Geçen cumartesi Hamaney’le birlikte enkazın altında kalan dekolte gelinlik ve duvak

Amerika ve İsrail'in cumartesi sabahı öldürdüğü önde gelen İranlı yetkililerden biri de Ali Şamkani'ydi. Şamkani'yi geçen yıl kızı için yaptığı düğünden hatırlıyoruz. Kızının gelinliği ve düğünden gelen video çok konuşulmuş, İran'daki rejimin iki yüzlülüğünü ortaya koymuştu.

3 Mart 2026

48  saattir televizyonlar, Tahran’da yan yana iki binanın vuruluşu ile ilgili görüntüleri veriyor.

İran’ın ruhani lideri Ali Hamaney’in öldüğü saldırının hava görüntüleri bunlar. Yan yana iki bina bir anda ortadan kalkıyordu.

O bombardımanda, İran’ın sivil ve askeri en üst komuta kadememesi neredeyse tamamen yok edilmişti.

Tabii en ağır kayıp, 40 yıldır rejimin başında bulunan ve daha bir ay önce bir gecede 10 bin genci katleden kararı veren Hamaney’di.

O olaylarda özgürlük isteyen gençleri “Allah’ın düşmanları” ilan edecek kadar kendinden geçmiş zalim bir ruhani liderdi.

O sabah enkazın altından çıkarılanlardan biri kimdi?

O sabah, onun yanında hayatını kaybeden en üst düzey İran’lı yöneticilerden birinin adı Ali Şamkani’ydi.

“Ben bu ismi bir yerden hatırlıyorum” dedim, duyduğum an.

Ve sonra hatırladım. O isme Haziran ayından beri iki defa ve çok ilginç iki olayda  rastlamıştım.

Birincisi 13 Haziran 2025 günüydü.

Zengin semtte Penthouse katına isabet eden füze

13 Haziran 2025 gecesi, İsrail Tahran’da bazı hedeflere saldırmıştı. 

O saldırıda hedeflerden biri Tahran’ın kuzeyinde varlıklı ailelerin yaşadığı lüks bir binaydı.

O gece binanın en pahalı “Penthouse” katına bir füze isabet etti.

İsrail, İran’daki molla rejiminin askeri ve sivil kanadının en üst ve güçlü temsilcilerinden birini hedef almıştı.

Füze daireyi dümdüz etmişti.

Ancak kurtarma ekipleri o binanın enkazından bir kişiyi sağ olarak çıkardı.

Enkaz önünden tvit: “Beni toprağa gömemediniz piçler…”

Çıkarılan kişi Amiral Ali Şamkani’ydi…

İran rejiminin en güçlü adamlarından biriydi.

Enkazın altından çıkarıldığında sosyal medyadan Farsça ve İbranice şu paylaşımı yapmıştı:

“Beni toprağa gömemediniz piçler…”

İsrail’e böyle meydan okumuştu…

Geçen Cuma sabahı, Hamaney’in yanında enkazın altından çıkarılan cesetlerden biri onunkiydi.

“Piçler bu defa onu toprağa gömmüştü…”

Tahran molla klikasının en güçlü insanlarından biri

Tahran’ın “Molla Nomenklaturası”nın en tepesindeki isimlerden biriydi.

Üstelik bir değil, üç-beş çeşitli şapkası vardı.

İran’ın en üst dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in başdanışmanıydı.

Yeni kurulan Milli Savunma Konseyi’nde bizzat Hameney’i temsil ediyordu.

Geçen haziran ayına kadar Milli Güvenlik Kurulu’nun genel sekreteriydi.

Bu görevleriyle İran’ın iç ve dış politikasını en çok etkileyen kişilerden biri sayılıyordu.

Daha önce Savunma Bakanlığı yapmıştı.

Yani hem İran Deniz Kuvvetleri’nin hem de Devrim Muhafızları’nın başıydı.

Oğulları ile birlikte İran’ın ‘Armatör oligarkı’

Sadece askeri ve idare güce sahip değildi.

Oğulları ile birlikte çok büyük bir deniz taşıma filosu kurmuştu.

İran petrolünü dış ülkelere onların tankerleri taşıyordu.

Anlayacağınız tam Orta Doğu ve Asya cumhuriyetlerinde görülen “hanedan oligarklardan” belki de en büyüğüydü.

İsrail, o saldırıları sırasında İran’ın en üst askeri komutanlarını, cumhurbaşkanının yardımcısını ve birçok nükleer uzmanını öldürdüğü halde onu öldürememişti.

Onun adına ikinci defa 17 Ekim günü rastlamıştım.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

DW Türkçe (@dw_turkce)’in paylaştığı bir gönderi

17 Ekim 2025: Sosyal medyaya sızan bir düğün videosu

Molla rejiminin bu en güçlü insanı, geçen 17 Ekim günü hiç beklemediği bir yerden en öldürücü füze saldırısına uğradı.

Bu defa gelen İsrail füzesi değil, bir video kaydıydı.

Ama ne kayıt…

Şamhani’nin kızı Fatma’nın düğününde çekilen bir videoydu bu.

O günlerde bu olayı şöyle yazmıştım.

14 milyon Riyallik bir düğün hikayesi

Düğün 2024 yılının 24 Nisan akşamı, Espinas Palas Otel’de yapılmıştı.

Naryam Sinaire isimli bir İranlı gazeteciye göre düğün 14 milyon Riyal’e mal olmuştu.

Bu da 21 bin dolar civarında ediyordu.

Ama İran’ı ayağa kaldıran düğünün maliyeti değil oradan gelen görüntülerdi.

Görüntüler sanki Amerika veya Avrupa’da yapılan bir düğünde çekilmiş gibiydi.

Sanki ‘Father of the Bride’ filminin bir sahnesi

İnsan seyrederken gözünün önüne Steve Martin ve geçenlerde kaybettiğimiz Diana Keaton’un oynadığı “Gelinin Babası” filminin sahneleri geliyordu.

Gelinin üzerinde dekoltesi hemen dikkati çeken bir gelinlik vardı.

Yani Orta Doğu’nun en zengin düğünlerinde gördüğümüz gelinliklerden çok daha dekolteydi.

Damadın üzerinde yine Batı’da gördüğümüze çok benzeyen bir smokin vardı.

Kravatı “Batılı” diye reddeden İran’da papyonlu bir smokin görüyorduk.

Baba sanki kızını papazın önüne götürüyor

Babaya gelince…

Onun davranışı Türkiye’de modern ailelerde bile görmediğimiz bir fotoğraf karesi koyuyor önümüze.

Aynı Amerikan filmlerinde gördüğümüz gibi gelin salona babasının kolunda giriyor ve baba ona nikâhın kıyılacağı yere kadar eşlik ediyor ve orada bekleyen damadın yanına bırakıyor.

Sahnede dinî nikâh anlamına gelecek bir kişi yok.

Üstelik salonda gördüğümüz kadınların çoğunun başı ya açık ya da saçları görünecek şekilde yarı örtülü.

Yani manzara tam anlamıyla bir Batı düğünü.

Çıplak bir iki yüzlülük mü, dekolte bir çelişki mi?

Bu görüntüler sosyal medyaya sızınca İran bir anda karıştı.

Yıllardır başlarını açmak için mücadele veren insanlar seslerini yükseltti.

Bazı muhalifler bunu “çıplak ikiyüzlülük” olarak niteledi.

Bence “çıplak” demek doğru değil. Kız çıplak değil.

Ama ortada “dekolte bir çelişki” var.

Gelinin babası kamusal hayatında, başka babaların başını açan kızlarına karşı en sert cezanın verilmesini isteyenlerin başında bulunuyordu.

O nedenle en tarafsız insanlar bile bunu “rejimin iki yüzlülüğü” olarak görüyordu.

Onların gelinleri sarayda, bizimki toprağın altında

Tabii herkesin hafızasında yine Mahza Amini canlanmıştı.

Başı açık diye ahlâk muhafızları tarafından içeri alınıp orada döve döve öldürülen Kürt kız…

Genç bir kadın aktivist, “Onların gelinleri saraylarda, bizim gelinlerimiz toprak altında” diyen bir paylaşım yapmıştı, o düğün fotoğraflarını gördükten sonra.

Kızın babası: Beni yine gömemediniz piçler

Ama rejimin eski tüfekleri kolay teslim olma niyetinde değildi…

Önce kızın “rejim muhafızı” babası bir paylaşım yaptı.

“Beni yine gömemediniz piçler…”

İsrail füzesinden kurtulduğu gece yaptığı paylaşımın aynısıydı.

Ve yine hem Farsça hem İbranice yapmıştı bu paylaşımı.

Ona göre kaseti sızdıran İsrail istihbaratıydı.

İran fena karışmıştı…

Yaşlı ahlak bekçilerinin iki yüzlü ahlakçı kararı

Rejimin yaşlı tüfekleri için kritik bir karar zamanıydı.

İçlerinden birine karşı başlayan kampanyada, kendilerini kurtarmak için onu yalnız mı bırakacaklardı…

Yoksa “O giderse biz de sallanırız” diye düşünüp, onu savunacaklar mıydı?

İkincisi seçtiler.

Güya ahlakçı mollalar insan haklarını hatırlıyor

Hem de İran’da. Bugüne kadar rejimin gözünde zerre kadar önemi olmayan bir gerekçeye sımsıkı sarılarak…

“Özel hayatın gizliliğini korumak…”

Geçmişlerinden utanmasalar “insan hakları” falan da diyecekler.

Düğün onun özel hayatıydı ve kimsenin oraya müdahale etme hakkı yoktu.

@alarabiya_eng A leaked video from the wedding of the daughter of Ali Shamkhani, a senior advisor to #Iran’s Supreme Leader Ali Khamenei, is making waves on social media. The event had previously stirred controversy due to its reportedly extravagant cost. #Iran #AliShamkhani ♬ الصوت الأصلي – Al Arabiya English

Rejimin ‘Godfather’larının ideolojisi ve inancı kalmamış

Bu videodan anlıyorsunuz ki, İslamcı rejimin en kuvvetli üç beş adamından biri olan babanın “inancı”, “ideolojisi” kalmamış.

İslami ahlâk diye savunduğu şey, feci bir baskı aparatının bahanesi haline gelmiş.

Bu olay da gösteriyor ki, bu “ahlakçı zorbalığı” kadınların başlarını açma özgürlüğünü bastırmak için kullanan “İslamcı otoriterlik” artık her yerde sapır sapır dökülüyor.

Sırrı dökülen bu ahlakçılığın arkasından pespaye bir ikiyüzlülük fışkırıyor.

Kızların başını zorla örten rejimin kendi sarığı fena düştü

Yakası açık gömlek giymeyi, sakal bırakmayı “İslami vecibe” sayıp, bunun üzerinden hayatın her türlü keyfini bastırmaya uğraşan bu adamların, kapalı kapılar ardında nasıl olduğunu bu düğünde çok iyi görmüştük.

Bu olay da bir kere daha göstermişti ki.

Dünyanın her yerinde “İslamcı” siyaset ve rejimlerin “inanç” ve “ideolojisi” kalmamış..

İşte böyle…

Bir dekolte gelinlik, 45 yıllık bir Molla rejiminin siyasetle kirlettiği cüppesini üzerinden çekip alıvermişti.

Geriye, özgürlük isteyen 10 bin insanı bir gecede katledip, ceset torbaları üzerinde bir korku imparatorluğu  yaratacak kadar pespayeleşmiş  riyakâr bir baskı aparatı kalmış.

O piçler bu defa onu toprağa gömdüler

Evet, kendileri kadar acımasız ve katliamcı Netanyahu,  onu ilk iki defada toprağa gömememişti.

Üçüncüsünde rejim kendi kendini toprağa gömdü.

Hem de  elllerindeki 50 bin İranlı’nın kanı gibi, 70 bin zavallı Filistinlinin kanı olan, kendileri kadar acımasız bir katil tarafından.

Neticede bir kötü bir başka kötüyü gömdü.

Biri Tahran’da görkemli, öteki bir kasabada mütevazı iki mezar

Ali Şamkani şimdi toprağın altında.

Muhtemelen rejim ona da büyük ve görkemli bir tören ve “kabir” yapacak.

Mahza Amiri ise İran’ın Batısında bir kasabanın küçük ve mütevazı bir mezarlığında yatıyor. 

Başucundaki taşta, özgürlük isteyen kadınların koydukları çiçeklerin arasında şu okunuyor:

“Jina can ölmedin, adın bir sembol olacak…”

Artık ikisi de toprağın altında.

Biri; halk mezarlığında yatan, başını açma özgürlüğü için ölümü göze alan Mahza Amini… 

Öteki;  şaşalı devlet töreni ile yaldızlı kabirlere gömülecek olan, kızına dekolte gelinlikle düğün yapıp, bir gecede 10 bin Mahza’nın katledilme emrini veren Enkazın altındaki rejim oligarkı…

Sizce hangisi Cennetlik…

Hangisi cehennemlik…

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.