13-05-2026
İsmet Berkan

Antalya’ya Belediye Başkanı olmak için kaç parayı gözden çıkarırsınız?

Antalya’ya Belediye Başkanı olmak için kaç parayı gözden çıkarırsınız?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, tahmin edilmesi hiç de zor olmayan sebeplerle bir Adalet Bakanı gibi değil de, Türkiye Başsavcısı gibi hareket ediyor.

Özellikle CHP’li belediyelerle ilgili yürüyen dava ve soruşturmalar konusuyla fazla ilgili. Örneğin geçen gün, hiç de üstüne vazife olmayan bir şey yaptı, Antalya’nın tutuklu Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in oğlunun ve gelininin “etkin pişmanlık” ifadesi vereceğini önceden o ilan etti.

Bu duyuruyu yapmanın Adalet Bakanı’nın işi olmadığını, Adalet Bakanı’nın yargının bütün taraflarını eşit derecede temsil etmesi gereken bir kişi olduğunu herhalde söylememe gerek yok.

Aynı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’le Özel’in kendisiyle ilgili mal varlığı iddialarına dair bir polemik yürütürken, halen tutuklu olan Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in itirafçı olacağını ve Özgür Özel’e Antalya’dan aday gösterilmek için 20 milyon dolar para verdiğini anlatacağını söylemişti.

Bu gerçekleşmedi. Hatta tam tersine, Böcek’in oğlu Gökhan Böcek kendi itirafçı ifadesinde bu 20 milyon doların yalan olduğunu söyledi.

Bu laf ilk ortaya atıldığında, yani Muhittin Böcek’in belediye başkanlığına day olabilmek için 20 milyon dolar verdiği iddiası ilk söylendiğinde şaşırmıştım, çünkü bu çok büyük bir para.

Etrafta arkadaşlarımla bu konuyu tartıştık. Bazıları iyi birer yatırımcı olan arkadaşlarıma sormuştum: “Antalya Belediye Başkanlığı 20 milyon dolar yatırıma değer mi?”

Tabii şunu varsayıyordum: İddia edildiği gibi belediye başkanlığı sadece kişisel zenginleşmenin, para kazanmaya çalışmanın bir yoludur, halka hizmet falan değildir. Eğer öyleyse, bu işi almak için 20 milyon doları peşin yatıran bir kişi, 5 yılın sonunda kaç para kazanmayı ummaktadır ve Antalya’dan kaç para kazanılır?

Bernim yatırımcı arkadaşlarımdan hiçbiri, 20 milyon doların değecek bir yatırım olduğu görüşünde değildi.

Sadece savcılara ve polise yakalanma, hapse girme ihtimali yüzünden de değil; bu paranın anlamlı bir kârla geri alınabileceğinden emin değillerdi.

Nitekim zaten bu 20 milyon dolar iddiası bütün zorlamalara rağmen yalanlandı. (Dün Özgür Özel bu 20 milyon dolar meselesinin nasıl kurgulanmak istendiğini ama başarılamadığını anlattı.)

Ama Akın Gürlek’in aylar önce söylediği “Muhittin Böcek’in itirafçı olması” meselesi gerçekleşti.

Böcek’ten önce oğlu ve gelini itirafçı oldu. Halen ikisi de tutuklu.

Çok korkunç şeyler yaşadık arada. Gökhan Böcek’in boşandığı eski eşi gözaltına alındığında telefonundan özel hayatına ilişkin bazı videolar da çıkmış. Bu videolar medyaya sızdırıldı. Burada söyleyemeyeceğim terbiyesizlikte şeyler yazıldı çizildi.

İşte bu sızıntının hemen ardından o genç kadın da, boşandığı eşi Gökhan Zeybek de itirafçı olmaya karar verdi. Onların ardından da Muhittin Böcek itirafçı oldu.

Ancak bana göre ne eski gelinin, ne oğlunun ne de Muhittin Böcek’in kendisinin verdiği ifadeler Akın Gürlek’i tatmin edecek seviyede. Zaten öyle olduğu için bu üç ismin tahliye olacağına dair bir belirti şimdilik ortada yok.

Gökhan Zeybek, CHP Genel Merkezine 1 milyon euroyu bir sırt çantasında götürdüğünü ve adını bilmediği bir kişiye teslim ettiğini söylüyor. Söylediğine göre CHP milletvekili Veli Ağbaba onu aramış, “Özgür Özel’in selamı var” demiş, parayı istemiş ama o parayı genel merkezde Veli Ağbaba’ya değil, “Beni Veli bey gönderdi” diyen adını alma ihtiyacı duymadığı kişiye teslim etmiş. (Bir makbuz falan da almamış tabii.)

Yalnız bir mesele var: Bu para da Muhittin Böcek aday olsun diye verilmemiş eğer verildiyse. Çünkü paranın teslim edildiği ileri sürülen tarihte Böcek’in adaylığı çoktan CHP Parti Meclisi tarafından kabul edilmiş ve ilan edilmiş durumda.

Muhittin Böcek bu paranın CHP’nin seçim kampanyası için bağış olduğunu söylüyor ve paranın kaynağının da oğlu değil bazı bağışçı iş insanları olduğunu anlatıyor. Oğlu sadece parayı bir araya getirmiş ve CHP’ye götürmüş ona göre.

Zaten ifadeler bu şekilde verildiği, 20 milyon dolardan söz edilmediği gibi verilen paranın da adaylığa karşılık olmadığı söylendiği için savcılar bu durumdan çok hoşlanmadı.

Bütün bu ağır baskılar, gerekirse belden aşağı videoları sızdırmalar, havada uçuşan olmayacak paralar vs bugün iktidarın siyaset yapma, karşısındaki ana muhalefet partisiyle mücadele etme biçimi artık ülkemizde.

Bu durumu normalleştirmemek, kabullenmemek lazım.

Evren bilimle, fizikle Türk siyasetinden daha fazla ilgili olmam boşuna değil!

Evren bilimle, fizikle Türk siyasetinden daha fazla ilgili olmam boşuna değil!

Son birkaç yıldır Türkiye’de “siyaset” adı verilen şeyin siyasi örgütler ve fikirler arası bir mücadele olmaktan çıkıp savcılar, polisler, yargıçlar ve cezaevleri aracılığıyla yapılması, herkes gibi beni de ümitsizliğe sürüklüyor elbette.

Bu dönemin kalıcı olamayacağını, bugün yapılan kötülüklerin mutlaka bir gün hesabının sorulacağını bilmeme rağmen, ve üstelik bütün bu olan biteni izleyip haber/analizler yapmak işim olmasına rağmen içimde bir kaçma, bu rezilliklere daha fazla şahit olmama isteği var. Çok güçlü bir istek bu.

İşte biraz da o yüzden, fizik bilimine, evren bilime, daha kalıcı olduğunu zaten bildiğim şeylere kaçıyorum.

Bakın bugün 10Haber’de bir haber var; aslında birkaç gün geciktik bu haberi yayımlamakta. Beş yıl önce başlayan DESI araştırması sona erdi ve ortaya sahiden müthiş bulgular çıktı.

Bu bulgulardan en önemlisi, evrende etkisini gözlediğimiz kütle çekiminin yüzde 90’dan fazlasını oluşturduğuna inanılan karanlık madde ve karanlık enerjinin bu etkisinin giderek zayıflıyor olması.

Evet evrenimiz genişlemeye devam ediyor, hatta genişlemesi hızlanıyor ama karanlık madde ve karanlık enerji olarak adlandırılan bu gizli kütlenin bugünkü genişlemeci etkisinin azalabileceği, hatta evrenin geometrisinin yeniden daralma şeklinde değişebileceği ihtimali son bulgularla artmış durumda.

10 milyarlarca yıl sonra gerçekleşecek “büyük daralma”dan bugünden oturup endişelenmeye gerek yok elbette ama evrenle ilgili bilmediklerimiz ve belki hiçbir zaman bilemeyeceklerimiz söz konusu olduğunda bu minik yeni keşifler son derece önemli.

Açıkçası Akın Gürlek’ten de, Tayyip Erdoğan’dan da, Özgür Özel’den de, Ekrem İmamoğlu’ndan da daha önemli bana soracak olursanız.