İlişki onarım terapisi

14 Ocak 2026

Pazar günü 10Haber’de önüme düşen şu meşhur “ilişki tavsiyeleri” listesine bakıyorum…

Joshua Coleman’ın Washington Post’ta yazdığı yazıda 15 ilişki tavsiyesi bulunuyor.

Konuşmak için doğru zamanı seçin, duygular yükseldiğinde mola verin gibi hani şu sosyal medyada karşımıza çıkan “Eşinizi kendinize bağlamanın 5 gizli yolu” tadında bir içerik.

Sözüm meclisten dışarı, Coleman saygın bir klinik psikolog, ancak insan düşünmeden edemiyor. Madem ortalık bu kadar “ilişki gurusu”, “yaşam koçu” ve “sosyal medya dâhisi” dolu, neden hala boşanma oranları tavan yapıyor? Neden hala her hafta cumartesileri cevaplamam için mail kutum sorularla dolup taşıyor?

Teori kağıt üzerinde çiçek gibi dururken, iş yatak odasına ve evdeki o “gerçek” tansiyona gelince o 15 madde bazen kumdan kaleye dönüşüyor. Coleman’ın o nazik mola verme önerileri yatak odasındaki o ‘soğuk savaş’ sessizliğini dindirmiyor.

Tabii ki bizler sadece ‘konuşan kafalar’ değiliz, biz hormonları, sinir sistemleri ve evrimsel dürtüleri olan biyolojik makineleriz!

İlişki danışmanları size ‘Doğru zamanı seçin’ diyor. İyi de, kortizol (stres hormonu) tavan yapmışken, beynin mantıklı düşünen ‘prefrontal korteks’ kısmı çoktan kepenk indirmişken hangi doğru zamandan bahsediyoruz? O an partneriniz size bilgece bir tavsiye verse bile, beyniniz onu ‘saldırıya geçmiş bir kaplan’ gibi algılıyor.

Akşam yatağa girdiğinizde eşinizin gözlerine bakıp oksitosin (bağlılık hormonu) salgılamak yerine, o mavi ışıklı ekranlarda başkalarının ‘mükemmel’ hayatlarına bakıp dopamin kovalıyorsunuz. Sonuç? Yanınızdaki kanlı canlı insanın dokunuşu heyecan vermiyor.

Performans Anksiyetesi sadece yatakta değil. İnternetteki o ‘mükemmel ilişki’ listeleri, insanlarda ‘Acaba ben eksik mi yapıyorum?’ kaygısı yaratıyor. Bu da tıpkı cinsel fonksiyonda olduğu gibi, ilişkide de ‘izleyici moduna’ geçmenize neden oluyor.

Kendinizi yaşamaktan çok, ilişkinizi dışarıdan izleyip not verirken buluyorsunuz. Not düşükse? Hop, başka ilişkiye. Herkes “ideal partneri bulma” peşinde, ama kimse “ideal partner olma” veya “mevcut olanı onarma” zahmetine katlanmak istemiyor.

Bir aplikasyonu siler gibi evliliği silmek daha kolay geliyor. Oysa evlilik, bazen bozulunca format atılan bir bilgisayar değil; emekle bakılması gereken organik bir organizma.

Aslında mesele hiçbir zaman bilmemek olmadı. Hepimiz artık neyi “doğru” yapmamız gerektiğini gayet iyi biliyoruz. Konuşurken ben dili kullanacağız, tetiklendiğimizde duracağız, çocukken yaşadıklarımızın bugünkü ilişkilerimizi etkilediğini kabul edeceğiz, pasif agresif olmayacağız, savunmaya geçmeyeceğiz, empati yapacağız…

Liste uzuyor gidiyor.

Sorun şu: Bilgi ile davranış arasındaki uçurum, Boğaz kadar geniş. İnsan ilişkilerinde bizi zorlayan şey, “bunu yapmam gerektiğini bilmiyorum” hali değil; “Bunu yapmam gerektiğini biliyorum ama o anda içimden hiç gelmiyor” hali. Çünkü ilişki dediğiniz şey bir PowerPoint sunumu değil. Doğru slaytı açınca otomatik olarak ilerlemiyor. İlişki, uykusuzken, kırgınken, çocuk ağlarken, işten kovulma korkusu varken, hormonlar altüstken, geçmiş yaralar kaşınmışken yürütülmesi gereken bir şey.

Sosyal medyadaki ilişki tavsiyeleri tam da bu yüzden bu kadar cazip: Hızlı, temiz, steril ve duygusuz. Gerçek hayatta ise ilişkiler; terli, dağınık, çelişkili ve çoğu zaman utandırıcı.

Kimse şunu paylaşmıyor mesela: “Çocukken görülmediğim için, bugün haklı çıkmayı sevilmeye tercih ediyorum.”

Boşanmalar artıyor çünkü insanlar kötü niyetli değil; yorulmuş, yalnızlaşmış ve duygusal olarak eğitimsiz.

Mail kutum neden dolu biliyor musunuz?

Çünkü kimse bize şunu öğretmedi: Bazen haklı olmak ile yakın kalmak arasında bir seçim yapmak zorunda olduğumuzu. Ve çoğu zaman, refleks olarak haklılığı seçtiğimizi.

O yüzden bu listeler yanlış değil. Ama eksik. Çünkü kimse şunu söylemiyor: Bazen mola vermeyi başaramayacaksın, bazen bağıracaksın, bazen kapıyı sert kapatacaksın. Ve yine de ilişki devam edebilir.

Gerçek ilişki tavsiyesi belki de şudur:Mükemmel iletişim değil, onarım becerisi öğrenin. Çünkü ilişkiyi ayakta tutan şey kavga etmemek değil; kavga ettikten sonra geri dönebilmektir.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.