
Gülistan Doku: İntihar mı cinayet mi?
Türkiye 6 yıldır bir sorunun cevabını arıyor: Gülistan Doku’ya ne oldu?
Bu dosya tam kapanmıştı, unutulmaya yüz tutmuştu, Tunceli’ye atanan bir savcı dosyayı yeniden açtı ve şimdi dönemin valisi ve valinin oğlu ile koruma polisleri dahil bir grup insan tutuklandı.
Soruşturma, Gülistan Doku’nun cinayete kurban gittiği varsayımıyla yürüyor.
Bir yandan dere tepe dağ taş Tunceli kırsalında Gülistan Doku’nun cesedi aranıyor.
Ama ne ceset bulundu ne de cinayet soruşturmasında anlamlı bir ilerleme var.
Savcılık tarafından ortaya atılan hipoteze ilişkin elle tutulur kanıt henüz ortaya çıkmadı ama bu hipotezi güçlendiren bazı ciddi yan emareler de yok değil.
Ama öte yandan, Gülistan Doku’nun intihar etmiş olabileceğine dair tez de hala yerinde duruyor.
Gelin şu ana kadar bildiklerimiz ışığında dosyaya bir kez daha yakından bakalım, amatör dedektiflik yapalım.
Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 günü sabahı, bir dargın bir barışık olduğu erkek arkadaşı Zeninal Abarakov’un Tunceli’de çalıştığı kafeye gitti.
Buradan ayrıldı ve saat 11.29’da öğrencisi olduğu Munzur Üniversitesi yönünde bir dolmuşa bindi. Yalnızdı.
Doku’dan bir daha haber alınamadı.
İntihar mı etti?
O günün gecesinde, saat 23.30’da üniversiteden iki arkadaşı, Kübra Oktay ve Dilek Malay, Tunceli’deki Şehit Nahit Bulut Polis Merkezi’ne gitti ve Gülistan’dan haber alamadıklarını söyledi.
Dilek Malay burada verdiği ifadesinde “Doku’nun bir ay önce Abarakov’dan ayrıldığını, bir hafta önce eski erkek arkadaşının Instagram’da başka kızın resmini görmesinden sonra hareketlerinin değişmeye başladığını” anlattı.
Malay’a göre Gülistan bir gün önce, yani 4 Ocakta saat 16.00 dolaylarında yurtta arkadaşlarının odasına gelmiş, “Beni yalnız bırakmayın, iyi değilim, kendimi Munzur’a atmaya gidiyorum” demişti. Onlar da Gülistan’a “Sevdiklerini aileni düşün” cevabını vermiş, hatta Gülistan’ın şaka yaptığını düşünmüşlerdi.
Bir gece önce Zeinal’ın evinde
Gülistan 4 Ocak akşamı eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov’un evine gitti. Abarakov’un üvey babası, polis memuru Engin Yücer o geceyle ilgili ifadesinde, Gülistan’ın evde Zeinal ve annesi Cemile ile görüştüğünü, sonra evden ayrıldığını, dışarıda yağmur yağdığı için yalnız gitmesin diye Zeinal’a arabasının anahtarını verip onu götürmesini istediğini anlatıyor.
O gece ilginç bir şey oluyor: Bir polis ekibi Engin Yücer’i arıyor, “Burada Zeinal diye biri var, senin oğlun olduğunu söylüyor, kimliğini getir” diyorlar. Engin Yücer polisin söylediği yere gittiğinde aracın çamura sağlandığını görüyor. Polisler, “Burada bir kız vardı, tartışıyorlardı, kız şikayetçi olmayınca onun gitmesine izin verdik” diyor.

Gülistan, kaybolduğu günün sabahında çalıştığı kafenin sahibine “Artık gelmeyeceğim” diye mesaj atmıştı.
Polisin raporu
Gülistan, o geceyi Tunceli’de arkadaşı Hatice Keneş’in evinde geçirdi. Sabah erken saatte, 08.13’te çalıştığı kafenin patronuna bir mesaj yazdı, “Ben artık gelmeyeceğim” dedi ve ardından yeniden Zeinal ile buluşmaya gitti. O buluşma sonrası bir daha görülmedi.
Bugün üvey babası da, Zeinal da tutuklu ve cezaevinde.
Geçen gün HalkTV’de İsmail Saymaz, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’nden gelen üç polisin Gülistan kaybolduktan 59 gün sonra, 23 Ocak 2020’de yazdıkları raporun içeriğini ortaya çıkardı.
Polislerin raporu Gülistan’ın intihar ettiğini ima ediyor, daha doğrusu ağırlıklı ihtimal olarak bunu söylüyor.
Dosyaya giren ihbar
Ama aradan geçen 6 yılda dosyaya ilginç bazı ihbarlar girdi. Bu ihbarlardan en önemlisi, artık Umut Altaş isimli kişiden geldiği anlaşılan 2025 tarihli ihbar.
Umut Altaş, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in arkadaşı. İddiaya göre 2022 yılında Meksika üzerinden ABD’ye kaçak giriş yaptı ve bugün hala orada. Türkiye onun iadesi için kırmızı bülten çıkardı.
Bugün savcılığın üzerinde durduğu cinayet hipotezinin başlıca kaynağı Umut Altaş’ın 2025’te jandarmaya yaptığı ihbar. Hatta iddiaya göre dosyada yer alan ve “Şubat” adını verilen gizli tanık da o.
Savcılığın araştırdığı hipotez
Umut Altaş, özetle Gülistan’ı valinin oğlu Mustafa Türkay Soner’in öldürdüğünü öne sürüyor. Teoriye göre valinin oğlunun Gülistan’la cinsel ilişkisi olmuş (bunu tecavüz olarak anlatanlar da var) ve Gülistan hamile kalmış. Bebeğini aldırmakta geç kaldığı da Gülistan’ın 31 Aralık 2019 günü, yani kaybolmazdan 6 gün önce yaptığı hastane muayenesinde anlaşılmış. Ve bu sebeple valinin oğlu genç kızı öldürmüş!
Delil yok ama kuvvetli emareler var
Bu teoriyi doğrulayan herhangi bir somut delil yok ama teoriyle ilgili şüpheleri güçlendiren çok kritik bilgiler var. Bu bilgilerin en önemlisi, Gülistan’ın 31 Aralık 2019’da yaptığı hastane ziyareti ve buradaki jinekolojik muayenesiyle ilgili bütün elektronik kayıtların ve hastane kamera kayıtlarının silinmiş olması. Normalde tıbbi kayıtlar hiçbir zaman silinmiyor, her zaman merkezi e-nabız sistemine kadar da gidiyor.
Kayıtlar tamamen silinmiş ama kayıtlara dair “log”lar silinmemiş. Nitekim yapılan araştırmada bu “log”lar bulundu, Gülistan’ın jinekolojik muayeneden geçtiği kesinleşti. Ama hamile olup olmadığına dair bir bilgi “log”larda yer almıyor.
Valinin tuhaf davranışları
Savcılığın üzerinde durduğu hipotezi güçlendiren bir başka önemli şey, halen tutuklu olan eski vali Tuncay Sonel’in hem bizzat kendisinin hem de bu konuda görevlendirdiği anlaşılan koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun son derece sıra dışı davranışları.
Gülistan’la birlikte cep telefonu da kayboldu. Vali Tuncay Sonel, Gülistan’ın ailesiyle görüşüyor ve onlardan telefon operatörüne başvurup kızlarının SIM kartını yeniden çıkartmalarını istiyor. Aile de soruşturmaya faydası olacağı düşüncesiyle bu kartı çıkartıp valiye veriyor.
Niye kartı soruşturmacılara vermedi?
Vali kartı alıp soruşturmayı yürüten polislere veya jandarmaya vereceğine, kartı koruma polisi Şükrü Eroğlu’na veriyor ve Eroğlu da polislikten atılma bir isim olan Gökhan Ertok adlı kişiye gönderiyor. Ertok eski bir siber polis olarak bu kartı bir telefona takıyor, telefonu WiFi üzerinden internete bağlıyor ve kartın şifresini açıp Gülistan’ın sosyal medya hesaplarını kırıyor, WhatsApp’na erişiyor. Ve iddiaya göre sosyal medyada bazı şeyleri siliyor, WhatsApp’ta bazı şeyleri siliyor.
Vali bu hizmetleri karşılığında, üstelik vilayet bütçesinden nakit para çekip o eski siber polise elden nakit olarak ve banka üzerinden yolluyor.
O SIM kart o sırada soruşturmayı yürüten ekiplerin elinde olsa belki bugün Gülistan’a ilişkin çok daha fazla şey biliyor olacaktık.
Valinin oğlu “Tanımıyorum” diyor
Gülistan’ı öldürmekle suçlanan valinin oğlu Mustafa Türkay Soner, kendisini savunurken “Gülistan Doku’yu hiç tanımıyorum” diyor, “Olayla ilgim yok.” Babası da aynı ifadeyi veriyor: “Oğlum Gülistan’ı tanımaz.”
Ancak dosyada ilginç bir bulgu daha var: Gülistan’ın kaybolduğu 5 Ocak 2020 gününün gecesinde, valinin oğlu Mustafa Türkay Soner ve dosyadaki ihbarcı Umut Altaş, tam da Gülistan’ın son olarak görüldüğü caddede Mutafa Türkay’ın kullandığı otomobil içinde görülüyorlar.
Ceset nerede?
Gülistan Doku soruşturmasını kör düğüm haline getiren en önemli unsurların başında, Gülistan’ın ölüp ölmediğinin kesin biçimde bilinmemesi geliyor.
Gülistan’ın cesedi önce intihar şüphesiyle nehirde ve baraj gölünde arandı, bulunamadı. Sonra cinayet ihbarı sonrası bazı kazılar yapıldı, hatta kazılan yerlerde birinde geçmişte bir cesetin gömülmüş ama sonra çıkarılmış olduğuna dair şüpheli emareler görüldüğü öne sürüldü ama ceset bulunamadı.
Bulunsa, aradan geçen 6 yıla rağmen belki de Gülistan’ın nasıl öldüğü anlaşılabilecek. Kafasına sıkılan bir kurşunla öldürüldüğü iddiası kolayca doğrulanıp yalanlanabilecek.
Cesedin yokluğu cinayet davası açmayı da zorlaştırıyor ama benzer konularda daha önce alınmış bazı yargıtay kararları var, savcının ceset ortada yokken bile cinayet davası açabileceği söyleniyor.
Gülistan’ın ruh hali
Şimdi son olarak Gülistan’ın kaybolduğu sabah 08.13’te çalıştığı kafenin sahibine bir mesaj yolladığı ve “Ben artık gelmeyeceğim” dediği bilgisi ortaya çıktı. Burada kasıt Gülistan’ın işinden istifa ettiği büyük olasılıkla ama yine de o sabah Gülistan’ın nasıl bir ruh halinde olduğunu kimse bilmiyor.
Sorular, sorular, sorular
Gülistan, Zeinal için “Ona aşığım” diyordu ama ayrılmışlardı. Peki bu ayrılığın sebebi neydi? İddia edildiği gibi Gülistan’ın hamile kalması mıydı? Peki son günlerde neden morali bozuktu, hatta intihardan söz ediyordu? Bunun sebebi sosyal medyada Zeinal’ın başka bir kızla fotoğrafını görmesi miydi, yoksa iddia edilen hamileliği mi?
Son gece Zeinal ile ne konuştu, neden onun evine gitti? sonra gece 22.44’te evden ayrıldıktan sonra Zeinal’la ne tartışıyordu? Kaybolduğu sabah Zeinal’e neden gitti?
Vali Tuncay Sonel neden o SIM kartı soruşturma ekibine değil de dışarıdan, tamamen yetkisiz birine verdi? Valinin koruma polisi neden bu işte rol aldı?
“Benim silahla işim olmaz” diyen ama sonra silahlarla fotoğrafları ortaya çıkan valinin oğlu Mustafa Türkay Soner Gülistan Doku’yu tanıyor muydu, tanımıyor muydu?
Kör düğüme dönen soruşturmayı bakalım savcı nasıl çözecek…

