ABD'li güçlü Senatör Lindsay Graham, evinde aort yırtılmasından ansızın ölmezden 96 saat önce Ankara'daydı. NATO zirvesi için Başkan Trump'la gelmişti ve 7 Temmuz akşamı Büyükelçi Tom Barrack'ın yemek davetindeydi. Aynı yemeğin çok ilginç başka davetlileri de vardı.
Lindsay Graham 11 Temmuz 2026 akşamı aniden öldü.
71 yaşındaydı.
Yapılan otopsi sonucunda ölümü hakkında şu rapor yazıldı:
“Aterosklerotik kardiyovasküler hastalığa bağlı gelişen aort diseksiyonu…”
Günlük dilde buna “Aort yırtılması” diyoruz.
Bir gün önce Ukrayna’nın başkenti Kiev’e yaptığı sürpriz ziyaretten dönmüştü…
Kimdi aniden ölen bu Amerikalı?
Lindsay Graham ABD’nin Güney Caroline eyaletinden seçilmiş bir senatördü…
Ama onu sıradan bir senatörlükten çıkaran çok önemli bir fonksiyonu vardı.
Uzun yıllar Senato’nun en önemli komisyonlarından olan Silahlı Hizmetler ve Yargı komitelerinde görev yapmıştı.
Ve çok kritik üç konuda Amerikan Senatosunun en güçlü ismiydi:
İsrail, İran ve Ukrayna…
Yani Amerikan savaş gücünün sivil ve ateşsiz silahlarından biriydi.
Cumhuriyetçi olmasına rağmen başlarda Trump’a çok karşıydı.
Ama son zamanlarda görüşleri Trump’a yaklaşmıştı.
Türkiye’nin S 400’leri almasına şiddetle karşı çıkmıştı.
O görüşü de zamanla yumuşamıştı.
Şimdi bu Amerikalı senatörle ilgili niye bu kadar ayrıntılı bilgi verdiğime geleyim.
Lindsay Graham 7 Temmuz 2026 günü ve akşamı Türkiye’deydi.
Ve burada kaldığı süre içinde MİT Müsteşarı İbrahim Kalın’la baş başa kısa bir görüşme yaptı.
Bu görüşme tesadüf müydü, yoksa planlanmış mıydı bilmiyorum.
Size işte o görüşmeyi anlatacağım.
7 Temmuz akşamı NATO Devlet Başkanları ve başbakanları Külliye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği yemekte, iki Michelin yıldızlı şef Fatih Tutak’ın menüsünü tadarken, aynı saatlerde Ankara’da bir başka davet daha vardı.
Devlet Başkanları yemeğinin gölgesinde kalan bu davetin üzerinde kimse durmadı.

Lindsey Graham, Türkiye ile yakında ilgiliydi. Başkan Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beyaz Saray’daki görüşmesine de katılmıştı.
Aynı saatlerde, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği rezidansının bahçesinde bir davet veriliyordu.
Davetin ev sahibi ABD’nin Ankara Büyükelçisi Thomas J. Barrack’tı…
Hepimiz biliyoruz ki Tom Barrack, büyükelçiden çok öte kişilik.
Oturduğu yer, sahip olduğu ünvan, bölge hakkındaki bilgileri ve diplomasiden uzak gözüpek tavır ve sözleri ile bulunduğumuz bölgede devletler üstü bir etkiye sahip.
Büyükelçi Barrack’ın davetli listesi bence çok ilginçti.
Türkiye’den davetli kişilerin kim olduğuna baktım.
Karşıma çıkan tablo şuydu:
Türkiye ekonomisinin üç önemli kuruluşunun başandaki 3 kişi.
(*) TÜSİAD Başkanı Ozan Diren
(*) DEİK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) Başkanı Nail Olpak.
(*) DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ.
İş dünyasından davetli iş insanları:
(*) Ali Sabancı (Esas Holding Yönetim Kurulu Başkanı)
(*) Ebru Özdemir (Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı)
(*) Murat Özyeğin (FİBA Grubu Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı)
(*) Ali Kibar (Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı)
(*) Kamil Yazıcı (Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)
(*) Esra Eczacıbaşı Coşkun (Eczacıbaşı Holding İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi)
(*) Osman Okyay (Kale Grubu Başkan Vekili)
(*) Ömer Emre Karter (Citibank Türkiye Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Müdürü)
(*) Tahsin Çolakoğlu (Çolakoğlu Metalurji ve TEB Holding Yönetim Kurulu Başkanı)
Hükümet kanadından ise Ticaret Bakanı Alparslan Bayraktar.
Davet edilen iş insanları nasıl ve hangi kriterlerle seçildi bilmiyorum ama listeye bakınca şu görülüyor:
Hemen hepsi Türkiye’nin eski köklü holdinglerinin yeni nesil yöneticileri.
Aralarında Anadolu Kaplanı denilecek ve/veya AKP’nin 25 yıllık iktidarında büyümüş holdinglerden kimse göremedim.
İkinci bölüm davetliler de ilginçti.
Mesela Boeing’in NATO, Avrupa, AB ve Hükümet ilişkileri bölümünün başkanı Liam Benham vardı.
Bunun dışında Başkan Trump’la birlikte gelen heyette yer alan 6 Senatör ve 1 Temsilciler Meclisi Üyesi bulunuyordu.
Trump’la gelen Kongre üyelerinin kompozisyonu çok dikkatimi çekti.
Üç Cumhuriyetçi, üç Demokrat Senatör vardı.
Bir de Temsilciler Meclisi üyesi.
Demek ki Trump bile ülkesinin siyasi dengesine dikkat ediyor.
Bu liste dışında o gece, herkes için sürpriz olan bir isim daha vardı.
Adı bildirilen davetliler listesinde yer almıyordu.
Sanki listeye son anda eklenmiş veya bilerek eklenmemiş gibi duruyordu.
MİT Başkanı İbrahim Kalın…
Böyle davetlerde neredeyse hiç görmediğimiz bir isim.

Lindsey Graham, ABD Büyükelçisi Barrack’ın Ankara’daki evine daha önce de defalarca gelmişti. 7 Temmuz akşamı kokteyl bu bahçede gerçekleşti.
Amerikalı heyet içinde en dikkatimi çeken kişi Senatör Lindsay Graham’dı.
Davette yemeğe geçilmeden önce bahçedeki kokteyl sırasında orada bulunan herkesin dikkatini çeken bir şey oldu.
Lindsay Graham bir ara bazı davetlilerle sohbet ederken yanlarına MİT Başkanı İbrahim Kalın geldi.
İbrahim Kalın son zamanlarda Orta Doğu’nun en aktif ve en etkili simalarından biri.
“Epeydir hiçbir davete gitmiyorum. İlk defa buraya geldim” dedi.
İşte tam bu sırada Lindsay Graham, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın koluna girdi ve sohbet ettiği kişilere “Müsadenizle Başkanla konuşacağım bazı meseleler var” deyip gruptan uzaklaştı.
Herkesin dikkatini çeken bir hareket oldu.
Graham ve Kalın bir süre baş başa konuştular.
Bu sohbet yemek sırasında da devam etti.
Davetliler 5 masaya bölünmüştü ve Senatör Graham ile MİT Başkanı Kalın aynı masada yan yana oturdular.
Yemeğin geri kalan kısmında ikisi de bu görüşme hakkında kimseye bir şey söylemedi.
Lindsay Graham o geceden 96 saat sonra aort patlamasından hayatını kaybetti.
Dolayısıyla bu görüşme hakkında da kimse bir şey öğrenemedi.
O gece Büyükelçilik yemeği devam ederken, beklenmedik bir şey oldu.
İran Savaşı yeniden başlıyordu.
Bunun haberi yemek sırasında Kalın’a ve Büyükelçiye geldi mi öğrenemedim.
Geriye şu soru kaldı.
Amerikan Senatosu’nun bu güçlü ismiyle, Orta Doğu istihbarat sisteminin en önemli aktörlerinden biri baş başa ne konuşmuş olabilirdi?
Bildiğimiz şu:
Lindsay Graham son zamanlarda bütün çabasını Orta Doğu’da barışın sağlanmasına harcıyordu.
Bu barışı da Trump’ın geçekleştirebileceğine inanıyordu.
Bunu destekleyen bir bilgi daha var.
Gece yemek sırasında ABD’den gelen kongre üyelerinin hepsi söz alarak konuştu.
Hemen hepsi Orda Doğu’da bir barışa ihtiyaç olduğunu ve Ankara’daki zirvenin bu bakımdan çok önemli olduğunu vurguladı ve Büyükelçi Tom Barrack’ın barış için yaptıklarını övdü.
Bu da bize Graham’la Kalın’ın sohbeti hakkında bir fikir veriyor.
Orta Doğu’da barışın sağlanması için de “Her tarafla konuşabilecek insanlara” ihtiyaç var.
Bu denklemde tabii ki en önemli aktörlerden biri Türkiye.
Sorun şu ki, Türkiye’nin İsrail ile ilişkileri en azından “Retorik” düzeyde çok kötü.
Herkes kendi iç politikasına yönelik mesajlarla toksik bir hava yaratıyor.
Ancak Hamas’ın 7 Ekim saldırısından beri bildiğimiz bir şey var.
İbrahim Kalın İsrail’in istihbarat başkanı ile de görüşebilen kişilerden biri.
Bu bölgede barışın sağlanması için belki de en önemli ve ilk adım Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzeltilmesi.
Tabii ki Netanyahu bu siyasetini düzeltmediği sürece bunu sağlamak kolay olmayacak.
Ama en azından, deklare edilmeden, “Retorik bir ateşkesin” sağlanması bile çok önemli bir adım olabilir.
Bana göre bu Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını daha da arttıracaktır.
İşte o nedenle, şu sıralarda “Amerika’nın Orta Doğu Eyalet Valisi” gibi bir hava yaratan Tom Barrack’ın davetindeki bu baş başa sohbeti çok merak ettim.
Lindsay Graham, o görüşmeden 96 saat sonra öldü.
İbrahim Kalın ise son derece ketum bir istihbarat başkanı.
Tahminim bu görüşmen şimdilik, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İbrahim Kalın tarafından bilinen bir sır.
Belki bir de MİT kayıtlarına geçen zabıtı mevcuttur.