurtulamıyor.
Sürücüye verilen ceza: 2 yıl 8 ay.
Yattığı süre: 54 gün.
54 gün.
Ama asıl şoku duymadınız henüz.
Aile, tazminat davası açıyor.
Karşı tarafın avukatı ne yapıyor biliyor musunuz? Mahkemeye dilekçe yazıyor. “Araçtaki 300 bin liralık hasar ve değer kaybının aileden karşılanmasını talep ediyoruz” diyor.
Evet, doğru okudunuz.
Kızlarını kaybeden aileden, kızlarını öldüren aracın tamirini istiyorlar!
Anne Ümmügülsüm Sarıkaya ne diyor?
“Kızımın ciğerlerini patlatan, kemiklerini kıran her parçanın bedelini istiyorlar bizden.”
Bu cümlenin karşısında ne söylenir ki?
Ehliyetsiz araç kullanıyorsun. Bir çocuğa çarpıyorsun. 54 gün yatıyorsun. Sonra bir de “arabamın parasını verin” diyorsun.
Bu dilekçeyi yazan avukat elbette ki bir hukuki gerekçeye ve boşluğa dayanarak yazmıştır. Ancak bir mesleği icra etmek, vicdan elbisesini tamamen üzerinden çıkartmayı gerektirmez.
Bu aynı şekilde suçlunun kendisi ve ailesi için de geçerli. Böyle bir dilekçeye nasıl rıza verebilirsiniz?
Adalet sistemi buna ne diyor?