Geleceğe umutla bakmak için iyi haberleri görmek, çoğaltmak ve yaymak elbette önemli. Ancak asıl mesele, bu iyiliklerin neden hâlâ bizim gündemimiz olamadığı. Neden biz hâlâ doğayı “engel”, hayvanları “sorun”, insanı ise “istatistik” olarak görüyoruz?
Avrupa Birliği, çevreyi korumak için yapılanları yeterli bulmayarak, doğaya verilen zararın onarılmasını da zorunlu kılan dünyanın ilk kapsamlı doğa restorasyon yasasını onayladı. Bu yasa, bozulan ekosistemlerin yeniden canlandırılmasını devletlerin sorumluluğu haline getiriyor. Günümüz dünyasında haber başlıkları çoğu zaman siyası krizler, felaketlerle, ekonomik sorunlar ve karamsarlıkla dolu. İklim krizi, savaşlar, belirsizlikler ve toplumsal eşitsizlikler; insanlığın ortak geleceğine dair kaygıları artırıyor. Ancak bu karanlık tabloya rağmen, dünyanın farklı köşelerinde sessiz ama çok kıymetli adımlar atılıyor. Çünkü bazı ülkeler, sadece bugünü değil, yarını da düşünerek kararlar alıyor. Doğayı koruyan, insan onurunu gözeten, hayvan haklarına inanan ve yaşamı merkeze alan bu adımlar bize şunu hatırlatıyor:
Evet, dünyada güzel şeyler de oluyor.
İyilik bazen bir yasa metninde, bazen bir kamu politikasında, bazen de uzun vadeli bir toplumsal vizyonda kendini gösteriyor. Ve bu iyilikler, yalnızca o ülkelerin vatandaşlarını değil; hepimizi ilgilendiriyor.
İşte dünyanın daha yaşanabilir bir yer olması için atılmış, umut veren bazı somut örnekler:
Geleceğe umutla bakmak için iyi haberleri görmek, çoğaltmak ve yaymak elbette önemli. Ancak asıl mesele, bu iyiliklerin neden hâlâ bizim gündemimiz olamadığı. Neden biz hâlâ doğayı “engel”, hayvanları “sorun”, insanı ise “istatistik” olarak görüyoruz? Neden yaşamı korumak yerine, onu hoyratça tüketmenin yollarını arıyoruz? Sessiz kalmak tarafsızlık değildir; sessiz kalmak, olan bitene razı olmaktır. Küçük çıkarlar uğruna büyük kayıplara göz yumdukça, bu ülkeyi de bu dünyayı da yaşanmaz hale getirenlerin ortağı oluruz.
Bu yüzden yüksek sesle söylemek gerekiyor: Yeter.
Bu topraklarda insan hayatının ucuz, doğanın sahipsiz, hayvanların değersiz sayıldığı bir düzen kabul edilemez. Doğa talanını “kalkınma”, hayvanlara yapılanları “gereklilik”, sosyal adaletsizliği “kader” diye anlatan her yaklaşım iflas etmiştir.
Ya insanın, doğanın ve hayvanın gerçekten değerli olduğu bir ülke için mücadele edeceğiz… Ya da yok edilen ormanların, kaybedilen yaşamların, sessizliğe gömülen vicdanın hesabını bir gün hep birlikte vereceğiz. Dünyada iyilik büyürken, geride kalmak sadece geri kalmak değildir; geleceği kaybetmektir.
Ve unutmayalım: Yaşanacak başka bir dünya yok.
27 Ocak 2026 - Dünyada Güzel Şeyler de Oluyor …
20 Ocak 2026 - Antinatalizm Neyi Anlatıyor?
6 Ocak 2026 - Umutla girdiğimiz 2026’nın ilk haftası!
30 Aralık 2025 - Bir Yılın Ardından…
23 Aralık 2025 - 2026 hangi trendler ve yeniliklerle geliyor?
Feza Turunçoğlu Kimdir?
Feza Turunçoğlu, Türkiye’de marka, pazarlama ve reklam sektöründe uzun yıllarını geçirmiş deneyimli bir profesyoneldir. Marka yaratma, spor pazarlaması, marka yönetimi ve iletişim konularında derin bilgi birikimine sahiptir.
Reklam ajanslarında yönetim ekibinde çalışmış, yürütme kurullarında yer almış, ülke için önemli birçok markanın büyüme süreçlerine katkıda bulunan ekipleri yönetmiştir.
Feza Turunçoğlu’nun kariyeri boyunca edindiği deneyimler ve sektördeki bilgisi, markaların stratejik iletişimini yönetme yeteneği ve kriz dönemlerinde markaların nasıl yönetilmesi gerektiğine dair görüşleri sektörde önemli bir referans niteliği taşır.
Bu dönemde; finanstan otomotive, gıdadan içecek markalarına, kamu projelerinden kişisel bakıma Türkiye’nin en önemli ve büyük bütçeli markaları ile çalışma, stratejilerinde söz sahibi olma ve değer yaratma şansı yakalamıştır.
Daha sonra Türkiye’nin bilinirliği ülke dışına da taşan ve ülkenin en değerli markalarından biri olan Vestel’de 10 sene boyunca Vestel Pazarlama iletişimi ve Perakende Pazarlama Liderliği yaparak; pazarlama iletişimi ve sponsorlukların yanı sıra, markanın stratejisi ve bütçe yönetiminde de söz sahibi oldu.
Vestel döneminde en sevdiği işlerinden biri “Biz Voleybol Ülkesiyiz” stratejisinin oluşturulması ve hayata geçişinde üstlendiği rolü oldu. ‘Biz Voleybol Ülkesiyiz’ iletişimi ile marka, hem tüketicinin gönlünü kazanırken hem de sayısız ödül kazandı.
Türkiye’de ‘Spor Pazarlaması’ denince, akla ilk gelen isimlerden.
Feza kendisini; reklam, pazarlama ve iletişim stratejisi alanlarında 30 yıllık deneyimi ile “ marka danışmanı” olarak tanımlıyor.
Vestel sonrası, bağımsız marka danışmanı olarak farklı projelerde ‘sevdiği ve inandığı’ markalara katkı sağlamaya keyifle devam ediyor.
Ve halen en çok voleybol izlemeyi seviyor.