06-08-2026
İsmet Berkan

Dünyanın en büyük yapay zeka Ar-Ge’sinin başındaki Türk

Dünyanın en büyük yapay zeka Ar-Ge’sinin başındaki Türk

Sizin üniversite hayatınız kaç yıl sürdü?

Dört yıl, belki üstüne bir de yüksek lisans yaptınız, altı yıl…

Koray Kavukçuoğlu’nun üniversite hayatı tam 16 yıl sürdü.

1994’te Ankara’daki Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne havacılık ve uzay mühendisliği okumak üzere girdi. 1999’da mezun olur olmaz aynı üniversitede yine havacılık ve uzay mühendisliği konusunda yüksek lisans yaptı.

2003’te ODTÜ’den yüksek lisans derecesini alır almaz New York’a, New York Üniversitesi’ne gitti ve orada bu kez bilgisayar bilimi yüksek lisansına başladı. Mühendislikten vazgeçti ve bilime atladı anlayacağınız.

2005’te bu yüksek lisans derecesini alır almaz aynı üniversitede yapay zekanın üç babasından biri kabul edilen ünlü bilim insanı Yann LeCun’la birlikte doktorasına başladı. Bilgisayar bilimi alanında doktora derecesini 2010’da aldı.

Tam 16 yıl.

Bilgisayar bilimi öyle bir bilim dalı ki, bu bilim üniversitelerden daha çok aslında şirketlerin Ar-Ge laboratuvarlarında yapılıyor. Bazen şirket kendisi üniversite içinde bir laboratuvar açıyor, bazen de fiziki olarak tamamen ayrı bir yerde.

Koray Kavukçuoğlu, bilgisayar bilimi alanının sayılı bilim insanlarından biri.

Bu yazıyı yazarken baktım, Google Scholar’a göre bugüne kadar yazdığı bilimsel makaleler 345 binden fazla kez alıntılanmış, yani atıf almış. Akademisyenler iyi bilecek, Kavukçuoğlu’nun h-index’i 90.

Bunlar inanılmaz derecede üst düzeyde ve dünyada kendi seviyesinde çok az isim bulunan bir bilim insanının rakamları. Makaleler arasında Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan meşhur AlphaFold araştırmasının makalesi de var. Biliyorsunuz bu makale ile insanlığın önüne yaşamı oluşturan olası bütün temel proteinlerin olası bütün katlanma biçimleri bir katalog olarak kondu. Bu katalog ilaç araştırmalarından biyoloji bilimine ve sağlık bilimlerine kadar çok geniş bir alanda insanlığa çok faydalı bir sürü şeyin ortaya çıkmasına yardımcı olacak.

Kavukçuoğlu’nun profesyonel kariyerine baktığımızda, doktorasını 2010’da aldıktan sonra 2011 başında Amerika’da Japon NEC’in araştırma laboratuvarında çalışmaya başladığını görüyoruz. Orada iki yıldan az kalmış ve Kasım 2012’de Londra’ya taşınıp DeepMind’da araştırmacı bilim insanı olarak çalışmaya başlamış.

Koray Kavukçuoğlu bir araştırmacı olarak ilk makalelerini daha ODTÜ’deyken, uçakların kanatlarının titreşimi hakkında yaptığı araştırmaların sonuçlarıyla ilgili yazmış. Ama tabii daha sonra ilgisi uçak mühendisliğinden bilgisayar bilimine ve özel olarak da deep learning, reinforcement learning gibi yapay zekanın uç alanlarına kaymış.

DeepMind, dünyanın en ilginç yapay zeka şirketlerinden biri. Uzun yıllar boyunca sanki kâr amacı güden bir şirket gibi değil, bir üniversite laboratuvarı gibi çalıştı bu şirket. Dünyaya onları duyuran şey, satranç oynayan ve Garry Kasparov’u yenen yapay zeka modelleriydi.

Onu AlphaGo izledi. Go oyunu oynayan bu yapay zeka bu oyunun “Dünya şampiyonunu” yenince bütün dünya onları tanıdı.

Tanıdı tamam ama bu şirket ne satıyordu, nereden nasıl para kazanıyordu?

DeepMind, gerek satrançta gerekse Go isimli strateji oyununda yapay zekasına sadece oyunun kurallarını vermiş ve geçmiş bazı oyunları göstermiş, yapay zeka oyunu kendi kendine ve çok kısa bir sürede öğrenip dünya şampiyonu rakiplerini yenmişti.

İşte bunun adı “deep learning” ve “reinforcement learning”di.

Koray Kavukçuoğlu’nun makalelerine bakınca yıllarca bu alanda nasıl çalıştığını, işe önce yapay zekaya Atari oynatarak başlayıp sonra diğer oyunlara, başta da strateji oyunlarına nasıl geçtiğini görüyorsunuz.

2014 yılında Google bu araştırma şirketi DeepMind’ı satın aldı ve uzun yıllar boyunca da bu şirketi finanse edip onu özgür bıraktı. Bu özgürlüğün ödülü, olası bütün protein katlanma biçimlerinin bir kataloğu olan AlphaFold ve onunla birlikte gelen Nobel Ödülü oldu.

Google, başka herkesten önce yapay zeka ve geniş dil modelleri alanında çalışmaya başlamış olmasına rağmen bu alanda nihai tüketiciye hitap eden ilk ticari ürünü çıkartan şirket OpenAI oldu. Onların ChatGPT’si büyük bir başarı elde edip üstelik OpenAI Microsoft’la işbirliğine gidince Google’da alarmlar çaldı.

Microsoft, arama pazarında Google’ın küçük rakibiydi ama arama sonuçlarının ChatGPT ile entegre edilmesi Google’ı hâkimi olduğu ana pazarda zora düşürebilirdi.

Google’ın hızla elindeki yapay zeka modellerini ticarileştirme çabalarının merkezine DeepMind’ın iki kurucusundan biri olan Demis Hassabis geldi. (Diğer kurucu ise Microsoft’a transfer olup oradaki yapay zeka operasyonlarının başına geçti.)

Demis Hassabis’in zamanını Londra ile San Francisco arasında bölmek zorunda kalmasının sonuçlarından biri Koray Kavukçuoğlu’nun araştırmacı pozisyonunun yanına DeepMind yöneticisi pozisyonunu da eklemesi oldu.

DeepMind bir anda Google’ın bütün yapay zeka ticarileştirme girişimlerinin merkezindeki ana Ar-Ge laboratuvarı hâline geldi.

Bugün Google’da herhangi bir konuda arama yaptığınızda en üstte Google’ın yapay zekası Gemini’nin bulduğu sonuçları görüyorsunuz. İşte bunu yapan insan Koray Kavukçuoğlu.

Gemini’nin son versiyonu olan Gemini 3’ü Kavukçuoğlu liderliğindeki bir ekip yaptı.

Yapay zekayı ticarileştirmek ve nihai kullanıcıya ulaştırmak konusunda Google’ın çok büyük bir avantajı var, Google olmak.

Fakat tabii yapay zeka araştırmaları ve geliştirme çabaları durmuş değil, aksine müthiş bir rekabet içinde devam ediyor ve Koray Kavukçuoğlu ile arkadaşlarının ana hedefi ‘genel yapay zeka’ denen, insan seviyesindeki AGI’a ulaşmak.

Türkiye’nin ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitesinden çıkan bir kişinin dünyada bu seviyeye gelmiş olmasından kaba ve kuru bir gurur duymanın hiç anlamı yok. Tam tersine, kendimize bakıp sormalıyız:

Neden daha fazla Koray Kavukçuoğlu yok? Yoksa potansiyel olarak var da biz mi onları yolda bir yerde kaybediyoruz? Koray Kavukçuoğlu’nu yetiştiren ülke, ona neden içinde var olabileceği bir bilimsel/ekonomik ekosistemi kendi ülkesinde sunamıyor da o yurt dışında bu başarıları elde ediyor?

Şimdi artık top PKK’nın ve DEM Parti’nin sahasında

Şimdi artık top PKK’nın ve DEM Parti’nin sahasında

Nihayet büyük bir sır gibi saklanan “Çerçeve Yasa” artık Meclis’e sunuldu da hepimiz tam metnini görebildik.

Meraklısı yasanın ve gerekçelerinin tam metnini buradan okuyabilir, ben kaba bir özet vereyim:

-Önce PKK ve bütün bağlı uzantıları kendileri fesh edecek ve silahlarını bırakacak.

-Bu fesih ve silah bırakma Milli Güvenlik Kurulu tarafından tespit edilecek ve karara bağlanacak, bu karar da Resmi Gazete’de yayınlanacak.

-Ancak ondan sonra PKK’lılar hakkında halen devam eden soruşturma ve yargılamalar anında duracak; bazıları 5 yıl, bazıları 10 yıl da öyle dondurulmuş olarak durmaya devam edecek ve ilgili kişi aynı suçu işlerse kaldığı yerden devam edeceki, suç işlemezse tamamen düşecek.

-Benzer şekilde, kasten öldürme suçu hariç PKK ve bağlantılı suçlarla hüküm giymiş ve hapiste olanların tamamı için de, bu cezaların infazı duracak, yani hapisteki hükümlüler de salıverilecek. Bunların bazıları 5, bazıları 10 yıl boyunca bu infaz dondurmanın içinde kalacaklar, eğer suç işlemezlerse cezalarını tamamen yatmış sayılacaklar.

Ancak benim özetimden de gördünüz: İlk adımı PKK’nın atması ve hem fesh olma hem de silah bırakma konusunda ciddi ve kararlı olduğunu kanıtlaması gerekiyor.

Ancak bu kanıtlar ortaya çıktıktan sonra Türkiye’de devlet harekete geçecek.

Bakalım PKK ne kadar hızlı hareket edecek? Edecek mi?