Türk devlet ajansının geçtiği çok “sıradan” bir İran devlet televizyonu haberi

11 Şubat 2026

Gökhan Çınkara Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyesi.

Orta Doğu konusunda uzmanlaşmış bir bilim insanı. 

Onun tek başına hazırladığı bir haber bülteni var.

Tanıdığı insanlara WhatsApp yoluyla iletiyor.

Benim çok işime yarayan bir bülten çünkü Orta Doğu konusunda hiçbir yerde bulamadığım çok ilginç haber ve analizler geçiyor.

Dün yine işte böyle bir haberi onun bülteninden öğrendim.

Devlet televizyonu seçilmiş cumhurbaşkanının yayınını kesiyor

Haberin kaynağı ilginç…

Anadolu Ajansı.

Yani Türkiye’nin resmi devlet ajansı.

Dün sabah saat 08 sularında abonelerine, İran’dan çok dikkatimi çeken bir haber geçiyor.

Kısa bir haber ve başlığı şöyle:

“İran devlet televizyonu, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın açılış programının yayınını kesti…”

Sayın başkan kısa keserseniz seviniriz

İlk bakışta sıradan bir haber gibi görünüyor.

Ama burasının İran olduğunu düşünürseniz…

Hiç te sıradan değil, hatta çok sıra dışı…

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan bir açılış töreninde konuşurken İran televizyonunun muhabiri yanına geliyor ve kendisini resmen uyarıyor:

“Canlı yayındayız, zamanı doğru yönetirseniz memnun oluruz…”

Dil nazik gibi, ama muhabir Cumhurbaşkanına resmen “Fazla uzatma” diyor.

Önemli değil, kesin biz kendi işimizi yaparız

İran Cumhurbaşkanı sitemkar bir sesle muhabire şunu söylüyor:

“Yayınlamayın önemli değil biz kendi işimizi yaparız…”

Peki muhabir ne yapıyor?

Cumhurbaşkanının bu tepkisi üzerine yayını o an kesiyor…”

Bu, şu an İran’da yaşanan izli iktidar savaşının ne olduğunu en çarpıcı şekilde anlatan olay.

Bir tarafta seçilmiş başkan, öteki tarafta seçilmemiş molla

İran’ın tepesinde şu an iki güç var.

Bir halk tarafından direk oyla seçilen Cumhurbaşkanı…

Pezeşkiyan…

Öteki ise halk tarafından seçilmeyen bir Ruhani lider…

Hameney…

Milli iradeyi kim temsil eder?

Halk tarafından seçilen bir insan mı…

Dini kurul tarafından seçilen bir ruhani lider mi…

Bize öğretilen tabii ki halk tarafından direk seçilen kişinin milli iradeyi temsil ettiği…

Devlet radyo televizyonu kime bağlı? Seçilmişe mi seçilmemişe mi?

İran’da öyle değil…

Halkın seçtiği insanın yetkileri sınırlı.

Ve Devlet Radyo Televizyonu direk olarak dini lider Hameney’e bağlı…

Başındaki kişi direk onun tarafından atanıyor.

Yani halkın seçtiği Cumhurbaşkanı, devlet televizyonunun bir memurunun gözünde  hiçbir şey ifade etmiyor.

Halk tarafından seçilen halka hesap veriyor

Pezeşkiyan  son seçimde Hameney’in desteklediği adayı yenerek Cumhurbaşkanı seçildi.

Halka hesap veren bir insan olduğu için, Pezeşkiyan gösterilere katılan insanlara karşı daha vicdanlı.

Daha merhametli.

Bence açılış töreninde yaşanan bu olay, İran’da başlayan yeni bir siyasi çatışma dönemin ilk işaretlerinden biri.

Önümüzdeki günlerde İran’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı ile seçilmemiş dini lideri arasındaki çatışma büyürse şaşırmayacağım.

Dini lider pazar akşamından itibaren iktidar savaşını başlattı

Dini lider Pazar gecesinden itibaren bu savaşı başlatmış görünüyor.

Pazar günü İran’ın reformcu hareketinin liderleri tek tek evlerinden alınarak Evin hapishanesine götürüldü.

Bu muhalif kesimlere ilk gözdağı hareketiydi.

Seçilmiş Cumhurbaşkanına karşı ilk hareket ise önceki günkü açılışta yaşanan bu olaydı.

Belli ki dini lider, seçilmiş Cumhurbaşkanının görünürlüğünü azaltmak istiyor.

İran’ın dış temsilciliklerinde iltica isteyen diplomatlar

Ancak ok yaydan çıktı.

İran’da muhalefet yavaş yavaş apolitik kesimlere de kayıyor.

İran’ın yurtdışındaki temsilciliklerinin yanılmıyorsam 4’ünün başındaki diplomatlar son gösterici katliamından sonra bulundukları ülkelerden sığınma hakkı istedi.

Bugüne kadar sessiz kalan bir çok insan yapılan son katliamdan sonra sesini yükseltmeye başladı.

Seçilmemiş lider yer altında, seçilmiş başkan toplantılarda

Katliam emrini veren seçilmemiş dini lider kendisi açılış törenlerine katılamıyor.

Ama halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı açılış toplantılarına gidip konuşmaya başlayınca, yeraltına inen dini lider onun da sesini susturmak için mikrofonu elinden aldırıyor.

Söyler misiniz bu daha ne kadar devam eder?

Türkiye’nin tonunda nüans

Geçmişte söz konusu Suriye, Mısır, Suudi Arabistan, İsrail olunca sesini miting meydanlarında bile yükselten Türkiye, İran konusunda temkinli gidiyor.

Bence de gitmesinde yarar var.

Ancak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçen gün CNNTürk’te Ahmet Hakan’la yaptığı sohbette söylediği bazı sözlere bakınca, Ankara’nın da kafasında bazı tereddütlerin doğmaya başladığını hissettim..

Fidan, bu rejim bombalarla yıkılmaz diyor ama

Fidan, bu rejim bombalama ile yıkılmaz diyor.

Ama Hameney’in emriyle yapılan katliamın boyutları konusunda tereddütlü.

İran Dışişleri Bakanı, hayatını kaybeden insanlarla ilgili Fidan’a düşük bir rakam vermiş.

Fidan, “O bile çok yüksek bir rakam” diyor.

Orta Doğu konusunda iyi istihbarata sahip olduğu bilinen Fransa’nın Dışişleri Bakanı ise Hakan Fidan’a 30 bine yakın insanını öldürüldüğünü söylemiş.

Bir Müslüman bunca insan cesedi üzerinde huzurla oturabilir mi?

Son olaylarda rejimin öldürttüğü insan sayısı ile ilgili kesinleşmiş rakamlara bakılırsa 7 bine yakın insan katledilmiş.

Ama İran konusuna çalışan bazı kuruluşlar 30 bine yakın insanın katledildiğini söylüyor.

Söyler misiniz, halkın seçmediği bir insanın emriyle yapılan bir katliam üzerinde kim huzur içinde oturabilir.

Zaten halkın oylarıyla seçilen bir lider olsaydı böyle vicdansız, gayrı insani bir katliam emrini asla veremezdi.

Bazıları “Bu rejim yıkılmaz” diyor.

Ben de diyorum ki;

Hiçbir rejim 30 bin insanının kanı üzerinde huzur içinde oturamaz.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.