Başakşehir Kayaşehir’deki Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu. Saat 08.35 civarı. 15 yaşında bir kız çocuğu, mezun olduğu eski okuluna elinde bıçakla geliyor. 8 kız öğrenci yaralanıyor. Yaşları 10 ile 13 arası.
10 ile 13.
Ve o çocuklardan biri hayatını kaybetti.
Ben bu cümleyi yazarken bile ellerim titriyor. Bir çocuk öldü. Bir başka çocuk katil oldu.
Şimdi herkes soruyor: Nasıl oldu? Kim izin verdi? Okulun kapısında kimse yok muydu?
Bunlar sorulmalı, evet.
Ama ben başka bi şey soruyorum: Bu çocuk o sabah evden çıkmadan önce, aylar önce, belki yıllar önce, kimse bi şey fark etmedi mi?
Onu gören, dinleyen, “sende bir şey var, gel konuşalım” diyen tek bir yetişkin olmadı mı?
Biz hep olaydan sonra konuşuyoruz. Sonra unutuyoruz. Sonra yine olaydan sonra konuşuyoruz.
Artık yeter!
Yaralı çocuklarımıza acil şifalar diliyorum. Kaybettiğimiz yavrumuzun ailesine nasıl sabır dilenir, bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum: Bir sonraki haberi beklemeye hakkımız yok!

Boğaziçi’nde dün ne oldu, biliyorsunuz di mi…
Öğrenciler, yemekhane zammını protesto etti. Kısa sürede ikinci zam: 50 lira olan bi öğün yemek, 85 lira olmuş.
Gençler ne yaptı?
Turnikelerin üzerinden atlayıp yemekhaneye girdiler ve yemek dağıttılar. Taş atmadılar, cam kırmadılar. Yemek dağıttılar.
Peki karşılığında ne geldi?
Kampüse çok sayıda özel güvenlik görevlisi, kalkanlı çevik kuvvet ekipleri ve araçlar. Kuzey Kampüs’te birçok nokta ablukaya alındı.
Bu ülkede hırsızlar, uğursuzlar, tecavüzcüler, fon vurguncuları, kara paracılar elini kolunu sallayarak geziyor. 36 suç kaydı olan adamlar ortalıkta dolaşıyor.
Ama hakkını arayan öğrenciye kalkanlarla, ablukayla gidiliyor.
Öğrenciler de tam bunu söyledi zaten: Fon skandalı konuşulurken, öğrencinin cebine göz dikiliyor.
Bu gençler suçlu değil. Dışarıya salmaya çalıştığınız terörist başı hiç değil.

Biliyorsunuz, Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı.
Yıllardır Pİ Kadın Kanserleri Derneği ile omuz omuza çalışıyoruz. Pek çok proje, yüze yakın kolye atölyesi… Üyesi de olduğum bu derneğin kadınları müthiş! Çoğu, hayatının bi döneminde kanser tanısı almış. Şimdi başka kadınların elini tutuyorlar.
Kurucusu Arzu Karataş da bu deneyimi yaşamış, uzun yıllar derneğe başkanlık yapmıştı. Bugün başkan Serap Çelik ve bütün ekip aynı dayanışmayı büyütüyor.
Depremden etkilenen, kanser tanısı almış kadınlar ve aileleri için Hatay Samandağ’da Kız Kardeşim Köyü’nü kurdular. Kemoterapi nedeniyle saçlarını kaybeden kadınlara peruk desteği sağladılar. Daha pek çok kadının yanında oldular, oluyorlar…
Dün de İzmir Acıbadem Kent Hastanesi’yle birlikte, çok değerli bi etkinlik düzenlediler. Benden de moderatör olmamı rica ettiler. Seve seve kabul ettim. Sloganımız: “Seven fark eder!”
Meme radyolojisi uzmanı Prof. Dr. Merve Gürsoy Bulut, meme cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Kemal Atahan, medikal onkoloji uzmanı Prof. Dr. Bülent Karabulut ve Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk’le konuştuk.
Ben sordum, onlar anlattı. Taramaları, erken teşhisi, ameliyatları, tedavileri…
Tanı alan kadınların ve yakınlarının nelere ihtiyaç duyduğunu, onlara nasıl destek olduklarını da konuştuk.
Sonra Aslıhan Lütfiye Daltaban, Göknil Turhan ve Ebru Bozkurt hikayelerini bizimle paylaştı. Tanı aldıkları anı, korkularını, onlara güç verenleri… Her kadının deneyimi farklıydı.. Ama hepsi bize çok şey öğretti.
En güçlü mesajlardan biri şuydu: “Bizim başımıza gelmez” demeyelim!
Ailede kanser öyküsünün olmaması, sağlıklı beslenmek, spor yapmak, “Benim başıma gelmez” anlamına gelmiyor. Kendimize iyi bakalım. Ama kontrollerimizi de ihmal etmeyelim.
Özellikle 40 yaşından itibaren mamografi taramalarımızı aksatmayalım. Yaşımıza ve riskimize uygun takip planını hekimimizle konuşalım.
Tarama kanseri önlemiyor; erken yakalama şansımızı artırıyor. Mememizde bi değişiklik fark edersek de, kontrol gününü beklemeden doktora başvuralım.
Hocalarımıza, hikayelerini bize açan kız kardeşlerimize, derneğin müthiş kadınlarına ve Acıbadem İzmir Kent Hastanesi ekibine çok teşekkür ederim.