17-07-2026
İsmet Berkan

Geriye bir CHP kaldı mı? Yeni Parti kurulursa ne kadar oy alıyor?

Geriye bir CHP kaldı mı? Yeni Parti kurulursa ne kadar oy alıyor?

Cumhuriyet Halk Partisi’ne mahkeme tarafından genel başkan olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu, kendi kendine kurduğu MYK ile partiyi hallaç pamuğu gibi atıyor.

En partinin 8 il başkanı daha MYK kararyla görevden alındı; böylece Kılıçdaroğlu geldiğinden beri görevden alınan il başkanı sayısı 51’e yükseldi.

Kılıçdaroğlu CHP’yi zamanda geçmişe doğru yolculuğa çıkardı.

Aslına bakacak olursanız geriye birkaç ay öncesine kadar bildiğimiz dinamik, canlı, sürekli mitingler düzenleyen, halkta temas eden CHP kalmamış durumda.

Mesele sadece partinin tepe yönetimindeki bir mesele değil; örgütün kılcal damarlarına kadar girildi ve CHP’liler partilerinden dışlanıyor.

Kılıçdaroğlu sorulduğunda “Buraya kazık çakmaya gelmedim, elbette kurultay yapacağız” diyor ama bunu partinin bir yılı aşkın süredir karşı karşıya olduğu ağır saldırılara karşı bir mücadele havasında söylemiyor. Mücadele edecek olsa, olağanüstü kurultay taleplerine sırtını dönmez, mahkemelere karşı partinin iradesini öne çıkararak mücadele eder. Ama bunu yapmıyor.

CHP, Türkiye’deki toplumsal muhalefetin tamamının taşıyıcısı bir parti hiçbir zaman olmadı ama yine de yüzde 50 seviyesinde olan bu muhalefetin en büyük ve önemli parçasıydı; hatta 2024’te yerel seçimde alınan yüzde 38’e yakın oy sayesinde bu muhalefete kazanma ümitleri veren partiydi. 

Toplumsal muhalefeti oluşturan yüzde 50’lik kitlenin hepsi CHP’ye oy vermiyordu belki ama CHP’nin kazanıyor olmasından, ümit veriyor olmasından memnunlardı, bu partiye geçmişe göre çok daha umutlu bakıyorlardı. Çünkü aralarındaki derin ve belirgin sosyolojik farklara rağmen bu muhalefeti birleştiren bir yatay duygu var: Tayyip Erdoğan iktidarına son vermek.

Şimdi, o iktidarın yargıyı kullanarak CHP’yi içine düşürdüğü durum genel anlamda muhalefeti de ümitsizliğe sürükledi ve açıkçası herkes Özgür Özel’in ağzına bakıyor.

Rawest ve İstanpol adlı araştırma şirketlerinin Alman Friedrich Ebert Vakfı için 3-10 Temmuz arasında 20 şehirde 1985 kişiyle yüz yüze görüşerek yaptığı bir araştırmaya göre seçmenlerin yüzde 60’a yakın kısmı Özgür Özel’in CHP’den ayrılması ve yeni bir parti kurması gerektiğini düşünüyor. Bu rakam CHP seçmeni içinde yüzde 75’e ulaşıyor.

Seçmenlerin üçte biri, yani yüzde 33’den fazlası yeni partinin başarılı olacağı, yüzde 22,7’si ise kısmen başarılı olacağı inancında. Burada ilginç olan Ak Parti seçmeninin bile yüzde 45’inin yeni partinin başarılı olacağını düşünmesi.

Bir başka rakam, seçimde Kılıçdaroğlu CHP’sine seçmenin sadece yüzde 2,7’sinin oy vereceğini söylemesi.

Yüzde 30,3 Özgür Özel’in yeni partisine oy vereceğini söylüyor, yüzde 36,5 ise vermeyeceğini. Ortada olan yüzde 19’luk bir kesim var.

En çarpıcı rakamlardan biri “Nasıl bir yeni parti” sorusuna verilen cevaplar. Genel seçmenin yüzde 50’den fazlası “CHP’nin aynısı olmamalı, bazı yönleri farklı olmalı” diyor. Bu talep CHP seçmeni içinde yüzde 60’ı da aşıyor.

Aynı sorunun devamı “Nasıl bir kadro?” sorusu. “Yeni isimlerden oluşsun” diyenler genel seçmende yüzde 38’i buluyor. CHP seçmenleri de yüzde 42 oranında yeni isimler istiyor.

Özgür Özel ve arkadaşlarını yeni bir parti kurma konusunda aceleci davranmaktan alıkoyan sebeplerden biri CHP’nin köklü markası ve logosu.

Fakat seçmen çoğunluğu da, daha önemlisi geçmişte CHP’ye oy vermiş olan CHP seçmeni de bu konuyu fazla önemsemiyor.

CHP seçmeninin yüzde 12’si “Ben logomdan vazgeçmem, CHP logosuna oy veririm” diyor. Ama unutmayın, Kılıçdaroğlu CHP’sine oy veririm diyenler de CHP seçmeni içinde bu kadarlık bir grup.

CHP seçmeninin yüzde 14’e varan bir bölümü “CHP logosuna oy basmam ama bu durum beni üzer” diyor; yüzde 20’si CHP logosundan kurtulunduğu için Özgür Özel’e daha bir gönül rahatlığıyla oy vereceğini söylüyor; yüzde 40’ı ise “Logonun önemi yok, oyum Özgür Özel ekibine” diyor.

Bunlar Özgür Özel ve arkadaşlarına yeni parti kurmaları için teşvik edici veriler.

Bir başka endişe konusu CHP’yi bölmenin iktidara yarayacağı yönündeki görüş. Anket bunu da sormuş, genel seçmenin yüzde 27’si yeni bir parti kurmanın iktidara yarayacağı kanaatinde; buna karşılık yüzde 32’si muhalefetin bundan daha fazla yararlanacağına inanıyor. Yani iki rakam birbirine çok da uzak değil, ortada bir kahir ekseriyet yok. Ama yüzde 18’den fazlalık bir seçmen kesimi “Değişmez” diyor, eh bu da terazinin kefesini yeni parti yönünde biraz daha ağırlıklandırıyor.

Gelelim anketin en önemli veya en merak edilen sonucuna…

Mutlak butlan kararı öncesinde, yani Kemal Kılıçdaroğlu hala evinde otururken CHP ile Ak Parti’nin oyları kafa kafayaydı, yüzde 24-25 aralığında. O anketlerde yüzde 20’yi aşkın seçmen kararsız veya cevap vermiyor diye sınıflanıyordu.

Butlan kararı sonrası, yani bu araştırmanın yapıldığı 3-10 Temmuz arasında keskin bir dönüşüm yaşanmış gibi duruyor. Özgür Özel’in yeni partisine oy vereceğini söyleyenler yüzde 29,6’ya tırmanmış durumda. Ak Parti ise yüzde 23,1’e gerilemiş. Kararsız ve fikri yokların oranında da hafif bir düşme var, yüzde 18,5’a inmiş.

Anket şirketleri kararsızları matematiksel ortalamayla dağıttığında Özgür Özel ve arkadaşlarının henüz kurmadığı, kurup kurmayacaklarına henüz tam karar bile vermediği parti yüzde 35,6 oy alıyor; Ak Parti ise yüzde 27,8’de kalıyor.

Yeni partinin tek başına oyu Ak Parti artı MHP (yüzde 7,6) oyundan fazla gözüküyor.

Siyasal mühendislik anlaşılan ters tepiyor, toplumsal muhalefetin oyları yüzde 60’ı aşmış gibi duruyor.

Devlet gücüyle siyaset yapmak, polisi, jandarmayı, valiliği, adliyeyi, vergi dairesini siyasi yarışın elemanı gibi kullanmak bu ülkede ne Atatürk’e fayda etti, ne İsmet Paşa’ya, ne darbeci askerlere… Şimdi aynı zararı Tayyip Erdoğan ve iktidarı da yaşayarak görüyor.

Ukrayna’da ne oldu?

Ukrayna’da ne oldu?

Türkiye gündeminin ortasında dikkatlerden kaçtı, iki gün önce Ukrayna’da önemli bir iç politika kavgası başladı.

Ülkenin henüz 35 yaşındaki genç ve parlak savunma bakanı, Ukrayna ordusunun Doğu Cephesindeki komutanıyla kavgası sonrasında Devlet Başkanı Zelenski tarafından görevinden alındı.

Oysa görevden alınan Mykhailo Fedorov, Zelenski’nin en yakınındaki isimlerden biriydi ve Ukrayna’nın Rusya’ya karşı verdiği bağımsızlık savaşında yeni teknolojilerin kullanılmasının öncüsüydü.

Ukrayna, 2022’den beri devam eden savaşta askeri teknolojilerden savaşın yürütülme biçimine, askeri alımlardan yapay zekanın savaş sahasındaki rolüne, dron ve anti-dron teknolojilerinden sıradan piyade savaşında teknolojinin rolüne kadar her konuda savaş sahasında devrim yaratan gelişmelerin adeta laboratuvarı durumunda.

Ve bu laboratuvarın önde gelen isimlerinden biri de, aslında kısa süre önce Savunma Bakanı olan Mykhailo Fedorov’du.

Şimdi onun görevden alınması özellikle savaş sahasında bir kuşak çatışması gibi duruyor. Bilimi ve teknolojiyi bu sahaya daha çok sokmak isteyen gençlerin temsilcisiydi Fedorov ve karşısında daha katı geleneksel bir asker vardı.

Ukrayna kamuoyu da bölünmüş durumda ve Başkan Zelenski açıkçası ateş altında. Çünkü son birkaç aydır Ukrayna savaşta ilk kez Rusya’ya da zarar verir, savaşı Moskova’dan St. Petersburg’a kadar taşır hale gelmişti. Bunlar hep Fedorov sayesinde olmuştu.

Ama yine de örnek alınması gereken bir durum Ukrayna: Savaşın ortasında bile çoğulcu bir siyasi tartışma ortamını sürdürebiliyor, insanlar sokağa çıkıp protesto gösterisi yapabiliyor.

Türkiye’de NATO’yu bile protesto etmeye izin vermediler.