Orta Doğu'da tırmanan gerilimin ortasında İran, Hürmüz Boğazı'nı stratejik bir kaldıraç olarak kullanıyor ve bir darboğazın küresel piyasaları nasıl sarsabileceğini gösteriyor.
Tahran’ın, İran liderliğini devirmeyi amaçlayan ve devlet için varoluşsal bir tehdit olarak kaydettiği ABD ve İsrail saldırılarına verdiği ağırlıklı yanıt “Artık kırmızı çizgi yok” oldu. Bu ifade, verecekleri yanıtın kapsamının sadece askeri hedefleri değil, deniz kontrolü de dahil olmak üzere ellerindeki her türlü kaldıracı kapsayacağını aktarıyor.
Hürmüz Boğazı, geçişi küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin %21’ini ve küresel sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatının %20’sini kolaylaştıran, dünyanın en önemli enerji darboğazını temsil etmektedir. İran, ABD ve İsrail’i kapsayan süregelen askeri çatışma; doğrudan saldırılar, tehditler ve sigorta kapsamının kaldırılması nedeniyle gemi trafiğinin durmasıyla ticari sevkiyatı engelledi.
Devrim Muhafızları başkomutanının kıdemli bir danışmanı, ‘Hürmüz Boğazı kapalıdır. Eğer birisi geçmeye çalışırsa, Devrim Muhafızları’nın kahramanları ve düzenli donanma o gemileri ateşe verecektir’ dedi; İran 10 petrol tankerini vurduğunu iddia ederken, bağımsız raporlar Boğaz’da 4 geminin vurulduğunu veya hasar gördüğünü doğruladı.

Savaş tırmandıkça, deniz sigortacıları mevcut savaş riski teminatlarını iptal ediyor ve bu da gemilerin İran sularından geçmesini önemli ölçüde daha pahalı hale getiriyor. Bu taktik, sigortacıların riskleri yeniden değerlendirmesine olanak tanıyor ve gemi sahipleri için bir caydırıcı işlevi görürken, aynı zamanda enerji ürünlerini küresel olarak taşıma maliyetini artırıyor.
Resmi bir abluka olmasa da, deniz sigortacılarının savaş riski kapsamını iptal etmesi, tankerlerin kuyruğa girmesi ve artan askeri tehditler; Hürmüz Boğazı’nın deniz yolu akışlarında işlevsel ve ticari bir bozulmaya sebep oldu.
Hürmüz Boğazı resmen kapalı olmasa da, sevkiyata yönelik tehditler akışları etkili bir şekilde bozdu ve geçici aksamalar piyasa fiyatlarına yansıdı. Brent Petrol vadeli işlemleri savaşın başlangıcından bu yana %10 civarında bir artışla dalgalandı. Öte yandan, Katar’ın altyapısına yönelik askeri saldırıların ardından sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) üretimini durdurmasıyla, Avrupa gaz fiyatları %45 kadar arttı. Savaş sadece enerji arzını değil, gübre ve endüstriyel hammaddeler gibi daha geniş sevkiyat akışlarını da bozdu ve bozmaya devam edebilir.
Tahran’ın, çekirdek liderliğine yönelik dış saldırıların ağır sonuçlar doğuracağına dair mesajı, asimetrik kaldıracın varlığını kabul etmektedir. Hürmüz Boğazı, coğrafi konumu nedeniyle güçlü bir kaldıraçtır. Askeri olarak daha güçlü bir rakibe karşı İran, güçle güce karşılık veremeyeceğini biliyor.
Bunun yerine coğrafi kaldıracını kullanıyor: Piyasaları orantısız şekilde etkileyen bir engelleme. Enerji akışını Boğaz’ı “bloke ederek” bozmak, Batı’da maliyetleri artırıyor; bu da karşılaştırılabilir bir askeri gücün yokluğunda, Batılı hükümetler üzerinde dahili bir siyasi baskıya dönüşüyor.
ABD, Körfez ithalatına yoğun bir şekilde bağımlı olmasa da, küresel petrol fiyatlarının dolar cinsinden olması gerçeği, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamanın Amerikan ekonomisi için önemli yayılma etkileri yaratmasına, enflasyonist baskıları ve finansal oynaklığı artırmasına neden oluyor. Diğer yandan Avrupa ekonomileri, Körfez ithalatına daha açık bir şekilde bağımlıdır; arz kısıtlarını doğrudan hissediyor, fiyat artışları ve acil enerji güvenliği sorunlarıyla karşı karşıya kalıyorlar.
Ancak Hürmüz Boğazı kaldıracı aracılığıyla İran, sadece Avrupa’nın enerji güvenliğini tehdit ederek ve Amerikan ekonomisini finansal oynaklık yoluyla dolaylı olarak etkileyerek Batı’ya zarar vermiyor. Aynı zamanda Amerikan ekonomisini daha gizli bir mekanizmayla vuruyor: Hürmüz Boğazı’ndaki aksama sadece enerji ithal eden ülkeleri incitmiyor; aynı zamanda enerji ihraç edenleri de vuruyor.
Suudi Arabistan, Katar ve BAE dahil olmak üzere Amerika’nın Körfez müttefikleri, azalan enerji ihracat geliriyle karşı karşıya kalıyor. Bu uluslar geleneksel olarak enerjiyi dolarla satıyor ve kazançlarını yatırımlar yoluyla ABD finans piyasalarına geri yatırıyorlar. Azalan ihracat ve Körfez müttefiklerinden gelen tıkanmış akışlar, doların dolaşımını ve talebini zayıflatarak petrodolarların ABD’ye geri akışını azaltıyor. Körfez devletlerinin enerji ihracatını parçalayarak İran, Batı üzerinde ikincil bir baskı uyguluyor.
İran’ın “kırmızı çizgi yok” stratejisinin işe yaradığına dair en net sinyal füzeler değil, Başkan Trump’ın federal hükümetin yatırım kanadına tüm deniz ticareti için risk sigortası sağlama talimatı vermesi ve deniz sigortacılığını fiilen devletleştirmesidir. Yönetim, ABD Donanması’nın tankerlere Hürmüz Boğazı boyunca eşlik etmeye başlamasını teklif edecek kadar ileri gitti. Batı, İran liderliğini istikrarsızlaştırmaya çalışırken, bunun yerine küresel enerji sistemlerinin onlarca yıldır güvendiği ekonomik varsayımların kırılganlığıyla yüzleşti.