Yangın Alarmı Çalmayan Medeniyet

13 Şubat 2026

“Proper İnsanın” İç Monoloğu (Yüzey)

“Ben kötü biri değilim.

Kimseye bağırmam.

Kimseyi kırmam.

Paylaşımlarım dengelidir.

Zaten sorun da aşırılıklar değil mi?

Herkes çok öfkeli.

Herkes çok kesin konuşuyor.

Herkes siyah ya da beyaz düşünüyor, oysa griler de var.

Biraz sükûnet lazım.

Evet, haksızlıklar var.

Görmüyor değilim.

Ama her meseleye atlayamayız.

Her yangına koşamayız.

Birileri bağırıyor zaten.

Ben bağırırsam ne değişecek?

Taraf olmak tehlikeli.

Yanlış yerde durabilirim.

İnsan bir cümleyle hayatını yakabiliyor artık.

Dikkatli olmak akıllılıktır.

Empati mi? Var tabii. Üzülüyorum.

Ama profesyonel hayat başka bir şey.

İşyerinde duygularla hareket edemeyiz.

Sistem var. Kurallar var.

Zaten kurallar bunun için değil mi?

Vicdanım rahat.

Uygun olanı yapıyorum.

Benden bekleneni yapıyorum.

Daha ne yapayım?

Önce kendi hayatım.

Önce ailem.

Onları korumam gerek.

Seviyorum onları.

Başkaları için kendimi yakmam sorumsuzluk olur.

Ben makulüm.

Ben dengeliyim.

Ben kimseye zarar vermem.

Yangın varsa, yetkililer ilgilenir.

Ben alarm çalmam.

Alarm çalmak abartıdır.

Ben kötü değilim.

Sadece ‘proper’ım. “

Sükûnetin Altındaki Ses (Sızı)

“Evet.

Kötü değilsin.

Zaten mesele de bu değil.

Kimse artık kötü olmak istemiyor.

Herkes makul. Herkes dengeli.

Herkes profesyonel.

Bir zamanlar ahlâk, iyi ile kötü arasındaki gerilimdi.

Bugün mesele iyi olmak değil, uygun görünmek.

Proper İnsan Devri”nde en büyük erdem, ölçülülük. 

En büyük günah, taşkınlık.

Çok sevmek taşkınlık.

Çok üzülmek taşkınlık.

Çok itiraz etmek taşkınlık.

Ama Yangın tam da bu kestirip atma kabuller yüzünden büyüyor.

Alevi sen çıkarmadın, doğru.

Ama dumanı normal saydın.

Kokuyu görmezden geldin.

Sessiz kalmayı erdem sandın.

Empati gereğini hissettin, ama yerinden kımıldamadın. 

Empati sığ bırakıldı.

Oysa empati olmadığında sevgi karşındakini hissetmek değil onu kendine benzetmekmiş.

Vicdanın vardı, ama onu prosedüre devrettin. Vicdan kurumsallaştırıldı.

Sevgi vardı, ama sınırlarını genişletmedin, sevgi özel alana çekildi.

Kimse bağırmadı.

Çünkü bağırmak aşırıydı.

Aşırılık ise uygun değildi.

Ama belki mesele yalnızca korku da değil. Yangın alarmını çaldırmayan şey, sistemin özü.

Çünkü bu düzen, ilerleme fikri üzerine kurulu: Sürekli büyüme, sürekli hız, vs.

İlerleme anlatısı şunu varsayıyor:

Yarın bugünden daha iyi olacak!

Yani, sistem çalışıyor. Aksaklıklar geçici.

Ama yangın alarmı, çalabilse, başka bir şey söyleyecek.

Bir şey temelden yanlış. Yani, 

Eğrinin üzerine doğru kurulamıyor.

Bu yüzden alarm, bu sistem için yalnızca gürültü değil. İşitilmek istenmeyen bir Meşruiyet krizidir.

İlerleme fikri üzerine kurulu, kendinden sonrasına sorgulamadığı itaatler üzerinden bakan bir hayat öyle bir uyarıyı, radikal kırılmayı kabul etmekte zorlanır.

Çünkü kırılma, kapitalist zihniyetin birikim mantığını tehdit eder.

Tam da bu noktada, proper kavramı devreye giriyor.

“Proper” insan, ilerlemenin psikolojik sigortası.

Panik yapma/Sistemi sarsma/Aşırıya kaçma/Güveni zedeleme!

Yangın alarmı çalarsa yatırım düşer.

Yatırım düşerse güven düşer.

Güven düşerse ilerleme anlatısı çöker.

Bu yüzden alarm, ilerleme mitine karşı bir itirazdır.

Ola ki en büyük kırılma, yangının kendisi değil, yangını haber veren sesin uygunsuz” sayılmasıdır.

Yangın Alarmı Çalmayan Medeniyet’ de kimse suçlu görünmez.

Herkes proper… Alarmın filan lüzumu yok!

Gene de İtiraz beni yazı masasının altından tekmeliyor: 

Üzerine kurulduğu değerleri unutan bu ‘medeniyet’ alarm çalmayı uygunsuz saydığı ilk an çözülmeye başlamış olabilir mi?”

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.