Avrupa Yakası yıldızının geçen hafta açıkladığı sırrı: “Ben…”

31 Mart 2026

Geçen Cumartesi günü çok ilginç bir toplantıya katıldım.

“TEDX BURSA” konuşmalarının bir seansıydı.

TED Konuşmaları artık bütün dünyada biliniyor.

20’şer dakikalık ilginç konuşmalar bunlar. Konuşma sırasında kaydediliyor  ve TED Merkezinin onayı alındıktan sonra yayınlanıyor.

İşte o toplantıda Avrupa Yakası dizisinde Yaprak rolüyle izlediğimiz Hale Caneroğlu da bir konuşma yaptı.

Yemekte kulağıma “Yarın  büyük bir sırrımı açıklayacağım” dedi

Avrupa Yakası, Gülse Birsel’in Türk dizi tarihine geçen dizisinin en büyük hayranlarından birisiydim. 

Oradaki bütün karakterleri çok seviyordum.

Yaprak da çok sempatik bulduğum karakterdi.

Bir akşam önce katılımcılara verilen yemekte yanımda onu görünce çok sevindim. 

Benim için büyük bir sürprizdi. 

Yemek sırasında bir ara kulağıma eğilip “Yarın büyük bir sırrımı açıklayacağım” dedi.

Tabii ki kulaklarım dikildi.

Galatasaray Üniversitesi mezunu, Amerika’da oyunculuk eğitimi

Hale Caneroğlu özgeçmişi çok kuvvetli bir kadın.

Galatasaray Üniversitesi mezunu. 

Amerika’da oyunculuk eğitimi almış.

Aynı zamanda şarkıcı.

Ancak artık daha çok eğitim konularında çalışıyor.

Cumartesi günkü konuşmasını büyük merakla bekledim.

Sırrımı açıklayacağım ama dışlarsınız diye korkuyorum

Konuşmasına şu çarpıcı cümlelerle başladı: 

“Benim sakladığım büyük bir sırrım var. Bu, başkalarının tek bir kişiye bile açılmaktan çekineceği, korkacağı bir sır ama ben bugün bunu burada sizlerle paylaşacağım.”

Şöyle devam etti.

“Ben de şu an korkuyorum. Çünkü gerçeği açıklayınca beni damgalamanızdan, dışlamanızdan, yargılamanızdan ama en kötüsü bana karşı olan inancınızı ve saygınızı yitirmenizden korkuyorum. Ama siz duymaya hazırsanız… Ben de söylemeye hazırım.”

Ben bipolarım, yani manik depresifim

Salondaki herkes gibi ben de merakla yerimden doğruldum.

Avrupa Yakası’nın yıldızı çok net bir ifade ile sırrını açıkladı:

“Ben bipolarım. Evet bipolarım… Başka deyişle manik depresif;  Bir ucu aşırı yükseler çıkan, diğer ucu karanlıklara düşebilen bir zihin…”

Salonda bir sessizlik…

Alkışlamalı mıyım, sessiz mi kalmalıyım

Önce “Cidden mi” diye düşünüyorsunuz.

Sonra “Ciddiyse ne yapmam lazım” sorusu geliyor.

Cesaretinden dolayı alkışlamak mı gerekir?

Yoksa sessiz mi kalmak…

Hale Caneroğlu şaşırtmaya devam ediyor:

“Buna psikolojide ne diyorlar biliyor musunuz? 

‘Saklanabilir, gizlenebilir, damgalanmış kimlik.’ Yani istersem saklanırım! İstersem açılırım…”

16 yaşımda yaşadığım büyük bir travmadan sonra başladı

Meğer 16 yaşından beri sakladığı bir durummuş bu…

O yaşta yaşadığı bir travma ile beraber “İçinde tarif edemediği bir mutsuzluk ve boşluk olmuş.”

Tabii bu cümleyi duyduğunuz an aklınıza hemen yaşadığı “O travma” geliyor.

Acaba “Tahmin ettiğim şey mi” diye geçti içimden.

“Onu da anlatacak mı” diye sordum kendi kendime.

Şöyle anlattı: 

Babam bir şey yaptı da ben mi hatırlamıyorum?

“Hayatımı bunu iyileştirmeye adadım ama başaramadım. Hiç unutmuyorum. Bir gün kendimi yine yatak odasına kilitledim. Artık Öyle bir noktaya geldim ki ellerimi açtım Allah’a şöyle yalvardım: 

“Ey büyük Allah’ım… Çocukken babam bir şey yaptı da ben mi hatırlamıyorum? Yeter ki bu acı bitsin, yüzleşmeye hazırım.”

Travmanın ne olduğunu açıkça söylemiyor. Ama Allaha sormak için aklına gelen soru da ilginç…

“Babam bana bir şey yaptı da hatırlamıyor muyum?”

Siz kız olsanız bunu açıklar mıydınız?

Peki siz bir kız çocuğu olsanız ne yapardınız?

Hale bu soruyu kendisini dinleyenlere de sordu:

Küçük bir kız çocuğunun başına gelebilecek bu hayattaki en korkunç şeyi kastederek “Ve belki sen de hayatta bazı kimliklerini, bazı acılarını, bazı gerçeklerini benim gibi saklıyorsundur. Şu an saklanmak kolayına geliyor olabilir… Ama uzun vadede seni bitiriyor. Yani ister saklarsın ister açıklarsın. Ama saklanan sırlar hasta eder. Zor da olsa… Açılmak iyileştirir” dedi.

Tarihteki ve günümüzde ünlü bipolarlar

Tarihte bipolar olduğu tahmin edilen, tartışılan bazı isimleri sayıyor: Van Gogh, Virginia Woolf, Sylvia Plath, Lord Byron, Newton, Nietzsche, Churchill. 

Bir de günümüzde bipolar olduklarını açıklayanlar var:

Star Wars’ın prenses Lea’sı Carrie Fisher, Mariah Carey, Catherine Zeta-Jones. 

Türkiye’de insanlar bipolarlığını neden saklıyor?

Türkiye’de çoğu kimse bipolarlığını  saklıyor…

Niye?

Onun cevabı şöyle:

“Çünkü Türkiye’de bipolar eşittir: ‘Dengesiz’, ‘Tehlikeli’, ‘Ne yapacağı belli olmayan’, ‘Alkolik’, ‘hırsız’… Hatta… deli.” 

Devam ediyor:

“Hayır… İşin aslı bu değil. Gelin ben size doğrusunu anlatayım Bir kere bu bir karakter meselesi değildir. Bir irade meselesi hiç değildir. Bu tamamen ama tamamen bir beyin kimyası işidir.. Ben buna 2 ucu malum değnek diyorum. Bir tarafta ‘hipomani’ ve ‘mani’ diğer tarafta depresyon vardır. Hipomani popoya motor takılmış durumudur. Uyku azalır, enerji artar, üretkenlik yükselir. Zihin hızlanır, fikirler akar. Konuşma hızlanır. Çevre buna ‘harika’ der. Bayılırlar o halinize.”

Masada kredi kartını uzatıp ‘Tüm hesaplar benden’ dersin

Devam ediyor:

“Manide ise hız kontrolden çıkar. Gerçeklik bozulur. Riskli kararlar başlar. Kredi kartınla tüm restorana ‘hesaplar benden’ diyebilirsin. Durum dışarıdan artık net görünür. Ve burada ne yaşıyorsan bedelini… GÜM! Diğer uçta ödersin… Depresyon yani. Enerji çöker. İçe kapanırsın. Hayattan zevk alamazsın. En kötüsü… nedenini anlayamazsın. Bu basit bir mutsuzluk değil. Bu, yaşamı durduran bir karanlıktır. Bipolar bir lanet değil. Tedaviyle dengede kaldığında yaratıcılığın ve enerjinin bonus olduğu bir nörobiyolojik farklılıktır. Korkulacak olan hastalık değil, ‘Tedavisiz’ kalmaktır. Bipolar olmaktan korkmayın. Saklanmak zorunda kalmadan iyileşmek her bipolarlının hakkı…”

Lisedeki ilk sevgilisi bile herkesten saklamış

Konuşmasının bundan sonraki bölümünde Samsun’da lisede ilk yakınlaştığı arkadaşı ile ilgili hikayesini anlatıyor.

Onu bile herkesten saklamak zorunda kalmış.

O da etkileyici bir hikaye…

Sevgilimi sakladım, yasımı sakladım, hepsi benden intikam aldı

Avrupa Yakası dizisinin Yaprak’ı konuşmasını şu cümleyle bitirdi:

“Ben Murat’ı sakladım. Yasımı sakladım… Bipolarımı sakladım. …  Sakladığım her şey benden intikam aldı.

Çünkü saklanan şey yalnız kalır. 

Yalnız kalan şey iyileşmez…”

Ve konuşmasını bütün bipolarların önüne şu tercihi koyarak tamamladı:

“Saklanarak çürümek…

Veya açılarak iyileşmek…”

Çok samimi ve öğretici bir konuşmaydı.

Palyaçodan gerçek dayak yiyen mizahçı

TED Bursa girişimcileri çok ilginç bir konuşmacı listesi hazırlamışlar.

Hepsi birbirinden renkli  konuşmacılar…

Hepsi ilginç konular…

Dediğimi gibi çok iyi ve farklı bir konuşmacı kadrosu kurmuşlar…

Mesela Anıl Nişancalı vardı.

Reklamcı, sinemacı, standapçı, mizah yazarı. Ferhan Şensoy’la ilgili güzel anılarını anlattı.

Bir de “Palyaçolardan nasıl dayak yediğini” anlattı. 

Palyaçolar beni dövdü, babam geldi onu da dövdüler

Evinde otururken, aşağıdaki bir mekanda gösteri yapan 4 palyaço sigara içmek için bahçeye çıkmışlar.

Çok gürültü yapınca Anıl Nişancı da balkondan müdahale etmiş.

Sonrası “Kendimi bahçede palyaçolarla kavga ederken buldum” diyor.

Bir ara babası gelmiş.

Palyaçolar babasını da dövmüş. 

Bir mizahçının, sigara içmeye bahçeye çıkan 4 palyaçodan dayak yemesini gözümün önüne getirdim ve çok güldüm.

Piyano başında John Cage’in sessiz parçasını çalan şef

Türkiye’nin çok farklı şeflerinden biri olan Yağız İzgül vardı.

John Cage’in bir bestesinden hareketle çok farklı ve ilginç bir “Modern şeflik” tanımı yaptı.

Şeflik kategorisinin müesses nizamına karşı çıkarak “Ben annemin tavuklu pilavını tercih” ederim diyerek tamamladı konuşmasını.

Yakuza gibi dövmeli Atatürkçü YouTuber

Big Magic adlı kağıt sihirbazlığı konusunda uzman konuşmacıyı daha önce videolarda izlemiştim.

Konuşmasını izlemek de ilginçti.

Bir de Milliyetçi Youtuber vardı.

Yusuf Elmas.

Kendisini “Benim hiç bir siyasi ideolojim yoktur. Tek ideolojik düşünce, Atatürk’ün kurduğu Laik Türkiye Cumhuriyeti Devletinin devamlılığının sağlanmasıdır” diye tanıtıyor.

Boğazına kadar yayılmış dövmeleri ile ulusalcı bir medya fenomenini izlemek tabii ki ilginçti.

Benim konuşmamın konusu “Popülist liderler neden konserlerden korkar”dı

Onların dışındaki üç konuşmacı ise Özgür Uysal, Serhat Kılıç ve Yunus Günçe’ydi.

Üçünün anlattıkları da ilginçti.

Benim konum ise şuydu:

“Yeni muhalefet mega konser kalabalıklarından gelen mesajlar ve popülist liderler neden konserlerden korkar” konusu üzerineydi.

Konuşmamı Bruce Springsteen’in manifesto gibi konser paylaşımı ile bitirmiştim.

Aynı gün Amerika’da 8 milyona yakın insan Trump’a karşı yürüyordu.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.