
Hukukun güvence olmadığı bir ülkede yeni parti kurmak mı daha iyi, kurmamak mı?
Benim etrafımda neredeyse herkes Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun yeni bir parti kurmasından yana. Daha tek bir kişi bile duymadım, “Merak etmeyin, CHP’de normalleşme olur, Özgür Özel geri gelir” diyen.
Neden insanlar CHP’de işlerin normalleşeceğine, partinin gerçek sahibi olan üyelerin ve onların belirleyeceği delegelerin dediğinin olacağına inanmıyor veya güvenmiyor?
Dün burada yazmaya çalıştım, aslında CHP’de çok acele edilmesine gerek yok. Çünkü genel seçim o kadar da yakında değil. CHP’nin kurultay yapmasına yetecek süre var.
Bu görüşe bir itiraz var: Deniyor ki, CHP 27 Temmuz’a kadar kurultay yapmazsa seçime girme yeterliliğini kaybedebilir.
Ama bu görüş sanırım o kadar da geçerli değil. Çünkü CHP’yi seçime sokmayacak olan kurum Yüksek Seçim Kurulu. Oysa CHP o YSK’den onaylı son kurultayını 2025 yılında yaptı.
Eğer niyet CHP’yi sahiden seçime sokmamaksa, iktidar yargı kanalıyla bunu başarır zaten. Bir mahkeme çıkar, 27 Temmuz’dan önce yapılsa bile bir olağanüstü kurultayı iptal ediverir, olur biter.
Türkiye öyle bir ülke haline geldi ki hukuk güvencesi buharlaşmış durumda.
Bu güvence olmayınca da hemen hemen her şey eski tabirle ‘muallakta’ sallanır hale geliyor.
Şimdi bir yandan Kemal Kılıçdaroğlu CHP’si partinin sabırsızca bekleyen üyelerine “Eylül ayında olağan kurultay takvimini başlatma” vaadinde bulunuyor.
Neden Eylül’e kadar beklendiğini Kılıçdaroğlu “Arada yaz tatili var” diyerek gerekçelendirmiş ama bu saçma bir gerekçe. CHP istese olağan kurultay takvimini yaz aylarında tamamlar ve Eylül’de de kurultayın kendisini yapabilir aslında.
İşte bunlara bakanlar, Kılıçdaroğlu’nun niyetinin CHP’nin başında geçirmeyi düşündüğü süreyi uzatmak, hatta mümkünse kendine özgü bir kurultay düzenleyerek yeniden genel başkan seçilmek olduğunu söylüyorlar. Bana soracak olursanız Kılıçdaroğlu süreyi uzatabilir ama kurultayda seçilebilir olmayı sağlayamaz. Ama tabii bu benim görüşüm, başkaları tam tersini düşünüyor.
Ancak öte yandan, CHP’yi geri alma umudundan vazgeçip yeni parti kurmanın da aslında bir hukuki güvencesi yok. Ayrıca inanılmaz büyük zorlukları var.
Hatırlayın, Meral Akşener ve Koray Aydın İYİ Parti’yi kurmak için yola çıktıklarında günlerce İçişleri Bakanlığından cevap alamamışlar, Akşener en sonunda, “Sandalyeyi koyup İçişleri Bakanlığının kapısında oturmaya başlayacağım” demişti.
Bugün bakın, Özgür Özel kendine ofis kiralayamıyor, kimse cesaret edip ona kiralık bir yer vermiyor. Yarın yeni parti kurulduğunda 900’den fazla ilçe binası, 81 il binası ve Ankara’da bir de genel merkez lazım. Bütün bunlara paranın nereden bulunacağı bir yana, o binaları nereden kiralayacaksınız? İktidarın hışmından korkmayacak kaç ev sahibi bulabileceksiniz?
Hadi bütün bunlara “Teknik zorluklar” diyelim, eh bir de siyasi zorluklar var. CHP üyeleri toplu halde yeni partiye göç etse, CHP’yi geri alma ümidiniz azalacak; başka insanlar üye olsa bu kez CHP tabanını küstürme ve oradan oy alamama tehlikesi başlayacak.
CHP’nin Özgür Özel’in arkasında duruyor gibi gözüken 111 milletvekilinin, büyükşehir belediye başkanlarının, ilçe belediye başkanlarının kaçı sizinle yeni partiye gelecek?
Ama tabii hepsinden önemlisi, kurulacak yeni partinin hukuki bir güvencesi olacak mı?
Bana soracak olursanız Özgür Özel doğrusunu yapıyor, ortada herhangi bir hukuk güvencesi yokmuş gibi davranıyor ve gücünü doğrudan sokaktan almaya çalışıyor.
O sokak güvencesi, sokaktaki kalabalıklar ve o yolla yaratılan momentum seçim gününe kadar korunmalı.
İktidarın seçimi geciktirme arayışının önemli arka plan nedenlerinden biri de bu. O momentumun 2028 Nisan ayına kadar korunamayacağını düşünüyorlar.
DÜNYA KUPASI 2026

