Bugün İzmir’i ‘almaya’ hazırlanan AKP’ye hatırlatma: 2024 Urla vakasını unutmayın

7 Ekim 2026

İzmir’in eski CHP oylarıyla seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın bugün yarın AKP’ye geçeceği söyleniyor.

Aynı söylentileri eski CHP’nin seçilmiş Muğla ve Bodrum Belediye başkanları için de işitiyoruz.

Öyle anlaşılıyor ki, AKP’nin bundan sonraki hedefi de İstanbul Büyükşehir Belediyesini “Üsküdar” yöntemi ile “almak.”

Böylece demokrasi tarihimize “Seçilmek” dışında “Almak” gibi bir kavram girdi.

Bence AKP’lilerin seçimde kaybettikleri yerleri yargı ve geçme yoluyla almaları üzerine biraz düşünmeleri zamanı geldi. 

Urla, 2019-2024 arası kayyumla yönetilmişti

Bir İzmirli olarak, İzmir’i almayı çok arzulayan  AKP yönetimine şunu söylemek isterdim.

“Urla vakasını” hatırlayın…

Onlar unuttuysa, ben hatırlatayım:

İktidar 2019  yerel seçimlerinden kısa süre sonra İzmir’in yükselen ilçesi Urla’nın seçilmiş CHP’li belediye başkanını “FETÖ’cülük” suçlaması ile içeri attı, onun yerine  kayyım tayin etti.

Seçilmiş belediye başkanı bir süre sonra serbest bırakıldı ama görevine iade edilmedi.

Dolayısıyla 4 yıl boyunca Urla’yı AKP iktidarının tayin ettiği kayyım yönetti. 

Türkiye’de çok az insan bunun farkında oldu.

Dört yıllık kayyum yönetimi 2024’te AKP’ye 7 puan kaybettirdi

Dört yıllık kayyım yönetimi Urla’da AKP’ye  ne kazandırdı?

Gelin 2024 yerel seçim sonuçlarına bakalım.

(*) BİR: AKP 2019 yerel seçiminde  Urla’da yüzde 25 oy almıştı. 

2024’de bu oyu yüzde 17.9’a düştü.

Yani 4 yıllık kayyım yönetimi AKP’ye 7 puan kaybettirdi. 

Dört yıllık kayyum yönetimi 2024’te CHP’ye 3 puan kazandırdı

(*) İKİ; CHP 2019 seçiminde Urla’da yüzde 68.5 oy almıştı. 4 yıllık kayyım yönetiminden sonra 2024 yerel seçiminde oyunu yüzde 70.5’a çıkardı. 

Özetle Kayyım yoluyla AKP Urla’yı 4 yıllığına “aldı.”

Sonuç ne oldu? 

O kayyım sonunda CHP’ye 3 puan kazandırırken AKP’ye 7 puan kaybettirdi. 

Yani “Urla’yı almak” AKP’ye kaybettirdi.

‘Aldığı’ başkan AKP’ye İzmir’i ‘Verecek’ mi?

AKP’ye geçmeye hazırlanan şimdiki büyükşehir belediye başkanı 2029’da İzmir’de  AKP’ye  ne kazandıracak?

Benim cevabım şu:

2024’de CHP’ye ne “kazandırdıysa” , 2029’da AKP’ye de onu “kazandırma” ihtimali büyük.

(*) CHP 2024 yerel  seçiminde  İzmir’de yüzde 48.8 oy aldı.

Yani 2019’a göre 10 puan oy kaybetti.

CHP bütün Türkiye’de oy patlaması yapıp oylarını 10 puandan fazla arttırırken,  İzmir’de 10 puan kaybederek yüzde 50’nin altına düşmüştü.

AKP yönetimine bunu da hatırlatmak istedim…

Önümüzdeki yer seçimlerde Türkiye’nin bir çok yerinde “Urla vakaları” ile karşılaşırsanız hiç şaşırmayın derim…

İzmir ‘alınabilir’ ama böyle kazanılamaz

İzmirli olarak hissiyatım şu.

Yeni Parti de , AKP de, İzmir’in gerçek ruhunu anlamamakta ısrarlı.

AKP’nin anlamamakta ısrar ettiği şey şuydu: 

Bu şehire tarihinin hiç bir döneminde , AKP’nin bugünkü  “Muhafazakar sağ”  zihniyeti hakim olmadı. 

Yani “kayyım başkanla”,  yeni bir “Urla Vakası” yaşamak istemiyorsa, İzmir’i “Fethetmek” ve “Almak” yerine “Gönlünü fethederek kazanmayı” hedefleyen yeni bir zihniyetle bakmalı bu şehire…

İzmir’in genetik mirası özgürlükçü sağdı

Bu şehir Cumhuriyet tarihi boyunca “Liberal sağın” ve “Demokrasinin” kalesi oldu.

Menderes ve Turgut Özal hareketi buradan başladı.

Bu şehire hakim olan zihniyet, “Sol” düşünceden çok “Özgürlük” arzusu ve “Hayat tarzlarına” bağlılıklarıdır.  

Yani İzmir’in genetik mirası “Özgürlükçü sağdı…”

Ertuğrul Özkök hayalindeki İzmir’i ChatGPT’ye tarif etti, böyle bir resim çıktı.

Yeni Parti’ye bir söz: 2028’de siz de ‘İzmir Vakası’nı hatırlayın

Bir İzmirli olarak eski CHP’nin İzmir’de seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanının AKP’ye geçmesine samimi olarak memnunum.

Çünkü eski CHP yönetimi son 15 yıldır İzmir’e bakışı ile bunu haketti.

İzmir’e hep “Çantada keklik” şehir olarak baktılar.

Genel başkanları bile “seçilmek kesin” diye oradan aday oldu.

Yönetim hiç bir liyakata bakmadan “Kendisine yakın” gördüğü birini şehrin başına getirdi.

Bu anlayış, bugün İzmir’de halkın verdiği yüzde 48 oyun, iradesinin ne olduğunu sorulmadan bir başka partiye verilmesi gibi bir demokrasi trajedisiyle duvara vurdu.

Akhisar tütüncü kasketi ve Söke pamukçu üslüğü siyaseti duvara vurdu 

Bu olay, Yeni Parti için tarihi bir fırsat.

Bazı eski CHP’lilerin çok meraklı olduğu Akhisar tütüncü kasketi ve  Söke pamukçu üslüğü ile yapılan popülist sol siyaset, 21’inci Yüzyıl İzmir’inde iflas etmiştir. 

Şimdi nasıl bir İzmir hayal ettiklerini ve bu hayali nasıl bir insanın gerçekleştirebileceğini yeniden düşünme zamanı.

Rol modeli belli: İzmir’e bir Yılmaz Büyükerşen bulmak

Yeni Parti yönetimi bugünden itibaren İzmir’i büyük bir vizyonla tekrar Avrupa’nın A ligine sokacak bir başkan adayını aramaya başlamalı diye düşünüyorum.

Bu şehir Burhan Özfatura ve Ahmet Priştina gibi sempatik, vizyoner ve yapıcı başkanlar da gördü.

Şehrin “Rol modeli”  bellidir.

Genç bir Yılmaz Büyükerşen…

Yani sempatik, dünyaya açık, yenilikçi, insanlara dokunan, bütün Türkiye’yi etkileyen, vizyoner ve yapan insan…

Çünkü artık yeni bir İzmir inşa etme zamanı geldi.

Mekke kararının alındığı gün Aselsan X üzerinden öyle bir paylaşım yaptı ki…

Geçen Salı günü Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan temsilcileri, Mekke Anlaşması çerçevesinde çok önemli bir bildiriyi açıklarken,  ASELSAN da  “X” hesabından çok dikkat çeken bir paylaşım yaptı.

İlk bakışta, kurumun sık sık yaptığı paylaşımlardan biri gibi görünüyordu.

Ama altında bilgiyi okuyunca gözlerim faltaşı gibi açıldı.

Açıklama şöyleydi:

“ASELSAN ile Savunma Sanayi Başkanlığı arasında Hibrid Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik toplam tutarı 2 milyar 460 milyon Avro olan  sözleşmeler imzalandı.”

Kurumun 51 yıllık tarihindeki en büyük sözleşmesi: 2,5 milyar Euro

ASELSAN’ı kurulduğu yıldan beri izliyorum.

Türkiye’nin en büyük başarı hikayelerinden biridir.

Ama 51 yıllık tarihinde hiç bu kadar büyük meblağda bir ihale ve sözleşme görmemiştim.

Soruşturdum…

Evet kurumun 51 yıllık tarihinde aldığı en büyük ihaleymiş.

İleri savunma teknolojisinde böyle bir ihale almak çok önemli

Ama beni ondan da çok sevindiren bunun ileri teknoloji bir hava savunma sistemi olması.

Kurum ondan 2 gün önce de yine SSB ile uzun menzilli hava savunma sistemlerinin seri üretimine yönelik 1 milyar 85 milyon Euroluk bir sözleşme daha imzalamıştı.

Bu da gösteriyor ki ASELSAN artık dünya devleri arasında.

Türkiye’de sadece Baykar yok, başka çok başarılı hikayelerimiz de var

Türkiye’de son yıllarda daha çok Baykar’ın başarı hikayeleri ile övündük.

Haklıydık da…

Sıfırdan yaratılan bir başarı hikayesi.

Ama devletin ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN gibi köklü ve savunma sanayinde çok önemli kuruluşları var.

En önemlisi de savunma sanayinin en ileri ve öncü teknolojilerini geliştiriyorlar.

Hepimizin gurur duyacağı kuruluşlar bunlar…

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.