Görmezden Gelmek İstenen Aslında Hayat

9 Mart 2026

Bile bile yanlış çok kötü bir şey.

Onu alışkanlık edinmek, bizi, bir sebzeye bilinçli olarak sağlığa zararlı bir madde katmış birinin fenalığından market raflarında kendimizi ve çocuklarımızı korumaya çalışırken, özde aynı ahlâki yanlışta biri olmaya yakınlaştırabilir. 

Çünkü “Bilinç” işimize geldiğinde başvurulan, istersek bir kenara bırakacağımız bin şey değildir.

Başucumuzda tuttuğumuz kitaplarda aslında kendi hayatlarımız olduğunu düşündüğüm için gene onlardan örnek vereceğim.

Çehov’un öykülerinde rastladığımız bir ‘karakter örneği’ var.

Kendi sorumluluklarından kurnazca sıyrılan, lafın üstü örtülüsünü anlamayan ve ima edilenleri görmezden gelen kişiler. 

Bu tipler, mesela Belikov, Davadaki Adam(The Man in a Case) adlı kısa öyküdeki karakter, daralttığı görüşlülüğüyle; gene aynı büyük yazarın, insanın yavaş yavaş nasıl sıradanlaştığını, içten içe nasıl köreldiğini anlattığı en güçlü öykülerinden “İonich” de genç bir doktor olan Dmitri Startsev içten içe soğuyan hayatıyla hem kendini hem çevresini yorar.

Bu tür bir insan önce kendini kandırıyor olmalı. 

Başka türlü, insan hayatın onun önüne çıkardıklarını, sorumlulukları bile isteye ‘görmemeye’ kendini nasıl inandırır, geçici avunmaları nasıl bulur, benimsediği hangi görüşler onu rahatlatır? 

Ama o kişi kaçtıklarıyla çevresini yorar, insanlar kırılır, mesafe koyar, sessiz hayal kırıklıkları birikir.  

O adet edindiği alışkanlığıyla, bunu da görmezden gelebilir.

Kendisi de yaşamını gerçek olmaktan uzaklaştırır; o avunmalar, küçük yalanlar ve görmezden gelmeler ilişkileri yapaylaştırır, iletişimi donuklaştırır, samimiyeti azaltır. 

Okuduklarıyla sterilleştirilmiş, daha uzun ve daha estetik görünmek peşinde, kendilikten uzak bir hayat bizi ürettiği gıdanın miktarını artırmak için bile bile sağlığınızı tehdit etmeye kalkışan ile aynı moral düzeye getirebilir.

Çehov gösterir ki, öyle davranış yalnızca sosyal kötüleşme değil, içsel yorgunluklar da üretir. 

Görmezden gelmeler kısa vadede rahatlık sağlar ama hem ruhu hem hayatı yavaş yavaş bir çöküşe sürükler.

İnsan kendine ve çevresine dürüst olmadığında, küçük görmezlikler birikir ve hem hayat hem insanın kendisi, hem ilişkileri yapaylaşır. 

Çehov’un andığım hikâye karakterlerinde olduğu gibi.

Duyuyor/ dinliyor gibi yapar, hiçbir şeyi üzerine almaz; Belikov gibi -kendince- gücünü gösterir. 

Hâlini-tavrını başkalarının fark edip etmeyeceğini dahi -ne mutlu ona ki- düşünmez.

Olur da ne yaptığının fark edilişini hissederse, bir yolunu bulur, kaçar. 

Çünkü kurduğu dünyanın sarsılacağı tehlikesini önünde sonunda sezer bir insan.

Anlatmaya çalıştığımı başlık yapmıştım:

Bence, görmezden gelmeye çalıştığımız, aslında, hayatın ne olduğu.

Onun, kendi çıkarımıza göre sınırlamak istediğimiz kadardan, insanın öyle bir varlıktan ibaret olmayışı.

Peki, cambaza bakarak yaşayalım, ama nereye kadar?

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.