
Hukuk devleti “fiks menü”dür, alakart değil
Kağıt üzerinde her şey çok güzel.
Anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti devleti bir “hukuk devleti.”
Aynı Anayasaya göre “yargı bağımsız ve tarafsız.” Üstelik, “hiçbir makam ve kişi mahkemelere talimat veremez.”
Ne güzel…
Peki pratikte nasıl?
Anayasa Mahkemesi kararlarının canımızın istediğini uyguluyoruz, istemediğini uygulamıyoruz.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını uygulamadığımız için yıllardır Avrupa Konseyi’nin yakın izlemesindeyiz.
Adalet Bakanlarının arzu edilen kararlar için bizzat mahkeme başkanlarına kadar telefonlar açtığı, bazı savcıların yürüttükleri siyasete değen soruşturmaları düzenli biçimde Beştepe’ye brifingle aktardığı ve bundan sonra izlenecek yol konusunda talimat aldığı söyleniyor, kimseden çıt çıkmıyor.
Arzu edilmeyen kararları alan mahkeme üyesi hakimler anında başka mahkemelere atanıyor, çoğu zaman tenzili rütbeye de uğruyor.
Bu fiiliyatta yaşananlar, ülkemizin “hukuk devleti” olmaktan çıktığını, iktidarın padişahlarda olmayan yetkileri bile fiilen kullandığını bize söylüyor.
Üstelik artık bu talimatla karar veren yargı meselesini gizleme gereği bile duymamaya başladık.
Bakın geçen gün Devlet Bahçeli dedi ki, “Öcalan umut hakkına, Ahmetler’ler makama, Demirtaş özgürlüğe…”
Öcalan’a umut hakkı tanınıp tanınmaması Meclis’in bileceği bir iş, o ayrı.
Ama ‘Ahmet’ler makama, Demirtaş özgürlüğe’ dediğinizde mahkemelerin görev alanına giriyorsunuz.
‘Ahmetler’den biri, Ahmet Türk evet beraat etti ama dosyası hala Yargıtay’da. Ahmet Özer ise ilk derece mahkemesinde mahkum edildi.
Bahçeli herhalde şunu söylüyor: Ahmet Türk’ün dosyası hızlansın beraat kararı kesinleşsin; Ahmet Özer’in mahkumiyeti ise bozulsun ve o da beraat etsin.
Böylece İçişleri Bakanı’nın onları belediye başkanlığı görevine geri atamasına hiçbir engel kalmasın.
“Demirtaş özgürlüğe” doğrudan mahkemeye talimat. Bahçeli istiyor ki, Selahattin Demirtaş’ı yargılayan Ağır Ceza Mahkemesi AİHM kararını uygulasın, yeniden yargılama kararı versin, bu arada Demirtaş’ı da cezaevinden tahliye etsin.
Peki ya diğer AİHM kararları ne olacak? Anayasa Mahkemesi kararları ne olacak? Onlar uygulanmasın, dursun.
Oysa bir ülkede hukuk devleti ya vardır ya yoktur. Mahkemeler ya bağımsızdır ya değildir.
Hukuk devleti, amiyane tabirle bir “fiks menü”dür, öyle lokantada alakarttan seçim yapar gibi canınızın istediğini seçip istemediğini seçmemeye hakkınız yoktur.

