Koruma polisi şemsiye taşımak için mi vardır?

20 Şubat 2026

Kaymakam Neslihan Kısa Duman’ın, Erzincan’ın Tercan ilçesindeki kurtuluş günü kortejinde yürürken koruma polisine şemsiye taşıttığı görüntüleri izlediniz mi?

Ben tesadüfen denk geldim.

Durdum.

Bir daha baktım.

Tuhaf.

Gerçekten tuhaf.

Bir de insanın içini hafiften burkan bir tarafı var.

Gencecik bir kadın.

Sağlıklı.

Dinç.

Eli ayağı tutuyor.

İleri yaşta biri olsa, rahatsızlığı olsa, hadi neyse…

Ama burada öyle bir durum yok.

Şemsiyesi tutan el gayet rahatlıkla kendi eli olabilirdi.

Ama değil.

Onun yerine bir koruma polisi tutuyor.

Sessiz.

Doğal bir şey yapıyormuş gibi.

Sanki görev tanımının en olağan maddesi buymuş gibi.

Daha acı olan ne biliyor musunuz?

Kaymakam Hanım’ın bu durumdan en ufak bir rahatsızlık duymaması.

O şemsiyeyi taşıtan bir eda var.

O gücü giymiş.

İçselleştirmiş.

“Bu zaten böyle olur” rahatlığı.

Sorun tam da burada başlıyor.

Çünkü koruma polisi, aksesuar değildir.

Protokol süsü hiç değildir.

Koruma polisi, tehdit analiz eder, risk hesaplar, anlık refleks geliştirir, gerekirse bedenini siper eder.

Şemsiye tutmak için yetiştirilmez.

Devlet ciddiyeti dediğimiz şey de tam burada başlar.

Makam aracından önce.

Kortejden önce.

Şatafattan, bayraklardan, üniformalardan önce…

Görev tanımına sadakatle başlar.

Kamu görevlisinin yanında yürüyen polis, onun keyfini, konforunu, rahatını sağlamak için değil, onun ve kamunun güvenliğini sağlamak için vardır.

Bu ayrım çok önemlidir.

Çünkü bu çizgi silikleştiği anda, devletle iktidar, görevle ayrıcalık, hizmetle kibir birbirine karışır.

“Dünyanın her yerinde var” denebilir.

Doğru.

Her yerde koruma var.

Ama her yerde koruma hizmetkara dönüşmez.

Demokratik ülkelerde koruma, güvenlik sağlar, tehdit görür, risk yönetir.

Şemsiye tutmaz.

Çanta taşımaz.

Kişisel konfor düzenlemez.

Çünkü bunlar güvenlik değil ayrıcalıktır.

Bazı ülkelerde bu görüntüler normalleşmiştir. Ve bu asla tesadüf değildir. Oralarda makam şahsileşir, güç içselleştirilir, devlet kişinin rahatına indirgenir.

Belki kaymakam hanım çok tatlı biridir.

Belki işini de iyi yapıyordur.

Bilemem.

Ama bu görüntü yakışmamış.

Mütevazılık nerede?

Alçakgönüllülük nerede?

“Ben de sizin gibi bir insanım” hissi nerede?

“Onca şey olurken buna mı takıldın” diyebilirsiniz.

Haklınız.

Ama işte bazen bu küçük gibi görünen sahneler bir araya gelince koca bir zihniyeti ele verir.

Ve resim…

Git gide daha da tuhaflaşır.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.