İran tarihinin en büyük katliamlarından biri, 9 Ocak günü dini lider Ali Hameney'in talimatıyla yapıldı. Rejim bir gecede Netanyahu'nun 14 ayda öldürdüğü Gazzeli Filistintilinin ondan biri kadar Müslümanı öldürdü. O gece yaşananları İranlı doktorlar yeni anlatmaya başladı.
Bazı video kasetleri ve televizyon yayınları gibi uyarayım.
Şimdi anlatacaklarım arasında dayanamayacağınız sahneler var.
Ben çok zor yazdım, siz çok duyarlı iseniz okumamanızda yarar var.
Artık bütün dünya şunu biliyor:
İran Ruhani lideri Hameney, 9 Ocak 2026 günü sabaha karşı, yeraltına inmeden önce şu talimatı verdi:
“Ne pahasına olursa olsun bu ayaklanmayı bastırın.”
Can derdine düşmüş bir rejimin, korkusunu bütün boyutları ile gösteren bir emirdi bu.
Yani bir katliam emri.
O gece rejimin sadık milisleri, ahlak zabıtaları, devrim muhafızları, 19 şehirde sokağa indi, resmi binaların damlarına yerleşti.
Ve İran tarihinin en büyük katliamı başladı…

İran’daki Molla rejiminin “Saint-Barthelemy” gecesiydi bu…
Yani Fransa’da 24 Ağustos 1572’de, din adına yapılan “Devlet destekli katliamın” bir benzeri.
Aradan 20 gün geçti…
Ve bu katliam emirinin bilançosu dünden itibaren bütün açıklığı ile ortaya çıkmaya başladı.
O gece İran’da 19 şehirde aynı saatlerde, rejimin paralı askerleri, milisleri ve devrim muhafızları uzun menzilli silahlarla sokağa indi.
Resmi binalarını tepelerine keskin nişancılar yerleşti.
Rejim ülkenin tamamında internet iletişimini kestiği için o iki gece boyunca nelerin yaşandığını tam olarak öğrenemedik.
Ülkeden gelen görüntüler, her iki tarafın yapay zekayla yapılmış propaganda çabaları ortaya saçıldı, abartılı söylentiler, rejimin bilançoyu küçültücü propagandası ile birbirine karıştı.

Şimdi aradan 20 gün geçti, o gece Tahran ve öteki şehirlerde hastanelerde çalışan doktorlar konuşmaya, yaşadıklarını, gördüklerini ve gerçek bilgileri dışarıya da anlatmaya başladı.
New York Times gazetesi dün olağanüstü bir çalışma yayınladı.
Ülkeden gelen görüntülerin gerçek mi, montaj mı, yapay zeka uygulaması mı olduğunu öğrenmek için çeşitli uzman kuruluşlara inceletti.
İran içinden gelen sağlam ve teyid edilmiş bilgileri topladı.

Sokağa inen ahlak ve devrim muhafızlarının insanların üzerine ateş açarken çekilen görüntülerini yayınladı.
Doğrulanmış 40 videoda rejimin katillerinin ellerindeki uzun menzilli silahları halka doğrultup, hedef gözeterek ateş açtıkları net bir şekilde görülüyordu.
Bunların her biri, İran rejiminin nasıl bir insanlık suçu işlediğini açık biçimde gösteren delillerdi.
Bugüne kadar, İran’ın İslamcı devrim tarihinde bununla karşılaştırılabilecek bir tek dönem var.
Humeyni’nin 1980’lerde Irak savaşı sırasında cezaevlerindeki muhalif bütün insanları, kapalı kapılar ardında öldürttüğü gece…
Yani 47 yıllık İslamcı rejim tarihinin ikinci kitlesel katliamı oldu bu.
Ve dün çok önemli bir gelişme oldu.
O gece 19 şehirde hastanelerde görev yapan doktorlar o iki gece yaşadıklarını anlatmaya başladı.
Size sadece üç beş örneğini aktaracağım…

Tahran Nikan Hastanesinde görevli bir hastabakıcı o geceyi şöyle özetliyor:
“Tam bir savaş görüntüsüydü…”
Şuada Tariş Hastanesinden bir doktor;
“O gece sadece ben, başından, sırtından kurşunla vurulmuş 70 yaralıya baktım. Çoğu geldikten kısa süre sonra öldü…”
Meşhed’da bir hastanenin doktoru şunu anlatıyor:
“Durum bir doktoru dehşete düşürecek haldeydi. Rejim muhafızları hastaneyi basıp ağı yaralı insanları tutuklamaya uğraşıyordu…”
Bunun üzerine doktorlar, hastane dışında bir villa bulup, yaralıları gizlice orada tedavi etmeye çalışmışlar.
Tahran’ın Sattar Han bölgesinde bir doktor anlatıyor:
“Bana çoğu ağır 300 yaralı getirildi.”
Zanjan’da bir üniversite hastanesi doktorunun geçtiği mesaj:
“Bana gelen yaralıların neredeyse tamamı başından, boynundan ve sırtından vurulmuştu.”
Sadece o doktorun hastanesinde 200 ölü kayıda geçirilmiş.
Tahran Farabi Hastanesi göz hastalıkları bölümünden bir doktor o gece 500 yaralının getirildiğini anlatıyor.
Bunların çoğu “Pellet bullet” denilen, içinde küçük metal bilye parçaları olan av tüfeği mermileriyle yaralandığını söylüyor.
Bu mermi Avrupa ülkelerinin tamamında güvenlik güçleri tarafından kullanılması yasaklanmış bir mühimmat.
Türkiye’de güvenlik güçlerinin sosyal olaylarda kullanması kesinlikle yasak.
Çünkü ölümcül olabilir ve gözde kalıcı körlük yaratan bir etkisi vardı.
Yani o gece sadece o hastanede 500 İran vatandaşının görme yeteneğini kaybetmiş olması ihtimali büyük.
Bunlar arasında 13 yaşında bir çocuk da vardı.
İsfahan’da bir doktor anlatıyor:
“Beyinleri mermi ile parçalanmış genç insanları getirdiler. Boynundan vurulmuş bir anne vardı ve iki çocuğu ağlıyordu.”
Doktorların hepsinin söylediği şu:
“9 Ocak gece yarısından sonra getirilenlerin yaraları tamamen nitelik değiştirdi. Daha önce ayak bacak kırıkları, coplanma gibi yaralar söz konusuydu. O sabahtan itibaren gerçek mermilerle yaralanma ve ölüm vakaları gelmeye başladı.”
Uluslararası bir “Olay yeri uzmanlar ekibi” 17 doğrulanmış fotoğrafı inceledikten sonra şu raporu verdi:
Yaraların çoğu iri metal saçmalı pompalı tüfek (Buckshot) veya küçük saçmalı (Birdshot) mermilerle meydana gelmişti.

New York Times’ın uzmanlara doğrulattığı bilgiler ve fotoğraflar Tahran Merkez Morgundaki inanılmaz trajediyi çok iyi anlatıyor:
Gelen ceset sayısı morgun kapasitesinin çok üzerine çıktığı için cesetler torbalar içinde yerlere atılmıştı. Buna rağmen oraya sığmayan cesetler dışarda tutuluyordu.
Yakınlarını bulmaya gelen aileler, bir odaya alınıyor, orada bir ekranda öldürülen insanların yüzleri gösteriliyordu.
Bazı ölülerin beş altı ayrı fotoğrafı gösteriliyordu, çünkü yüzleri tanınmaz haldeydi.
Bazı aileler, yakınlarını teşhis edebilmek için görüntülerin durdurulmasını, zoom yapılmasını, yakından görmek istediklerini söylüyorlardı.

Kahrizak morgunda ise hiç yer kalmadığı için cesetler koridorlara, bahçeye sıralanmıştı.
Yakınlarını bulmaya gelen aileler bir de şunu gördüler:
Kadın ölülerin başları örtülmüştü.
Büyük ihtimalle aralarında başlarını açma özgürlüğü için sokağa çıkmış çok sayıda kadın vardı.
Onların cesetlerine bile bu özgürlüğü çok gördüler.
Daha bir çok ayrıntı var ama yazamıyorum.
Çünkü ne benim yazmayı ne sizin okumayı içiniz kaldırır.
19 yaşında boksör oğlunun cesedini arayan bir baba haykırıyordu:
“Kahrolası Hameney… Bu onun vahşeti…”
Times uzmanları Kahrizak’tan gelen 300 cesedin fotoğraflarını incelemiş.
Göğüslerinde bir kimlik kartı asılıymış.
Bunların 190’ı sadece numaraymış.
29’unun üzerinde ise okunabilen isimler varmış.
Doktorların ve olay yeri uzmanlarının vardığı sonuç:
Ölümlerin tamamına yakını baştan ve boyundan alınan mermiler, göz yuvalarının patlaması sonucu meydana gelmiş.
Cenaze sahneleri daha da acıklı.
Bir İranlı yaşadığı sahneyi şöyle anlatıyordu:
“Anne babalar çocuklarını, çocuklar anne babalarını gömüyordu…”
Bir çoğu henüz 20’lerine gelmemiş çocuklardı.
Cenazesi kaldırılanlardan küçük bir sosyal kesit;
21 yaşında İran Milli Takımında oynamış bir basketbol yıldızı, 17 yaşında futbolcu bir Kürt genci, 15 yaşında bir yüzme birincisi, 19 yaşında bir İtalyanca öğrencisi ve 26 yaşında bir İngilizce öğretmeni…
İranlı bir kadın avukat rejimin öldürdüğü 17 yaşındaki yeğenini toprağa verirken şunu söylüyor:
“Çok akıllı, hayalleri olan bir gençti. Çok nazikti ve sadece özgürlük istiyordu…”

Ve son bir ayrıntı…
Aileleri bütün cenazeleri İran adetleriyle ve Kuran okuyarak kaldırdılar…
Katiller dinlerinin İslam olduğunu iddia ediyorlardı…
Katlettikleri ise işte böyle gerçek Müslümanlardı…
Nedir İran tarihinin bu en kanlı gecesinin insanı kayıp bilançosu…
Rejim 3110 kişi diyor.
Uluslararası İnsan Hakları kuruluşları, İran konusunda uzmanlaşmış dernekler ve New York Times’ın yaptığı araştırmaya göre;
Bugüne kadar doğrulanmış ve kaydedilmiş ölü sayısı 6 bini geçti…
Ancak henüz doğrulanmamış, kayıp olarak geçen binlerce insan var.
Bazı kaynaklara göre bu rakam şu ana kadar tesbit edilenin iki, üç katına çıkabilir.
Yani…
Rejim, Netanyahu katilinin Gazze’de katlettiği 71 bin zavallı Filistinli’in onda biri kadar Müslüman İranlı’yı bir gecede katletti.
15 Temmuz gecesi FETÖ’cü darbeciler ise 251 insanımızı katletmişti.
İran’daki rakam 10-15 bine çıkarsa katliamın gerisini siz hesaplayın…
Evet bütün bunlar sınır komşumuz İran’da bir gecede yaşandı…

Başında sarıkla, üstündeki cübbesiyle, güya İslam adına o koltukta oturan, İslami rejimi koruduğunu iddia eden bir despot, bir gecede işte böyle tarihe geçecek bir katliam yaptı.
Siyasi İslamın insani açıdan iflas gecesiydi.
Kendisi ise…
O geceden beri yeraltında…
Korkusundan her saat yer değiştirerek….
Böyle bir rejim, kitlesel cinayetlerle, katliamlarla, korku salarak ayakta kaldığı her gün İslamın insani yüzüne zarar vermeye devam edecek.
Ama sonunda, büyük bir ihtimalle Siyasi İslam bu despot rejimle birlikte Orta Doğu tarihinden silinip gidecek…
29 Ocak 2026 - Tarihi tanıklık: İranlı doktorlar 9 Ocak katliam gecesini anlatıyor
27 Ocak 2026 - Dolu koltuktan ilk ders: Altaylı’yı yoldan çevirip geri getiren doktor
25 Ocak 2026 - “Ağaç maymunu hipotezine” göre günde kaç kadeh içki içebilirsiniz?
24 Ocak 2026 - Burger dönerden Almanya’nın intikamını Kadıköy’de mi aldı?
22 Ocak 2026 - Nazım Hikmet ilk defa kaç yaşında mayolu bir kadın gördü?