Son birkaç yılda üretken yapay zekâ araçlarının yükselişiyle internette sahte çıplak görseller veya “AI nudify” uygulamaları yaygınlaştı.
İnsanlar bazen bir fotoğraf gördüklerinde — artık “memeler gerçek mi?” diye sormaya başladı; çünkü teknoloji, çıplaklığı gerçekmiş gibi üretme kapasitesine ulaştı.
Sadece bu mu? Artık yapay zekâ yalnızca “çıplak üretmekle” yetinmiyor; tam tersine, normal fotoğraflar üzerinden bedenle oynayan bir iktidara dönüşmüş durumda.
Sosyal medyada kullanıcılar Grok’a “bikini giydir” diye komut verince fotoğrafları tek tuşla çıplaklaştırabiliyor. Bir zamanlar Photoshop becerisi gerektiren şeyler artık birkaç kelimelik prompt’larla mümkün. Her ne kadar Elon Musk hiç haberim yok dese de.
Sonuç şu: İnternette dolaşan her beden, potansiyel olarak hem giydirilebilir hem soyulabilir. Bu yüzden artık bir çıplak fotoğraf geldiğinde ilk refleks arzu değil, şüphe oluyor: Gerçek mi bu, yoksa yapay mı?
İşte bu soru, flörtü, cinselliği ve hatta arzunun kendisini kökten değiştiriyor. Bu yeni durum, bilim insanları için de taze bir araştırma alanı açtı. Gerçek görüntüler mi, yoksa yapay zekâyla üretilenler mi daha tahrik edici? Sonuçlar ilginç. Erkekler sahte olduğunu düşündükleri görseller karşısında gerçek olduğunu düşündüklerine göre daha az cinsel uyarım bildirmiş. Neyse ki bir nevi “Gerçek altın pas tutmaz” durumu yaşanıyor.
Yapay zekâ pornografisinin etkileri ise iki uçlu. Bir yandan kullanıcılar bunu fantazi, oyun ya da özel yaşamlarını renklendiren zararsız bir araç olarak görüyor. Yani erkek gruplarında atılan seksi bir yapay zeka görselinin kime ne zararı var?
Öte yandan işin karanlık tarafı da var: Gerçek ilişkilere zarar, partnerden duygusal uzaklaşma, giderek ürünleştirilen beden beklentileri ve bağımlılık eğilimleri. Evdeki kadının kalçalarının görseldeki özellikleri tutturamaması nedeniyle uzaklaşma olabilir, bu tehlikeye karşı uyarmadı demeyin.
İşin en tehlikeli boyutu artık cinsel deepfakelerin normalleşmesi. Örneğin Elon Musk’ın kamuoyuna yansıyan 14 çocuğundan birinin annesi olan yazar Ashley St Clair, Musk’ın yapay zeka şirketi xAI’a karşı New York’ta dava açtı. Grok’un kendisine ait rızası olmayan cinselleştirilmiş görüntüler oluşturduğunu ve yaydığını öne sürdü. Dava dosyasına göre xAI, şikâyetlerin ardından St. Clair’e ait daha fazla sahte içerik üretilmesine izin vererek durumu daha da ağırlaştırdı.
Neyse X tarafından bu hafta yapılan yazılı açıklamada, “Grok’un, gerçek kişilerin görüntülerini bikini ya da benzeri açık kıyafetler giymiş gibi göstermesini önlemek için gerekli teknik düzenlemeleri yaptık” denildi. Fakat sokaktaki insan için bu fark etti mi? Rızası olmayan kişilerin görüntülerinin yapay zekâ ile cinselleştirilmesi artık istisna değil, neredeyse sıradan bir dijital şiddet biçimi.
Birleşik Krallık’ta yapılan yeni bir ankete göre, yetişkinlerin önemli bir kısmı rıza olmadan oluşturulan cinsel deepfake’lere duyarsız veya nötr yaklaşabiliyor; bu da bu tür içeriklere normalleşme riskinin altını çiziyor.
Şu bir gerçek. Artık çıplak seksi bir foto gördüğümüzde yapay zeka mı, gerçek mi tartışması yapıyoruz. Tabii ki bu fotolar dolaşımda arttıkça özellikle erkeklerde idealleştirilmiş beden algıları güçleniyor. Kadınlar içinse tablo biraz daha karmaşık. En azından etrafımda gördüğüm pek çok kadın, hâlâ yalnızca iyi görünen bir beden değil, duygusal temas, güven ve gerçek bir bağ arıyor.
Ama bu imgeler çoğaldıkça herkesin zihninde o tanıdık kaygı büyüyor: Daha iyi görünmeliyim. Karnı mı çıktı, cildi mi kırıştı, yaş mı aldı… Herkes sanki içindeki küçük estetik cerrahla yaşamaya başladı.
Eğri oturup doğru konuşalım, hangimizin aklının bir yerinde daha iyi görünmeliyim kaygısı artmadı ki.
Belki de bu çağın en radikal cümlesi şudur: Gerçek duygular hâlâ önemli.
Pürüzsüzleştirilmiş bedenlerin, sonsuzca çoğaltılabilen arzunun ve tek tuşla silinen mahremiyetin arasında, kalp hâlâ kopyalanamıyor. Yapay zekâ bir bedeni giydirebilir ya da soyabilir; ama flörtü ve cinselliği ayakta tutan şey hâlâ algoritma değil; risk almak, reddedilmek, heyecanlanmak ve gerçekten birine dokunabilmek.
Belki bana hayalperest diyeceksiniz ancak ben hala yapay zeka olmayan yani gerçek bir kişi ile aşkın yaşanabileceğini düşünen geçmiş çağ romantiklerindenim. Ya siz?