Bir kuşağın “seksi” kelimesini nasıl öğrendiğini merak ettiyseniz, cevabı bir alışveriş merkezinin kapısından girip Victoria’s Secret iç çamaşırı mağazasının vitrininin görüldüğü anda bulabilirsiniz.
Bu Victoria’nın Sırrı markası seksi iç çamaşırı ile öylesine özdeşleşmişti öylesine popüler olmuştu ki yılbaşı şovlarının hangi kanalda yayınlanacağı takip edilir, seyretmeden kimse yatmazdı. Sonrasında da uzun bir süre hangi melek kanatlı seksi kadının en pahalı iç çamaşırını giydiği uzun süre dedikodu sayfalarına ve kız sohbetlerine konu olurdu.
Bir genç kızın ilk sütyeni muhakkak oradan alınırdı. Beyaz paneller ve siyah süslemelerle dekore edilmiş mağazalarda tezgahın üzerine dizilmiş renkli pamuklu iç çamaşırları bir şekerci dükkanından alışveriş yapmanın dürtüsel keyfini hatırlatırdı.
Markanın pembe çizgili alışveriş torbasına sıkıştırılmış her alışverişi, bize daha romantik bir hayata doğru yol aldığımızı vaat ederdi.
Sadece bize mi?
Her genç model için Victoria’s Secret showuna seçilmek bir podyum yürüyüşünden fazlasıydı; “tamam, artık sen de o kulüptensin” damgasıydı. Hatırlıyorum, Gigi Hadid’in 2015’te defileye kabul ediliş anı viral olmuştu.
Victoria’s Secret Melekleri şehvetli bir komşu kızını iffetli ama çekici olarak lanse ediyordu. Asla sert bir kız değil, her zaman ulaşılabilir bir kız. Yani kelimenin tam anlamıyla bir fantezi markasıydı Victoria’s Secret.

Yakında The Kitap’tan çıkacak Selling Sexy kitabının çevirisi elime geldiğinde bana bunları düşündürtü.
Selling Sexy bize Victoria’s Secret’ın iç çamaşırı satmaktan öte bir imaj sattığını anlatıyor. Yazarları da Amerika’nın ünlü moda gazetecileri. Kitap lüksün kokusunu, filmlerdeki seksapelliğe ve imkânsız güzellik standartlarına sıradan insanların da nasıl erişebileceği duygusunun verildiğini ayrıntılı anlatıyor. Aslında “bir lüks marka nasıl yönetilir” kitabı da diyebiliriz.
Bir push-up sütyen, biraz dantel, bir kanat yetermiş mesela böyle bir duyguyu vermek için.. Victoria Secret parıltısının arkasında Leslie Wexner gibi bir perakende dehası vardı. Victoria’s Secret’ı büyüten, mağazayı bir “sahne”ye çeviren, müşteriyle ilişkiyi bir ritüele dönüştüren.
Zaman değişti. Victoria’s Secret’i ne yazık ki çok değiştirmedi. Güzellik tanımı, beden politikası, kadınların “seksi” olma biçimi çeşitlendikçe Victoria’s Secret hemen ayak uyduramadı. Markanın hikâyesi, “yenilikçi perakende” hikâyesi olmaktan çıktı.
Kitabın yazıldığı günlerde Victoria’s Secret ve arkasındaki dahi beyin Leslie Wexner başka bir nedenle gündeme geldi.
Epstein’in karanlık gölgesi ile.
Bunun aslında Jeffrey Epstein hakkında bir kitap olmadığını bilmelisiniz. Evet, Epstein yaklaşık yirmi yıl boyunca, reşit olmayan kızlara cinsel istismarda bulunduğu ve hatta insan ticareti yaptığı yıllarda bile Wexner’in mali danışmanı ve sırdaşıydı. Federal suçlamalarla itham edildiğinde, ve sonunda hapishane hücresinde intihar etmeden bir süre önce Wexner ile olan ilişkisi sona ermişti.
Wexner, birlikte çalıştıkları dönemde Epstein’ın işlediği suçlardan haberdar olmadığı konusunda ısrar etmişti. Ancak bu şaşırtıcı ortaklık Wexner’in mirasına gölge düşürdü.
Nasıl düşürmesin ki?
Epstein servetini ve nüfuzunu savunmasız genç kadın ve kızları avlamak için kullandı. Onların hikayeleri, yani bizim bildiklerimiz, kabuslara konu olacak cinsten. Üstelik Epstein hakkında internette dolaşan komploları saymazsak.
Epstein’ın işlediği suçlar, Victoria’s Secret’taki rolüne ilişkin bariz soru işaretleri yaratıyor. Bazı kurbanlarını Victoria’s Secret için model seçmeleri yapıyormuş gibi davranarak bulduğuna dair bir çok ifade var.
Epstein, Wexner’in dış ortaklarla üst düzey anlaşmalar yapmasına yardımcı olmakla kalmıyor, kişisel mali işlerinin çoğunu yönetiyordu. Wexner; Epstein’ı kendi adına borç para almaya, vergi beyannamelerini imzalamaya, işe alım yapmaya ve satın alımlar gerçekleştirmeye yetkilendirdi.
Epstein; daha önce Wexner’a veya şirketlerine ait olan ve bugün toplam değeri yaklaşık 100 milyon doları bulan New York’ta bir malikane, özel bir uçak ve Ohio’da lüks bir mülk edindi.
Yıllar boyunca, Epstein’ın genç kadınlara olan saplantısı dünyayı yöneten birçok tanıdığı tarafından “dehası” nedeniyle mazur görüldü. Bazıları gizliden gizliye onun davranışlarının suç ortağıydı. Diğerleri bunları görmedi ya da görmek istemedi.
Prens Andrew, eski ABD Başkanı Bill Clinton ve Donald Trump gibi isimlerin de bulunduğu seçkin bir sosyal ve siyasal çevreden bahsediyorum.
Kitabın açıkça söylediği gibi: Bu bir Epstein kitabı değil. Ama Epstein’ı atlayarak Victoria Secret’in hikâyesini anlatmak da mümkün değil.
Victoria’s Secret’ın defilesi yıllarca “modanın Super Bowl’u” gibi sunuldu: ışık, müzik, kanatlar… Victoria’s Secret’ın kadınlara atfettiği güç kadının kendisine değil, kadının nasıl göründüğüne bağlıydı. Epstein de aynı dünyada, güzellik ve arzu kapısından girerek bağlantılarını kuruyordu.
Ama bu kitabı okuduğumuzda şu soruyu daha yüksek sesle soruyoruz: Bize pazarlanan “seksi kadın” imajında perdenin arkasında kim vardı? Yani “Seksiyi Satmak” kitabı sadece bir markanın hikâyesi değil.
Bu, kültürün bize yıllarca pazarladığı “seksi kadın”ın hangi güç ilişkilerinin ürünü olduğunun hikâyesi.
15 Şubat 2026 - Sır Victoria’nın mı Epstein mi?
14 Şubat 2026 - Biz evliyken, başka biriyle de ilişkisi varmış ve kadın hamile
11 Şubat 2026 - Flörtest Sürüşü!
8 Şubat 2026 - “Neden Hepimiz Yanlış Kişiyle Evleneceğiz?”
7 Şubat 2026 - Porno izliyorum ama klasik anlamda bağımlı falan değilim