
Devletlerin Elinde Minik Piyonlara Dönüşen İnsanlık
Cuma sabahı çok erken saatte The New York Times gazetesini tararken, onların manşetten verdiği bir haber dikkatimi çekti.
İspanya’nın Cebelitarık Boğazı’nın Afrika kıyısında minicik bir toprak parçası vardı, adı Ceuta. Üç tarafından Fas toprağıyla çevrili olan bu minicik yere perşembe gününden itibaren ansızın bir hücum yaşanmıştı.
Hayır, bu bir askerî saldırı değildi. Sivil insanlar, çoğunlukla da erkek Faslılar, etrafı hayli yüksek dikenli tellerle çevrili bu minik toprak parçasına girebilmek için on binler halinde yığılmış, pek çoğu denizden yüzerek buraya girmişti.
İspanyol yetkililere göre içeri girenlerin sayısı 50 binden fazlaydı.
Burası İspanyol toprağı ve dolayısıyla Schengen bölgesi olduğu için burada Avrupa mültecilik kuralları geçerli. Kaldı ki İspanya bu kuralları en gevşek uygulayan ülke. Daha yakın zamanda İspanyol hükümetinin önayak olmasıyla parlamento bir kanun çıkardı ve ülkedeki milyonlarca yasa dışı yabancı göçmene bir defaya mahsus yasal statü verdi. Bu yasa dışı mültecilerin tamamına yakını Afrika üzerinden gelenler, çoğu da Faslı erkekler.
Tamam ama Fas içinde kalan bu minicik toprak parçasına çarşamba günü tek bir Faslı bile girmeye çalışmazken perşembe günü ne oldu da on binlercesi hep birlikte hücuma geçti?
Ne olduğu aslında çok açık. Çarşamba gününe kadar Fas polisi bu potansiyel göçmenlerin o İspanyol toprağının yakınına gelmesine bile izin vermiyordu. Ama perşembe günü her şey değişti. Polis izin vermemeyi bıraktı, ansızın teşvik edici oldu, Faslı potansiyel mülteciler bu teşviki anında duydular ve koşa koşa kitleler halinde Ceuta’ya hücuma başladılar.
Fas hepsi de kendi vatandaşı olan göçmenleri neden ansızın teşvik etmeye başladı?
Bu sorunun cevabını vermeye çalışanların türlü çeşitli spekülasyonları var. Söylenenlerden biri, Fas Kralı’nın İspanya’nın son aylarda Cezayir ile yakınlaşmasından rahatsız olduğu.
Bu iddia doğru mudur değil midir bilinmez ama şurası kesin: Fas yönetimi musluğu kapalı tutarken bir sabah ansızın musluğu açmaya karar verdi ve günlerdir yaşanan insanlık trajedisine neden oldu.
Fas, şimdi Libya ona yetişti belki ama Kuzey Afrika’nın en fazla göçmen veren ülkesi. Göçmenlik, denizde boğulmaktan sefalet içinde aylarca yaşamaya kadar varan çeşitli zorluklar içerdiği için Faslı göçmenlerin ezici çoğunluğu hep genç erkekler. Bu yüzden Fas’ta ciddi bir boşta kadın, genç kadın nüfusu da var.
Bu genç Faslı kadınlar da internet aracılığıyla Türkiye’deki erkekler dahil, çoğunlukla Müslüman ülkelerden yaşlı ve dul erkeklere gelin olarak gidiyor. İnternette, özellikle Arapça konuşabilen erkekler ile Faslı genç kadınları bir araya getiren sohbet odaları, flört eşleştirme siteleri vs. pek çok şey var.
Kendi halkının bu durumda olması Fas kralını belli ki hiç üzmüyor, hatta belki nasıl Kemal Kılıçdaroğlu CHP’den istifaları “arınma” olarak görüyorsa, o da ülkesinden göçleri “hafifleme” olarak görüyor. Zaten kral olduğu ve kimseye hesap verme zorunluluğu bulunmadığı için vatandaşlarına dönüp “Ey halkım, sizi ele güne avuç açmaktan kurtaracağım” da demiyor.
İspanya ise “İyilikten maraz doğar” sözünün doğrulanması gibi bir olay yaşadı; hızla bölgeye bir miktar asker sevk etti, bu sabah itibarıyla açıklandı ki Ceuta’ya girmeyi başaran 60 bini aşkın Faslı da ülkelerine geri yollandı.
Demek İspanyol hükümeti ile Fas hükümeti arasında da bazı temaslar yaşandı, bir seviyede bir uzlaşma bulundu. Çünkü Fas’tan Ceuta’ya akın da durmuş gözüküyor.
Devletler ve hükümetler arası kavgalar ne olursa olsun, bu zavallı göçmenlerin arada birer piyon gibi politika araçlarına dönüşmesi, para kazanma hırsıyla insanlıklarından çıkmış insan kaçakçılarının insafına terk edilmesi günümüzün en vahim insanlık sorunlarından biri.
Elbette sınırlar birileri diğer tarafa geçemesin diye var ama aç biilaç, silahsız insanların bu göçleri hepimizin yüzüne vurulan bir tokat gibi.
Bugün Fas’ın yaptığına benzer bir şeyi 2015’te de ülkemiz yaptı. Suriyeli göçmenlerin milyona dayanması ve Avrupa’dan bu konuda hiç yardım edilmemesi üzerine göçmenler üzerindeki kontrol 2015 yaz aylarında gevşetildi, yani musluk açıldı ve birden yüz binlerce göçmen denizden ve karadan Ege kasabalarından Yunan adalarına doğru yollara düştü.
Sonra Türkiye bu musluğu kapattı ama yaşanan insanlık dramı ortada. Üstelik bu yüzden Türkiye’deki yasa dışı mülteci sayısında da patlama oldu. Yani zararını da biz gördük sonunda. Bugün polis ve jandarma neredeyse her gün bir tane insan kaçakçısı yakalıyor. Bu kadar çok insan kaçakçısı da bir anda ortaya çıkmadı.
Bilmemiz gereken şey şu: Göç ve göçmenlik öyle konjonktürel bir şey değil; önümüzdeki yıllarda daha da artacağını şimdiden söyleyebileceğimiz bir olgu. Savaşlar hiç kuşkusuz göç hareketlerini ansızın çok hızlandırıyor ama esas mesele yaşadığımız iklim felaketi. İnsanlar açlıktan kaçmaya çalışıyorlar.
Umarım önümüzdeki dönemde insanların hükümet politikalarının küçük piyonları değil insan olduklarını hatırlarız.

