20-04-2026
İsmet Berkan

Güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar: Gülistan Doku dosyası 6 yıl nasıl kapalı kaldı?

Güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar: Gülistan Doku dosyası 6 yıl nasıl kapalı kaldı?

Türkiye, iki haftadır bundan 6 yıl önceden kalma bir suç soruşturması dosyasını konuşuyor.

Gülistan Doku isimli üniversite öğrencisi bir genç kız, 5 Ocak 2020 günü son kez görüldükten sonra ortadan kaybolmuştu. Ailesi 6 Ocak 2020 günü kayıp başvurusunda bulundu, arama çalışmaları başladı.

Benim gibi haber ajanslarının geçtiği haberleri her gün dibine kadar takip etme alışkanlığınız olsaydı bilecektiniz; aslında neredeyse gün aşırı Türkiye’nin orasından burasından çeşitli kayıp haberleri geliyor.

Tunceli’den gelen bu haber de benzeri başka kayıp haberleri gibi aslında sönüp gidebilirdi. Ama gitmedi.

Böyle şeyler çok adaletsiz. Belki Gülistan’ın gülümseyen o fotoğrafı yüzünden, belki kentte bu vakanın peşinden ayrılmayan sivil toplum yüzünden, tam bilmiyorum ama 2020’de Türkiye aylarca Gülistan vakasını konuştu.

Böyle olunca tabii özel ilgi oluyor ve mecburen İçişleri Bakanından kent valisine ve başka siyasetçilere kadar birileri de çıkıp “Bu işin takipçisi” olduklarını ilan ediyor. Gülistan vakasında da böyle oldu. Dönemin valisi Tuncay Sonel bizzat arama çalışmalarına katıldı, ha bire demeçler verdi o zamanlar.

Ama Gülistan bulunamadı. Zaman içinde ilgi söndü ve konu unutuldu.

Şimdi, kente atanan bir yeni savcı bu faili meçhul dosyaya yeniden el attı. Attı, çünkü biz bilmiyorduk, aradan geçen yıllar içinde dosyanın içinde bazıları ciddiye alınabilir nitelikte ihbarlar, hatta itiraflar birikmişti.

Bundan 6 yıl önce şüpheler Gülistan’ın bir süre önce ayrıldığı eski erkek arkadaşının üzerindeydi. Onunla en son 4 Nisan günü görüşmüştü Gülistan. O erkek arkadaş Rusya vatandaşıydı aynı zamanda ve polis onu ararken Rusya’daydı. Geri döndü, sorgulandı, sonra adli kontrolla serbest bırakıldı. Ama kamuoyunun gözünde hep şüpheli kaldı.

Şimdi 6 yıl sonra aynı erkek arkadaş yine gündemde ve geçen gün tutuklanıp cezaevine kondu.

Ancak bu kez şüpheler erkek arkadaşta değil, bugüne kadar bu soruşturmada adı hiç geçmeyen bir başka isimde, o dönemin Tunceli Valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel’de yoğunlaşıyor. Mustafa Türkay Sonel de tutuklu, tutuklanmadan önce verdiği ifade ise medyaya sızdı, buradan okuyabilirsiniz.

Savcılığın 6 yıl sonra yeniden açtığı dosyada şimdi üzerinde durulan ve doğrulanmaya çalışılan hipotez şu: 

-Gülistan Doku ile valinin oğlu arasında bir cinsel birliktelik (bazıları buna tecavüz de diyor) yaşanmış, Gülistan doku hamile kalmıştı.

-Gülistan’dan bebeğini aldırması istenmişti, ama 31 Aralık 2019’da Tunceli Devlet Hastanesi’ne gidip jinekolojik muayeneden geçen Gülistan’a kürtaj için yasal sürenin aşıldığı, bebeğini aldıramayacağı söylenmişti (Yasal sürenin 10 hafta olduğu dikkate alınacak olursa Gülistan Doku’nun Ekim ayında hamile kaldığını düşünmek gerekir).

-Bu çocuk aldırma meselesi yüzünden Gülistan valinin oğlu tarafından sıkıştırılmaya başlanmış, ailesinden yardım isteyemeyen Gülistan 4 Ocak günü eski erkek arkadaşından yardım istemişti.

-5 Ocak günü valinin oğlu ve bir arkadaşıyla akşam vakti buluşmuş, bu buluşmada tartışma çıkmış, valinin oğlu genç kızı Uzi marka bir silahla vurarak öldürmüştü.

-Cinayetin ardından valinin koruma polislerinden biri yanında bir köy korucusuyla gelip cesedin bilinmeyen bir yere gömülmesini sağlamış, aynı koruma polisi Gülistan Doku’yu valinin oğluna bağlayan her türlü izi temizlemek için devreye girmişti.

-Kentteki polis kameralarının kayıtları silinmiş veya yok edilmiş, Gülistan’ın 31 Aralıktaki hastane ziyaretine ilişkin bütün kayıtlar yok edilmiş, Gülistan’ın sosyal medyasından bazı takipçilerin silinmesi ve WhatsApp’ından mesajların silinmesi için kent dışından bir “hacker”a (o da eski bir polis) başvurulmuştu.

-Gülistan’ın sosyal medyasında ve WhatsApp’ında temizlik yapan o hacker’a valinin koruma polisi para göndermiş, bu paralar valiliğin İl Özel İdaresi bütçesinden alınmıştı.

Şimdi savcılık burada bütün detaylarına girmeden özetlemeye çalıştığım işte bu vahim hipotezi kanıtlamaya çalışıyor. Hipotezin bazı bölümleri için elde ciddi kanıtlar olduğu anlaşılıyor. Soruşturmanın devamını beklemek gerek.

Yalnız tabii şunu söylemeliyim: Eğer savcılığın kurduğu bu hipotez kanıtlanacak olursa mesele bir cinayetin örtbas edilmek istenmesinin ötesine geçen, bize yaşadığımız ülkedeki güç ilişkilerinin nasıl yürüdüğünü gösteren çok sembolik bir olaya dönüşecek.

Cumhuriyet tarihimizde bugün konuştuğumuz Gülistan Doku olayına çok benzer bir olay 1945 yılında Ankara’da yaşanmıştı. O zaman, dönemin kudretli Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay’ın oğlu Haşmet Orbay Ankara’da bir doktoru tabancayla vurarak öldürmüştü.

Ama bu cinayetin ardından dönemin yine çok kudretli Ankara Valisi Nevzat Tandoğan devreye girmiş, cinayeti Haşmet Orbay’ın sınıf arkadaşı Reşit Mercan isimli kişinin üstlenmesini sağlamış, ilk yapılan mahkemede de o arkadaş ağır ceza alırken Haşmet Orbay çok hafif bir cezayla kurtulmuştu.

Ama sonra gerçek ortaya çıktı, Vali Tandoğan’ın cinayeti örtbas ettiği anlaşıldı. Bunun üzerine Vali Nevzat Tandoğan intihar ederek kendini öldürdü, dönemin Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay görevinden istifa etti.

Ankara Cinayeti Vakası’ diye bilinen bu vaka Türkiye’de tek parti döneminin güç çürümesine ilişkin tarihi bir örnek olarak hep anlatıldı.

Şimdi Tunceli Savcılığının hipotezinin doğrulanması halinde bu olay siyasi tarihimize bu kez “Gülistan doku Vakası” olarak geçecek büyük olasılıkla.

Aslında meselenin siyasi bir tarafı yok; hipotez doğruysa bile siyasi tarafı olmayan bir cinayet vakası bu. Ama mesele cinayet değil örtbas olunca konu ister istemez siyasileşiyor.

Tek parti dönemi ülkemizde devlet gücüyle siyasi gücün tek bir güç olduğu bir dönemi anlatır. O dönem tek parti iktidarının başındaki İsmet İnönü’nün bu cinayeti örtbas olayından haberi var mıydı yok muydu bilinmiyor, ama sonuç olarak emrinde gören yapanların bu eyleminin siyasi sorumluluğu İsmet İnönü’nün üzerinde kaldı.

Çünkü bu olay gücün kontrolsuzluğunun ve gücü kötüye kullanmanın açık göstergesiydi.

Benzer bir durum bugün savcılığın hipotezinin kanıtlanması durumunda yeniden ortaya çıkacak. Çünkü Türkiye’de de Tayyip Erdoğan iktidarının bu uzun süresi devlet gücüyle siyasi gücün arasında ayrım yapmayı imkansız kılan durumlar ortaya çıkardı.

Eğer gerçekten bir vali bir cinayet dosyasını bu biçimde ört bas etmeyi başardıysa Türkiye Gülistan Doku vakasını hiç unutmayacak demektir.

O yüzden soruşturmayı da, ortaya çıkan ve çıkacak kanıtları da dikkatle takip etmek gerek.

10Haber’e iki gündür ne oluyor?

10Haber’e iki gündür ne oluyor?

Okuyucularımızdan sorular geliyor: Pazar günü ve bugün 10Haber’e ulaşmakta zorluk çekiliyor.

Bunun sebebi sitemizin uğradığı çok ağır bir siber saldırı.

Bu saldırıyı kimin veya kimlerin yaptığını bilmiyoruz ama bildiğimiz son derece profesyonelce yapıldığı.

Her şey bizim de servis sağlayıcılarımızdan olan Google’ın güvenlik açığıyla başladı. Bu güvenlik açığından yararlanan kötü niyetli kişi veya kişiler bizim Google sunucularına girmekte kullandığımız hesapları ele geçirdi.

Bu güvenlik açığı Google tarafından bize bildirildiğinde çok geç kalınmıştı bile. Sitenin sunucularının bir bölümünün kontrolü çoktan korsanların eline geçmişti.

Korsanlar sadece kontrolu ele geçirmekle yetinmedi. Sitenin sahipliğini üzerlerine almaya kalkıştılar. Bunu başarabilseler bize şantaj yapacak, kendi sitemizi bize para karşılığı satmak isteyeceklerdi büyük olasılıkla.

Ama neyse ki bunu engellemeyi başardık.

Ama o sırada korsanlar kendilerine site içinde “yönetici” yetkileri almayı başarmış, sitedeki kimi haberlerin içeriğinde değişiklikler yapmaya, Google SEO ayarlarını değiştirmeye ve bizim hiçbir biçimde onaylamadığımız bazı dışsal linkleri girmeye başlamıştı bile.

O yüzden Pazar günü iki kez ve son olarak da bu sabah sitenin yayınını durdurmak zorunda kaldık.

10Haber’in yazılım ve güvenlik ekipleri Cumartesi gününden beri uyumuyor, sürekli çalışıyor, karşımızdaki korsanlarla yarış halinde siteyi kurtarmaya uğraşıyorlardı. Bu işlem nihayet bu sabah bizim zaferimizle sona erdi.

10Haber’e bizim yaptığımız SMS duyurularıyla ulaşan okuyucularımız fark etmiştir, son birkaç gündür SMS gönderemiyoruz. Maalesef bu saldırının ardından SMS servisimizi tamamen kapatmak zorunda kalıyoruz. 10Haber’den bildirim almak isteyen okuyucularımız mail bültenimizden ve WhatsApp ile Telegram’daki duyuru gruplarımızdan yararlanabilir.

Başta Namık Demiröz olmak üzere 10Haber yazılım ekibine ne kadar teşekkür etsek az.