Yapay Zeka’nın müzikte kullanılmaya başlamasının ilk sonucu “Nostalijik” şarkılarda inanılmaz bir patlamanın yaşanması oldu.
Özellikle İtalyanlar inanılmaz bir 1960-70 San Remo Müzik Festivali yıllarının nostaljisini yaratıyorlar.
Fransızlar ise Instagram’da “Saint Tropez nostaljisini” patlattılar.
Ama en çok patlayan şarkılardan biri 50 yıl öncesine aitti.
“Video killed the Radio Star” şarkısı uçtu.
“Video radyo yıldızlarını öldürdü…”
Şarkı şu an Spotify’da 500 milyon dinlenmeye ulaştı.
Dünyanın önde gelen müzik haberi sitelerinden “Digital Music News” bu hafta sonu çok ilginç bir “Moden Nostalji” araştırması yayınladı.
Dünyanın en büyük video müzik dağıtım platformlarından biri olan Vevo’nun 3 nesilden 18.000 müzik tüketicisi ile yaptığı bir araştırma bu.
Bunlar “X” Kuşağı (1965-80); “Milenyum” Kuşağı (1981-1996) ve “Z” Kuşağı (1997-2012)
Araştırmanın en ilginç sonucu şu:
Bugün bütün bu nesillere nostalji duygusunu veren ana taşıyıcı müzik.
Müzik nostalji duygusu yaşatmakta film, TV, oyun ve sporu geride bırakmış.
Katılımcıların yüzde 88’i “Beni nostaljik duygulara götüren birinci şey müzik” cevabını veriyor.
Bunu %81 ile film, %80 ile televizyon, %50 ile oyun ve %41 ile spor takip ediyor.
Müzik kategorisi içinde ise müzik videolarının (%68) “diğer formatlardan daha fazla nostalji duygusu uyandırdığı” görülüyor.

Kendi payıma hep merak ederdim.
Bende en fazla nostaljik duygu yaratan şarkılar nelerdir?
Mesela Miles Davis’in “Kind of Blue” albümünden bir caz parçası mı?
Dave Brubeck’in Take Five’ı mı…
Nedense bu şahane parçayı her dinlediğimde Yeşilçam filmlerinin acemi streap tease sahneleri gelir.
Yoksa Sezen Aksu’nun Kaybolan Yılları’ı mı?
Araştırmanın sonuçlarına bakılırsa, dünyanın her yerinde nostaljinin en büyük itici gücü “Pop müzik…”

Üstelik geriye doğru gittikçe bu duygu daha da güçleniyor.
Z kuşağı için %48, milenyum kuşağı için %51 ve X kuşağı için %58 oranında “Pop müzik” çıkıyor…
Ya son 50 yılın en güçlü müzik akımı Hip Hop?
Orada da bugüne geldikçe “Hip Hop diyenlerin oranı yükseliyor.
Z Kuşağı için %48, Milenyum Kuşağı için %43 ve X kuşağı için %22 .
Yazının başlığına geliyorum.
Ben 60’lı, 70’li, 80’li ve 90’lı yılları “Türkiye’nin masum yılları” olarak görüyorum.
Peki benden daha az yaşlılar, gençler hangi yılları “Nostaljik” duygularla arıyorlar?
Hangi yaşta hangi yılların müziğini özlüyoruz?
Sonuç şu:

(*) “X” Kuşağından insanlar, yani bugün 45-60 yaşları arasında bulunanları en çok 70’ler ve 80’lerin müziğini özlüyorlar.
Yani, “Stayin’ Alive”, “Hotel California”, “Bohemian Rhapsody” yılları.
(*)Milenyum Kuşağı, yani bugün 30-45 yaş arasında bulunanları için Nostaljik özlemin zirve yolları 90’ların müziği…
Yani “Smells Like a Teen Spirit”, “Wonderwall”, “Losing My Religion” yılları…

(*) Z kuşağına, yani bugün 14-29 yaş arasında olanların nostalji zirvesi ise 2000’ler ve 2010’lar…
Yani “Despacito”, “Bad Romance”, “Viva la Vida” yılları.
Peki 60 yaşından büyük olanların nostaljik itici gücü ne?
Araştırmada bu kuşaklar için bir sonuç yok.
Benim tahminim bu yaş grubunda müzik kadar filmlerin de payı var.
Yeşilçam filmleri, İtalyan’ın Yeni Gerçekçilik ve daha sonra Dino Risi, Luigi Comencini, Fellini, Antonioni, Visconti filmleri, Fransız Yeni Dalgası bende köklü bir itici güç.
Müzik derseniz, 1950’lerin sonundan itibaren Amerikan kolej türü şarkılar, Ray Charles, Elvis Presley, Paul Anka, Frank Sinatra 1960’ların Beatles, Rolling Stones, Hollies yılları, Amerikan’ın Laurell Canyon çocuklarının müzikleri (The Byrds, Jefferson Aiplane, Mamas and Papas) ve bir de Şili’nin öldürülen şarkıcı Victor Jara…
Nostalji sevdiğim bir duygu değildir.
Evde yatak gibi, insanı dibe çeker.
O nedenle daha çok “Vintage” kavramını tercih ederim.
Ama şurası da bir gerçek.
Giderek kötüleşen dünya, savaşlar, adaletsizlikler, vicdansızlıklar, katliamlar, çevre kirliliği hepimizi her gün biraz daha geçmişin “Sakin ve huzurlu günlerine” çekiyor.
Yani dünyanın bu karanlık hallerine bir çare bulunmazsa, bir gün hepimiz kendimizi nostaljinin huzurlu kollarında bulacağız.
Baksanıza bir Masumiyet Müzesi dizisinin müziği “Seni Bana Katsam” bizi ne hale getirdi…
Buradan Neco’ya da sevgiler…
Geçen gün sahnede onu Ajda Pekkan’la yan yana seyretmek çok iyi geldi bana.
Cuma akşamı OT Dergisinin yöneticisi ve şair Dündar Hızal’ın Mabel Matiz’le yaptığı Youtube yayınını izledim.
Hepinize öneririm.
Son zamanlar kültür alanında izlediğim en güzel mülakat olmuş.
Mabel Matiz 15 yıldır ilgiyle ve beğeniyle izlediğim bir sanatçı.
“Ahu” adlı şarkısı favorimdir.
26 Haziran’da çıkan son şarkısı Umrumdışı’nı çok sevdim.
Ko Shin Moon’la birlikte söylediği “Perperişan” şarkısı ile ilgili “Müstencenlik” iddiasıyla dava açıldı.
Sosyal medyada linçe uğradı.
Mabel Matiz’ı çoğumuz bir pop sanatçısı olarak tanıyoruz ama çok güçlü bir türkü yorumcusu aynı zamanda.
Sivas kökenli, Mersin’de büyümüş.
“Ben doğumdan önce kültürel DNA’larla yüklenmişim” diyor.
Halk müziği dışında şairlerden çok etkilenmiş.
Murathan Mungan, Yıldırım Türker, Birhan Keskin, Orhan Veli, Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar saydığı isimler.
Mülakatın beni en çok etkileyen bölümü, hakkında açılan dava, hakimin sorduğu şok edici soru ve uğradığı linç sırasında, sanatçı arkadaşlarından destek görememesiydi…
Aslında bu sadece onu değil bir çok sanatçıyı da ilgilendiriyor.
Mesela son olarak Deniz Göktaş olayında da gördük.
Sosyal medyada bu defa o konuda görüş bildirmeyen komedyanlar linçe uğradı.
Acaba böyle bir durumda yalnız kalan sanatçı ne hisseder?
Mabel Matiz “Tabii ki insan üzülüyor” diyor.
Ancak kimseyi suçlamıyor, eleştirmiyor.
“İnsan önce kendine sormalı bu soruyu: Ben kendimin arkasında ne kadar durabiliyorum?”
Hapise girip çıkan arkadaşlarımızı, sanatçıları, siyasetçileri gördükçe siz de bu soruyu sormuyor musunuz kendinize?
Böyle bir durumda kendi kendimizin arkasında ne kadar durabiliriz?
Mabel Matiz büyük bir olgunlukla sözünü şöyle tamamlıyor:
Bu konuda yardım ve destek beklememeyi öğrenmek lazım.
Mülakatta çok sevdiğim ve yıllar önce kaybettiğimiz Fikret Kızılok’la ilgili bilmediğim bir şeyi öğrendim.
Menim gibi Mabel Matiz de Fikret Kızılok hayranıymış.
Fikret Kızılok Türk halk müziğine çok derinden bağlıymış.
Aşık Veysel’in hasta olduğunu öğrenince, Sivas’a gidip bir yıla yakın onun yanında yaşamış.
Mabel Matiz’i dinlerken “Ah Fikretciğim, bu kalpler seni unutur mu” diye geçirdim içimden.
Teşekkürler OT Dergisi, teşekkürler Dündar Hızal ve çook teşekkürler Mabel Matiz.
Devlet ne kadar hoyrat davranırsa davransın, bu ülkenin köklerine bağlı çok esaslı sanatçıları var.

2026 Dünya Kupası bu akşam sona eriyor.
İspanya ile Arjantin karşı karşıya geliyor.
Bad Bunny’nin dilini konuşan iki ülkenin takımı…
Bu yıl kupayı Amerika Birleşik Devletleri düzenleyince bu olay futbolun dışına çıkıp bir mega entertainement olayı haline geldi.
Bu akşam televizyonunuzu maçtan 1 saat önce açın.
New Jersey’deki MetLife Stadyumu’nda maça başlamasına 90 dakika kala, bu yılın en ilginç müzik festivallerinden biri başlıyor.
Post Malone , Jennifer Hudson, Nicole Scherzinger, Laura Pausini , Robbie Williams ve daha bir çok sanatçı sahne alacak.
Devre arasında ise 11 dakikalık bir müzik şovu var.
gösteride Madonna, Justin Bieber, BTS, Shakira, Burna Boy, PS22 Korosu , Coldplay ve Muppets’ın yanı sıra, yakın zamanda kadroya eklenen New York Filarmoni Orkestrası ve Gustavo Dudamel yönetimindeki Venezuela Simón Bolívar Senfoni Orkestrası yer alacak.
Tabii benim gibi F1 yarışları tutkunuysanız, öğleden sonra Belçika Yarışı var.
Saat 16.00’da….
Bein platformunda seyredebilirsiniz.