06-02-2026
İsmet Berkan

Piyasa soruyor: Yapay zekaya bu kadar parayı nereden bulacaksınız?

Piyasa soruyor: Yapay zekaya bu kadar parayı nereden bulacaksınız?

Bu hafta başından beri New York borsasında çok ilginç şeyler oluyor. Türkiye’de galiba böyle şeyler kimsenin ilgisini çekmiyor ama ben bunları yazmayı sürdürüyorum; çünkü işler hepimizin cüzdanını ilgilendirecek bir noktaya evrilebilir.

Gelişmeler iç içe geçtiği için takibi de biraz zorlaştı ama ben özetlemeye çalışayım. Bana göre üç önemli gelişme aynı anda, birbiriyle paralel yaşanıyor:

1. Yapay zeka ilk kez ‘tehdit’ olarak fiyatlandı

Bunlardan birincisi, benim de geçen gün yazdığım şey. Anthropic adlı şirketin Claude adlı yapay zeka sohbet aracına eklediği “Cowork” adlı “plug-in”in sarsıcı etkileri oldu.

Amerika’da da Türkiye’de de pek çok büyük şirket, kendi iş süreçleri için bir takım yazılımlar kullanıyor. Bu yazılımlar genellikle abonelik usulüyle fiyatlanıyor. Şirketler, işlerine yaradığını düşünüyor olmalılar ki, bu yazılımları kiralamaya paralar vermeye devam ediyorlar.

Anthropic’in kendi başına bir yazılım bile olmayan, bir “plug-in” olarak piyasaya sürdüğü “Cowork” işte şirketlerin kiraladığı bu farklı yazılımların tamamının, hatta fazlasının işini tek adımda yapıyor.

Tabii bu plug-in’in piyasaya sürülmesi bütün o yazılım şirketlerinin, hatta hukuki destek şirketlerinin işlerini sarsıcı nitelikte.

İlk kez bir yapay zeka aracı başka şirketlere ve iş kollarına “tehdit” olarak resmen fiyatlanmış oldu; onun işini bozacağı düşünülen şirketlerin hisseleri hızla çöküyor.

2. ‘Yapay zeka balonu patlar mı’ endişeleri yatırımcıyı güvenli limanlara çekiyor

Aslında üçüncü gelişme ama ben ikinci sıraya yazdım: Bitcoin’in çöküşünün bize anlattıkları.

Tabii bir yanda Başkan Donald Trump’ın kripto paralarla ilgili vaatlerini henüz yerine getirmemiş olması var ama Bitcoin’i 120 bin dolardan alıp 64 bin doların altına indiren esas gelişme, sermaye piyasalarının geleceğine ilişkin çok katmanlı endişeler.

Bir yanda az sonra anlatacağım “yapay zeka balonu patlar mı” endişesi, ki en büyük endişe bu, bir yanda Trump yönetiminin ekonomide yarattığı belirsizlikler yüzünden Amerikan Merkez Bankası’nın uzun erimli bir para politikası açıklayamaması, fazlasıyla yükselmiş olan piyasalarda “Ya feci bir şey olursa” baskısı yaratıyor.

O baskıların sonucu, trilyonlarca dolarlık servetin daha kolay kırılabilir yatırım alanlarından çıkıp daha “sağlam” olduğuna inanılan alanlara akması. Bitcoin ve diğer kriptolardaki çöküşün esas sebebi bu güvensizlik ortamı.

Başkan Trump başka ticaret savaşı başlatmayacağını açıklayana kadar da bu belirsizlik devam edecek, aynen Türkiye’de olduğu gibi ABD’de de piyasalar Merkez Bankası Para Kurulu Toplantıları öncesinde faiz düşecek-düşmeyecek diye papatya falları açacak.

Biz burada kısa vadede yaşamaya alışkınız ama ABD’de yatırımcı ve piyasa uzun vadeyi hep görmek ister.

3. ‘Yapay zekaya harcayacak bu kadar parayı nereden bulacaksınız?’

Dün Amazon açıkladı, bu yıl yapay zekayla bağlantılı veri merkezi işine 200 milyar dolar harcayacaklar. Bir gün önce Google 190 milyar dolar harcayacağını duyurmuştu. Veri merkezi işinin üçüncü büyük şirketi Microsoft’u, bütün iş modelini veri merkezi yönetmeye dönüştüren Oracle’ı ve Facebook’un sahibi Meta’yı da işin içine kattığınızda vaat edilen toplam yatırımın 700 milyar doları aştığını hesaplamış The Wall Street Journal gazetesi.

Şaka değil. 700 milyar dolar Japonya’nın bütçesine denk; Almanya ve Meksika’nın bütçelerinden fazla bir para. Türkiye bütçesi kabaca 435 milyar dolar.

Sadece beş şirketten söz ediyoruz unutmayın. Bu kadar parayı nereden bulacaklar ve bu kadar yatırım yapınca ne kadar gelir elde edecekler?

Bakın dün Amazon’un veri merkezi gelirleri yeterince artmadı diye yatırımcılar Amazon hisselerini yüzde 10 düşürdüler.

Amerikan borsası uzunca bir zamandan beri 8 teknoloji şirketinin hisse performanslarıyla ayakta duruyor. Bu şirketlerin gelirlerindeki bir kötüleşme ihtimali bile Nasdaq’ı düşürmeye başladı, şimdilik 400 milyar doların üzerinde varlık eridi gitti.

Bu erime ve güvensizlik devam eder mi? Kestirmek zor ama uzun zamandan beri konuşulan “Yapay zeka balonu” endişesi tam olarak bu işte.

Yapay zekanın nereden ve ne miktarda para kazanacağını kimse kestiremiyor. Evet verimliliği müthiş arttırması, şirket kazançlarını katlaması beklentileri var ama bütün bu artışlar acaba sektörün 2030 yılına kadar yapmayı planladığı 20 trilyon doları aşkın yatırımı geri kazandırabilecek miktarda olacak mı? Bu kadar sermayeyi koyup kaç para kazanmayı umuyorlar?

***

Son bir haftada New York borsasında yaşananlar bir büyük gerçekle yüzleşmeye daha fazla benzemeye başladı.

Bu da ister istemez İstanbul’da oturan beni bile tedirgin ediyor; çünkü gelişmeler dünyayı yeni bir finansal krize bile sürükleyebilir.

Üç yıl sonra depremi nasıl anmalı?

Üç yıl sonra depremi nasıl anmalı?

Üç koca yıl geçti büyük depremin ardından. Sabah medyayı tararken dikkatimi çekti: Depremi anarken de ikiye bölünmüştük.

Bir taraf deprem sonrası yapılan onarım ve yeniden inşa çalışmalarını öne çıkartmış, Türkiye’nin bu olağanüstü büyük felaketten yaralı ama alnı ak çıkmakta olduğunu anlatmıştı.

Diğer taraf tamamen farklı açıdan bakıyordu: Depremde 53 bin kişinin çoğunun yetersiz yardım nedeniyle öldüğünü, ordunun daha ilk andan devreye sokulmamasının hata olduğunu, deprem sonrası onarım ve yeniden inşada da çok geride kalındığını, üç yıl sonra hala konteyner kentlerde yaşanmaya devam edildiğini söylüyordu.

İşin tuhafı her iki bakış açısı da gerçeği yansıtıyor.

Yani aynı anda hem bunca büyük bir yıkımla uğraşmak ve şehirleri yeniden ayağa kaldırmaya başlamak için 3 yıl inanılmaz kısa süreydi ve takdir edilmeliydi.

Ama öte yandan bundan ötürü takdir bekleyen hükümet (Erdoğan önceki gün gazetecilere ‘Koca bir ülke inşa ettik’ demiş) ölümlerin bu denli fazla olmasında da, imar inşada daha iyisinin başarılmamış olmasında da sorumluluk sahibiydi.

En vahimi depremde 53 bin kişinin ölmesi. Bunun  sembolü bana göre eski çalışma arkadaşım Adem Altan’ın çektiği bir fotoğraf. Bir baba, enkaz altındaki kızının elinden tutuyor. Onu çıkarmaya kimse gelmediği için küçük kızı öylece ölecek, o baba tuttuğu elin giderek soğumasını hissedecek.

Bu, 11 şehirde bir hesaba göre 30 bine yakın insanın ortak kaderi oldu. Enkazlardan sesler geliyordu ama o enkazı açıp içindekileri kurtaracak kimse yoktu.

Deprem evet inanılmaz geniş bir coğrafyada, 11 kentte etkili olmuştu ama bizim ülke yönetimimiz depreme tek elden, merkezden müdahale ediyordu. Yetkiyi yerele devretmedi. Eldeki gücü küçük siyasi hesaplar gözeterek kullanmadı. Muhalefetten gelen yardımı geri çevirdi. Yurt dışından yardımı geri çevirdi. Ve en kritik 72 saati büyük bir dağınıklık içinde geçirdi.

Yapılan normalde affedilmez bir şeydi ama bölge seçmeni ölmesine rağmen Tayyip Erdoğan’a oy verdi. Bu daha da inanılmazdı.

Yeniden inşa için ne projeler geliştirildi, ne sivil toplum örgütleri, bireyler, uluslararası kurumlar iş yapmaya çalıştı ama hükümet hepsini elinin tersiyle itti, her şeyi kendi yapmaya karar verdi. Öyle olunca da, Türkiye’nin gücü işte bu kadarına yetti; o yüzden hala konteynerlarda yaşamak zorunda kalan insanlarımız var.

Ama yine de, yapılan inşaatların çokluğu da etkileyici.