1 Saniye…
Saat 00.55…
Önceki gece, işte o son 1 saniyede, dünya futbol tarihinde belki de en ilginç anlardan birini yaşadık.
O 1 saniye sonunda, Avrupa futbolu ile ilgili yepyeni bir sosyoloji ortaya çıktı.
Parasal kaleler yıkıldı, efsaneler domino taşı gibi birbirinin üzerine devrildi.
Hem sportif sonuçları, hem de hayatın bütünü için çok şaşırtıcı yeni bir son saniyedi bu.
UEFA Şampiyonlar Ligi maçlarının son saniyesinde yaşadık o anı.
O nedenle önceki akşam saat 00.55’e dönüp, o son saniyeyi anlatacağım önce.
Sonra da Türkiye’de kadınların futbol konusundaki yeni sosyolojisi ile ilgili çarpıcı bir veriyi paylaşacağım.
Çünkü orada da kadınlarla ilgili yıkılan bir algı vardı.
Filmi geri sarıp izliyoruz.
İspanya’nın Real Madrid’i, Portekiz’in Benfica’sı ile oynuyor.
Real Madrid Avrupa Liginde ilk 8’e kalma mücadelesi veriyor.
Benfica ise ilk 24’e girebilmek için sahada.
Real Madrid ilk 8’e girerse, Avrupa ligine direk devam edecek.
Giremezse 9-24’ncü sıradaki takımlar arasında play off oynanacak ve onun sonunda kazananlar ilk 8’e giren takımlarla lige devam edecek.
Maçın son saniyesi…
Benfica 3-2 önde.
Ama bu skorla ilk 24’e giremiyor.
Gecenin bütün öteki maçları bitmiş, sadece bu maçın son saniyesi oynanıyor.
Benfica bir gol daha atarsa 24’üncü sıraya oturuyor ve Playoff’lara hak kazanacak.

İşte o son saniyede futbol tarihinin en ilginç ve güzel anlarından biri yaşanıyor.
Benfica bir frikik kazanıyor.
O an Benfica kalecisini görüyoruz.
Kendi kalesini bırakıp, Real Madrid kalesine doğru koşuyor ve öteki futbolcularla birlikte diziliyor.
Frikik atılıyor, Benfica kalecisi kafa vuruşunu yapıyor ve gol oluyor.
Top ağlara değdiği an maç bitiyor.
Benfica artık 24’ncü sıradadır ve play off’lara gidecektir…

O ana saha kenarına bakıyoruz.
Benfica kulübesinde tanıdık bir isim.
Mourinho…
Onu bugüne kadar hiç bu kadar sevinirken görmemişiz.
O soğuk, nobran, kibirli hali gitmiş deliler gibi seviniyor.
Bir makine adamın insanlaştığı an bu an.
Maçı seyrederken düşünüyorsunuz.
Demek ki hayatta en imkansız anlarda bile şunu bileceksin.
Düdük çalmadan maç bitmez….
Onun için mücadele etmek gerekir.
Ancak o saniye yaşadığımız tek şey bu değil…
Saat 00.55’i gösterdiği ve maç düdüğünün çalındığı an artık Avrupa futbolunun 21’inci Yüzyıldaki yeni sosyolojisi de önümüze çıkıyor.
İlk 8’e giren takımların 5’i İngiltere’den.
Arsenal, Liverpool, Tottenham, Chelsea ve Manchester City…
İspanya’dan sadece bir takım var.
Barcelona…
Almanya’dan Bayern Munich..
Ve Portekiz’den Sporting…
Ama puan cetveli sosyolojisinin daha da ilginç bölümü 8’le 24’üncü sıralar arasında.
Bu bölümde Real Madrid ve İtalya ve Almanya’nın öteki büyükleri var.
20’inci sırada Galatasaray’ı görüyoruz.

Ama bana göre en ilginç takım 22’inci sırada…
Takımın adı “Karabağ…”
Evet bildiğimiz Azerbaycan’ın Ermeni işgalinden kurtardığı Karabağ’ın futbol takımı…
Ermeni işgali yıllarında maçlarını Baku’da oynuyordu.
Artık kendi sahasında oynuyor.
İşte küçücük takım bu yıl Avrupa liginde mucizeler yarattı.
Peki bu takım bu yıl transfere kaç para harcadı.
Transfermarkt verilerine göre 2025-26 sezonu için transfere harcadığı para 900 bin Euro…
Oyuncu satışından elde ettiği gelir ise sadece 300 bin Euro.
İşte bu takım bu sezon UEFA Şampiyon Kulüpler ligi maçlarında Benfica, Kopenhag ve Eintracht Frankfurt gibi takımları yendi.
Yendiği Benfica bu yıl transfere 116 milyon Euro harcamıştı.
Galatasaray’ın ise bu sezon transferde 150 milyon Euro harcadığını, sadece Osimhen’e harcanan paranın 75 milyon Euro olduğunu söylersem daha kolay bir karşılaştırma yapabilirsiniz.
Gelelim 24’ncü sıradan altta kalıp, lige veda edenlere…
Kimler yok ki…
Fransa’nın büyüklerinden Marsilya…
Monaco…
Hollanda’nın devleri…
Ajax, PSV,
İspanya’nın büyükleri Atletico Bilbao, Villareal…
Almanya’nın devi..
Eintracht Frankfurt…
Evet küçücük Karabağ bunları geçip ilk 24’e girmiş.
Hem de Mourinho’nun takımı Benfica’nın üzerinde.
İşte böyle karşımıza yepyeni sosyoloji çıkaran muazzam bir futbol gecesiydi.
Maçları seyrederken ekranda tribünlere de bakıyorum.
Ne kadar kadın seyirci var?
Kameralar hızla kaydığı için pek gözlem yapamıyorum.
Ne yazık ki kadın seyircilerle ilgili fazla rakam yok.
Hala kadın seyirci istatistikleri yayınlanmıyor.
Gözlemlere dayalı bazı taraftar tahmini rakamlar var ancak.
Mesela Real Madrid maçlarının kadın seyircisinin yüzde 20 civarında olduğu tahmin ediliyor.
İngiliz Premier League’inde en çok kadın seyircisi olan takımın Chelsea olduğu yolunda tahminler okudum.
Türkiye’de en fazla kadın seyircisi olan takım hangisidir?
Doğrusu önceki akşama kadar bu konudaki cevabım şuydu:
Banko Fenerbahçe…
Gerçi onunla da ilgili kesin rakamlar yoktu ama gözlemlerim ve bazı analizlere baktığımda şöyle bir tahmine ulaşıyordum.
Fenerbahçe maçlarında seyircinin yüzde 15’i kadar kadın taraftardır.
Fenerbahçe basketbol maçlarında ise kadın ve çocuk seyirci oranı daha yüksek olduğunu biliyordum.
Ancak önceki akşam maçtan sonra bu konuyu araştırırken bugüne kadar hiç bakmadığı bir kaynak aklıma geldi.
Acaba Passolig yönetiminin elinde kart alanların cinsiyete dayalı veriler var mı?
Meğer 2025-26 sezonu için Passolig kartı alanlarla ilgili böyle bir analiz varmış.
İşte burada beni, muhtemelen sizi de şaşırtacak bir sonuç var.
Bu rakamlardan hareketle, maçları tribünden sayretmek için Pasolig kartı alan taraftarların sayıları şöyle.
1. Galatasaray 2.0229.620
2. Fenerbahçe 1.809.118
3. Beşiktaş 1.280.001
Demek ki maçlara gitme konusunda en meraklı taraftar Fenerbahçe değil Galatasaray taraftarıymış.

En fazla Passolig kartı almış kadın seyirci Beşiktaş’ta…
Stadlara girmek için Passolig almış 90 bin Beşiktaş kadın taraftarı var.
İkinci sırada Fenerbahçe bulunuyor.
Fenerbahçe’nin Passolig alan 72.500 kadın taraftarı var.
Galatasaray’ın ise 69.100…
Kendi payıma, kadın taraftara en uzak takımın Beşiktaş olduğunu sanıyordum ama Passolig sayıları öyle demiyor.
Bu rakamları dikkate alırsak, oransal olarak;
(*) En fazla kadın seyircisi olan takım Beşiktaş.(Yüzde 7)
(*) İkinci Fenerbahçe(Yüzde 4)
(*) Üçüncü Galatasaray”Yüzde 3.4)
Şaşırtıcı bir sonuç değil mi…
Türk medyasının en renkli spor yazarlarından biri olan Kurthan Fişek bundan 30 yıl önce şöyle bir analiz yapmıştı:
Beşiktaş “Saray Arabacılarının” takımıdır.
Fenerbahçe “Cumhuriyet burjuvazisinin takımıdır…”
Galatasaray ise “Aristokrasiin takımıdır…”
Demek ki Arabacıların takımı, kadın futbolseverlere, Burjuvazi’nin takımı denilen Fenerbahçe’den daha az cazip geliyormuş.
Ama en düşük kadın seyirci oranın Aristokrasinin, yani soyluların takımı denilen Galatasaray’da olması da ilginç…
Bir Fenerbahçeli olarak beni şaşırtan rakamlar bunlar.
Ama önceki akşam seyrettiğim Avrupa ligi maçlarından sonra futbolda artık hiçbir şey beni şaşırtmayacak…
30 Ocak 2026 - Önceki gece saat 00.55… Son bir saniye yepyeni bir sosyoloji ortaya çıkardı
29 Ocak 2026 - Tarihi tanıklık: İranlı doktorlar 9 Ocak katliam gecesini anlatıyor
27 Ocak 2026 - Dolu koltuktan ilk ders: Altaylı’yı yoldan çevirip geri getiren doktor
25 Ocak 2026 - “Ağaç maymunu hipotezine” göre günde kaç kadeh içki içebilirsiniz?
24 Ocak 2026 - Burger dönerden Almanya’nın intikamını Kadıköy’de mi aldı?