Bir final karesi, bir sanatçının paylaşımı ve bir ‘Topal Ördeğin’ vedası

21 Temmuz 2026

Bu fotoğrafa iyi bakın…

İki parmağınızı ekran üzerine koyup büyütün…

İyice yakından bakın…

Yakından bakınca, bu fotoğrafta, bir dünya kupası finalinden öte çok önemli bir şey göreceksiniz.

Sonra size bir İspanyol sinema sanatçısının Instagram paylaşımını aktaracağım.

Ve hep birlikte bakacağız.

Kimler gidiyor?

Kimler geliyor..

Sağ tarafta arkası bize dönük, omuzları çökmüş iki kişiye dikkat

Önceki şu fotoğrafa tekrar dikkatle bakalım.

Önceki gece oynanan İspanya-Arjantin maçı bitmiş..

İspanya bileğinin hakkıyla maçı kazanmış ve şampiyonluğunu kutluyor.

Bu fotoğraf karesinde iki tür insan görüyoruz.

Zaferini kutlayan mutlu bir kalabalık…

Ve onlara arkasını dönüp ezik bir görünümle oradan uzaklaşan  koyu renk takım elbiseli karanlık iki silüet…

Bir de bu kareye girmeyen, dolayısıyla göremediğiniz iki kişi daha var.

Birazdan onları da sokacağım bu kareye…

Kimdir bu süklüm püklüm giden kişi?

Arkası dönüp giden iki kişiden soldaki ABD Devlet Başkanı Trump.

80 yaşında.

Fotoğrafta süklüm püklüm bir hali var.

Yanındaki ise FİFA, yani Dünya Futbol Federasyonu Başkanı Gianni Infantino.

O daha genç.

56 yaşında…

Ama sanki yanındaki yaşlı adamın suç ortağı gibi duruyor.

Zaten de öyle…

Çünkü o yaşlı adamın aklına uyup , Amerikalı oyuncunun kırmızı kartını iptal ettirerek, güzelim bir şampiyonanın içine ediyordu az daha.

Bir taraf yeni 21. yüzyıl, öteki taraf eskimiz 21. yüzyılın Darth Vader’i

Fotoğrafın sol tarafında ise  “Yeni bir dünyanın” genç enerjisini görüyoruz.

Neşeli, umursamaz.

Öteki tarafta “Eskimiş kötü bir dünyanın” küresel sembolü..

Yaşlı popülist siyasetin karanlık Darth Vader’i…

“Kötülüğün ve Karanlığın tarafına” geçmiş, Galaktik İmparatorluğun en kötü siması haline dönüşmüş yaşlı bir despot…

Bu fotoğrafa bakarken Marquez’in başkan babasını görüyorum

Bu fotoğrafa bakarken şunu görüyorum.

Bu kare sanki bir “Devir teslim” töreni…

Sağda arkadan gördüğümüz, omuzları düşmüş, süklüm püklüm oradan ayrılan adam nedense gözüme Gabriel Garcia Marquez’in “Başkan Babamızın Sonbaharı” romanının kahramanı gibi göründü.

Tomris Uyar’ın çevirisini okurken ne hissetmiştim?

Yıllar önce Tomris Uyar’ın çevirisinden okurken pek gözümde canlandıramamıştım.

Kitap, adı verilmeyen bir Latin Amerika ülkesinde onlarca yıldır iktidarda kalan yaşlı bir diktatörün öyküsünü anlatıyordu. 

Amacı, uzun sürüş iktidarların insanı nasıl yalnızlaştırdığını, yozlaştırdığını ve mutlak gücün hem yöneten hem de yönetilen üzerindeki etkilerini göstermekti. 

Mutlak güç yozlaştırır, kötüleştirir, vicdansızlaştırır, adaletsizleştirir

Şunu anlatıyordu sanki;

Mutlak iktidar yozlaştırır…

Diktatör yalnızlaşır, yalnızlaştıkça korkuları, paranoyaları büyür.

Korkuları, paranoyaları büyüdükçe kötülükleri artar.

Neticede bunun acısını halk çeker.

Şarkıdaki gibi: “Arkanı dön ve çık, istenmiyorsun artık”

Bize sırtı dönük o adamın halini görünce  Ajda Pekkan’ın şarkısı geldi aklıma:

Hani “İstenmiyorsun artık, arkanı dön ve çek git” diyen nakaratı..

Bellki o yaşlı adam, o neşe, gençlik, enerji ve başarı coşkusuyla dolu kalabalık içinde artık istenmediğini hissetmiş…

Ve sanki çekip gidiyor.

Biliyor ki, zaten 2 yıl sonra gidecek…

Kendisi için hüzünlü, ama ötekiler içinse eğlenceli erkene alınmış bir “Topal ördek” veda sahnesi gibi göründü bana.

İspanya Kralı, Yamal’a sarılıyor.

Ya sol taraftaki 19 numara formalı müslüman çocuk kim?

Sonra gözüm sol taraftaki bir çocuğa kaydı.

Sırtında 19 numaralı forma var.

Yaşı henüz 19…

Elinde Dünya kupası…

Ama dikkat…

“Yeni Dünyanın kupası…”

O çocuk, 21’inci Yüzyılın yeni dünyasının yeni gerçeği…

Bir göçmen çocuğu…

Babası Faslı…

Annesi Ekvator Gine’sinden.

Bir Müslüman..

Babaannesi çocuklarına yeni bir dünya kurmak, fukaralıktan kurtarmak için İspanya’ya göç etmiş.

Hristiyan başbakanla müslüman çocuğun elindeki bayrak

İspanya milli takımının formasını gururla taşıyor.

Ama DNA’sını taşıdığı topraklara ait mirasını da aynı gururla taşıyor.

Daha kariyerinin başında, ama daha o yaşta,  Hristiyan bir dünyada geleceğini karartma pahasına şampiyonluğu elinde Filistin bayrağı ile kutlayacak kadar cesur ve kararlı.

Şanslı bir çocuk…

Yeni ülkesinin, yeni anavatanının Hristiyan Başbakanı da aynı duyarlılığı onunla omuz omuza dimdik savunuyor.

Yeni Dünyanın Yeni genç Müslümanı ile vicdan sahibi Hristiyanı aynı vicdani görevi omuz omuza sürdürüyor.

Tıpkı New York’un Yeni Dünyasının yeni belediye başkanı Mamdani gibi…

Bu karede görmediğiniz iki hayalet siyasetçi

Bu fotoğrafta Yeni İspanya’nın o başbakanı Pedro Sanchez’i görmüyorsunuz.

Ama bilin o da orada.

Silüeti Lamine Yamal’ın yanıbaşında duruyor.

O karede görünmeyen bir figür de Arjantin’in Trump fanatiği popülist  Devlet Başkanı…

Kendisi orada yok ama onun omuzları düşük silüeti de, o yaşlı başkan babanın yanında süklüm püklüm yürüyor.

 

Genç müslümanın 304 Rocafonda’sı

Lamine Yamal ve ailesi Rocafonda’da yaşıyor.

Barcelona’ya bir saat mesafede bir kasaba.

Şehir numarası 304…

Aslında aşırı sağın kalelerinden biri.

Ama olsun. Orası onun “Memleketi…”

Her maçta eliyle,  “304” işareti yaparak kasabasına ve halkına sevgisini gösteriyor.

Tıpkı Fransa Milli Takımının oyuncusu Mbappe gibi…

O da Müslüman.

“İnancım benim özelimdir” diyerek aidiyetini pek öne çıkarmıyor.

Ama Fransız Milli Marşını takımda en içten gelerek söyleyen futbolculardan biri…

Yaşlı despotların bozduğu dünyayı bu göçmen çocuklar kurtaracak

Evet bu bir “Devir Teslim” töreni….

21’inci Yüzyılda dünyayı berbat eden yaşlı bir popülist liderin, bir başkan babanın sonbaharının ilk karesidir bu.

Onların savaşa, kıyımlara, adaletsizliklere, vicdansızlıklara sürüklediği bu 21’inci Yüzyılı, Yepyeni bir kozmopolit dünyanın bu yeni çocukları kurtaracak.

Şimdi geliyorum asıl meseleye?

Hangi İspanya’dır önceki gece bu kupayı kaldıran ülke?

Hatırlayalım….Bu cesur ve demokratik İspanya, bir “Başkan Babanın Sonbaharından” sonra kurulmuştu…

Bu fotoğrafta görmediğim büyük bir İspanyol sanatçının paylaşımı

O İspanya’nın ne olduğunu ise, önceki gece çekilen bu final karesinde göremediğimiz, ama aynı dakikalarda tribünde olan büyük ve kahraman bir İspanyol sanatçısından dinleyelim.

Javier Bardem’den…

Bakın maçtan hemen sonra Instagram’da yapığı harika paylaşımda, göğsünü gere gere vatanını nasıl anlatıyor:

Bu rengarenk İspanya’da hepimize yer var

“Bu rengârenk İspanya’da hepimize yer var. 

Bu renkler, kendi çeşitliliğinden korkmayan, tam tersine onu en büyük gücü hâline getiren çoğulcu ve ilerici İspanya’nın renkleridir. 

Kökeni, dili, kültürü, cinsel kimliği veya inancı ne olursa olsun herkesin; eşitlik, sosyal adalet ve karşılıklı saygı üzerine kurulu ortak bir projenin parçası olduğunu hissedebildiği bir İspanya.”

Bölgesel çeşitlilik tehdit değil en güzel mirasımızdır

“Tarihinin, kültürel zenginliğinin ve bölgesel çeşitliliğinin bir tehdit değil, en değerli miraslarından biri olduğunun bilincinde olan bir ülke. 

İlerici olmak, toplumsal ilerlemenin hiçbir zaman kesin olarak tamamlanmış olmadığına inanmaktır. 

Bu; nitelikli kamu eğitimini, evrensel sağlık hizmetini, insana yakışır konuta erişimi, kadınlarla erkekler arasında gerçek eşitliği, azınlıkların korunmasını, her türlü ayrımcılıkla mücadeleyi ve sosyal adalet ile çevresel sürdürülebilirlikle uyumlu bir kalkınma modelini savunmak anlamına gelir.”

En sağlam yurtseverlik tek tip görüşü savunmak değildir

“Bu, demokrasiye, özgürlüğün aracı olarak kültüre ve toplumun farklı görüşlerden vazgeçmeden uzlaşma oluşturabilme kapasitesine inanan çoğulcu ve ilerici İspanya’dır.

Çünkü en sağlam yurtseverlik, ülkenin nasıl anlaşılması gerektiğine dair tek bir görüşü dayatmak değil; tüm insanların onurlu bir yaşam sürebilmesi, özgürlük içinde yaşayabilmesi ve eşit fırsatlara sahip olabilmesi için çalışmaktır.”

Bizi gururlandıran işte bu renklerimizdir

“Savunulmayı hak eden İspanya işte budur: açık, kapsayıcı, kültürel açıdan zengin, sosyal bakımdan güçlü ve derinden demokratik bir İspanya. İşte bizi gururlandıran renkler bunlardır…”

Bu paylaşımı üç defa okudum, lütfen siz de üç defa okuyun

Bu paylaşımı üç defa okudum.

Benim gözümde 1776 Bağımsızlık Bildirgesi kadar önemli bir metin bu.

Bir 21’inci Yüzyıl sanatçısının insanlık manifestosu…

Ey Türkiye’nin ülkesini seven insanları…

Bir gün siz de Deniz Göktaş’ların bunları paylaşabileceği bir ülke hayal etmiyor musunuz?

Bir gün sizin sanatçılarınızın, mesela Deniz Göktaş’ların, Cem Yılmaz’ların, Halit Ergenç’lerin, hapislere atılan sanatçılarının da ülkelerini böylesine coşkulu bir vatanseverlikle savunabileceği bir Türkiye hayal etmez misiniz? 

Kanal değiştirelim: Gecenin en güzel kadın rövanşı paylaşımı

Bu kupanın kazananlarından biri hiç şüphesiz Shakira’ydı.

Burna Boy’la birlikte söylediği “Dai Dai” adlı şarkı kupanın resmi müziği oldu.

Ama asıl başarısı açılış ve kapanış şovlarının yıldızlarından biri olmasıydı.

Shakira, 11 yıl boyunca Barcelona’nın oyuncusu Gerard Pique’nin partneriydi.

Ondan  iki çocuğu oldu.

Ancak Pique onu aldatınca ayrıldı ve çok zor günler geçirdi.

Herkesin kariyeri bitti dediği bir anda küllerinden doğdu ve yine megastar olarak parladı.

Önceki akşam maçtan sonra Instagram’da gördüğüm şu paylaşım harikaydı:

“O bu artık bu sahalarda oynayamacacak  kadar yaşlı; ama sen hala buralarda oynayacak kadar gençsin…”

THY Atina yolcuları seyretti, biz bu renkler yüzünden mi seyredemedik?

Bizim vergilerimizle yayın yapan TRT’nin yöneticileri, dünyada 1 milyardan fazla insanın seyrettiği final maçı devre arası şovunu bize seyrettirmeye gerek duymadı.

Lütfedip bir kelime bilgi vermeyecek kadar kibirliydiler.

Onun yerine devre arasında bize reklamları ve “Asrın Gecesi” dizisinin tanıtım filmlerine doyurdular.

Meğer THY İstanbul-Atina yolcuları seyretmiş

Dün öğrendim ki Türk Hava Yollarının İstanbul-Atina yolcuları devre arası şovunu uçağın eğlence ekranından seyretmişler. 

Peki biz neden seyredemedik?

Dün Youtube’dan bu şovu izledim ve çok beğendim. 

Bu arada şovun son bölümünde Coldplay’in solisti Chris Martin’in gösterisi sırasında zeminde gökkuşağı renkleri yayılıyordu.

Bir de üstüne üstlük üzerine “LOVE” yani “Aşk” kelimesi yazılmıştı.

Gökkuşağında LGBT görenlerin paniği mi?

Bizde gökkuşağı renkleri görünce ürken bir kesim var. Paniğe kapılıyorlar.

Sık sık bizim şehirlerimizin üzerinde de gördüğümüz gökkuşağı renklerinde onlar sadece LGBT görüyor.

Kendi kendime “Herhalde TRT’nin durumdan vazife çıkaran yöneticileri o renklerden korktular” dedim.

Neyse ki THY yöneticileri korkmamışlar… 

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.