02-07-2026
İsmet Berkan

Özgür Özel hata mı yapıyor? Milliyetçiliği küçümsememek lazım

Özgür Özel hata mı yapıyor? Milliyetçiliği küçümsememek lazım

Bir süreden beri etrafımda pek çok kişi bir sonraki seçimde Tayyip Erdoğan’ın yenilgiye uğrayacak olmasını çantada keklik gibi görüyor. Bense hiç o kanıda değilim.

Bugün sorulduğunda Erdoğan’a yönelik halk desteği yüzde 30’larda gözüküyor; bu da en azından ikinci turda muhalefetin kazanacağını bize söylüyor.

Ama böyle bakmamak gerek. 2023 seçimine giderken de Erdoğan yarışa yüzde 30’lardan başladı. Muhalefeti bir dizi hataya zorladı ve sonunda ucu ucuna da olsa seçimi kazanmayı başardı.

Erdoğan iktidarının yaptığı her şeyi kötülemeyi, sahiplendiği her konudan küçümseyici bir şüphe çıkarmayı muhalefet sanan anlayış bugüne kadar başta CHP olmak üzere muhalefete kaybettiren en temel anlayış oldu.

Örneğin vatandaş açısından elde edilen kazanımları görüp daha iyisini yapmayı vaat etmek dururken CHP sağlık alanında yapılanları küçümseyip kötülemek ve sadece eleştirel olmayı tercih etti. CHP’liler, herhangi bir şehirdeki herhangi bir şehir hastanesine gidip içerideki kalabalığı görseler, bu kurumların ne denli önemli bir sorunu çözme yönünde atılmış adımlar olduğunu görecekler. Örneğin CHP sadece hastanelerdeki randevu süresinin kısalacağını vaat ederek bile oy kazanabilir.

Otoyollar ve bölünmüş yollara baktığında CHP yolsuzluk görüyor; haksız da değil belki ama bu yolların vatandaşın hayatına getirdiklerini görmesine engel olmamalı. Her şart altında Türkiye’nin daha fazla yola, daha fazla tünele, daha fazla ulaşım altyapısına ihtiyacı var.

Sivas-Ankara hızlı demiryolunu küçümsemek yerine bu hattı Kars’a kadar uzatacağını vaat etmek CHP için daha iyi bir yol değil mi? CHP, iktidarın bir türlü bitiremediği ama dünyanın yatırımının da yapıldığı İzmir’e hızlı tren yolu hattını açmayı vaat etse daha çok puan kazanmaz mı?

***

Çarşamba gününün sürprizi, Özgür Özel’in Financial Times’da yayımlanan makalesiydi.

Tam metnini 10Haber’de okuyabileceğiniz bu makaleye Ak Parti’den klasik diyebileceğim tepkiler geldi. Parti sözcüsü Ömer Çelik “Özgür Özel’in milletimizin iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanımızı, NATO müttefiklerimiz için tehdit olarak tanımlaması, kendi siciline yazdığı bir utançtır” dedi.

Acaba Özgür Özel’in böyle makale yazması hata mıydı? Makaleyle ne kazandı, ne kaybetti?

Biraz prestij ve yakın çevresinden gelen pohpohlamalar dışında bu makalenin Özgür Özel’e bir şey kazandırdığını düşünmüyorum.

Şunu görüyoruz: 

Erdoğan’ın seçim döneminde alet çantasında çok sayıda aracı var ve henüz bunları kullanmaya başlamadı. O yüzden seçimi çantada keklik görmek hiç doğru değil.

Bana soracak olursanız Erdoğan’ın alet çantasındaki en değerli aracı, milliyetçiliğe ve milli gurura yapacağı vurgular ve bu gurura sahip çıkacak olması.

Seçim döneminde Cumhurbaşkanı kendi dış politika başarılarından, savunma sanayiinde yapılanlardan vs yola çıkarak milliyetçi, ulusal gurura hitab eden bir geniş hat açacak. Bu hat zaten sürekli açık, seçim döneminde daha da genişleyecek.

Ulusal gurura hitap etmenin, hayatın somut bireysel kazanımları yerine soyut bir takım kazanımları konuşturmanın önüne geçmeye imkan yok.

Peki CHP bu propaganda çizgisini nasıl nötralize edebilir? Erdoğan’ın bu propagandayla elde edeceği olası kazanımları nasıl minimuma indirebilir, hatta belki kendi lehine çevirebilir?

Bunlara kafa yormak yerine NATO liderlerine nafile bir “Erdoğan’a meşruiyet vermeyin” demek CHP liderinin işi olmamalı. CHP liderinin dile getirdiği görüşleri dile getiren pek çok başka kişi var, onlar yerine Özgür Özel’in bu makaleyi yazması, ister istemez bir odak kaymasını beraberinde getiriyor.

O NATO liderleri Erdoğan’a o meşruiyeti zirvenin Ankara’da yapılmasını kabul ederken verdiler zaten.

Kaldı ki, burada ülkemizin son derece önemli güvenlik çıkarlarından söz ediyoruz. NATO zirvesinin başarısı, ister muhalif ister muvafık olsun herkesi yakından ilgilendiren bir şey.

Özgür Özel’in makalesini ve bunun iç politikada yaratacağı sonuçları çok da abartmak istemiyorum. Bana soracak olursanız bu bir hata olarak Özgür Özel’in defterine yazıldı.

Önemli olan buradan bir ders çıkarılıp çıkarılmayacağı, Erdoğan’ın ulusal gurura hitap etme stratejisini nötralize edici veya etkilerini sınırlayıcı bir iletişim çizgisi bulunup bulunmayacağı.

Özgür Özel ve arkadaşlarının en acil sorunu bu.

Türkiye’nin güvenlik ihtiyacı hiçbir zaman bu kadar büyük olmamıştı

Türkiye’nin güvenlik ihtiyacı hiçbir zaman bu kadar büyük olmamıştı

Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, Cumhuriyet tarihinin belki hiçbir döneminde Türkiye’nin güvenlik ihtiyacı ve uluslararası güvenlik mimarisinin neresinde yer alacağı bugünkü kadar önemli olmamıştı.

Bakın, bundan 10 yıl önce iktidarımızın fantezileri vardı. Batıya olan ihtiyacımız sona ermişti, Şanghay Beşlisi ile flört edebilir, NATO’dan çıkmayı, Rusya ve Çin’le aynı ittifaka girmeyi bile düşünebilirdik.

Bir de bugüne bakın. Bu fantezilerin en ufak iması var mı?

Dünya son 10 yılda öyle bir çalkalandı, özellikle Rusya’nın Ukrayna’ya başlattığı işgal girişimi sonrası o kadar çok taş yerinden oynadı ki, Türkiye kendini NATO’ya daha fazla sarılmış olarak buldu, hatta uzunca bir aradan sonra yeniden NATO’yı ve Türk ordusunu kaldıraç olarak kullanıp Avrupa ile yakınlaşma yolları bile aranır oldu.

Türkiye öyle bir ateş çemberi ile sarılı ki, elimizdeki NATO’nun önemi daha önce hiç olmadığı kadar büyük artık.

O yüzden haftaya yapılacak olan NATO zirvesi, özellikle de Amerika’nın NATO taahhütlerine hala sadık olduğunun bir kez daha sergilenmesi bütün dünyanın yakından izleyeceği bir şey olacak.