18-08-2026
İsmet Berkan

Koca İçişleri Bakanı Yanlış Bilgi Verecek Değil ya?

Koca İçişleri Bakanı Yanlış Bilgi Verecek Değil ya?

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, hafta sonu Amedspor-Erzurumspor futbol maçını izlemeye Diyarbakır’a gitti.

Şehirde bir grup gazeteciyle de sohbet eden Çiftçi, Süleymancılar operasyonundan söz ederken bu dini cemaatin “FETÖ’nün ByLock’u gibi gizli bir haberleşme programı kullandığını” söyledi.

Peki neydi bu program? İçişleri Bakanı’nın programın adını verirken “Glooper” mı, “Blooper” mı dediği çok anlaşılmadı; haberi aktaran farklı kaynaklar bu iki İngilizce kelimeyi kullandı.

Ama herhalde İngilizce argoda “hata” anlamına gelen “Blooper” değildi adı. Derken pazartesi günü Süleymancıların artık tutuklanan lideri Alihan Kuriş’in ifadesi medyaya sızdı, orada polisin “Glopper” adlı bir haberleşme programından söz ettiği görülüyor.

Bilmeyenlere minik bir sır vereyim:

Hepimiz telefonlarımızda anlık mesajlaşma uygulamaları kullanıyoruz, bunların en yaygını WhatsApp sanırım.

Bu uygulamaların tamamı, bildiğiniz e-posta alışverişi üzerine bina edilen uygulamalar. Yani siz telefonunuzda arkadaşınıza “Tmm cnm” yazıp Enter tuşuna bastığınızda aslında mail yolluyorsunuz.

Bütün diğer elektronik postalar gibi bu mesaj da bir “mail server” üzerinden geçiyor, diğer adrese ulaşıyor.

ByLock, başlangıçta kısa bir süre için ticari olmuş ama sonra FETÖ tarafından ticarileşmekten çıkarılıp sadece kendi gruplarına özgü bir mesajlaşma uygulamasına çevrilmişti. Kullananlar ve programı yapanlar, grubun kapalı bir grup olduğundan o kadar emindi ki gidip gelen mesajların bir kopyasını ana mail sunucularında tutmaya devam ediyordu.

Sonra biliyorsunuz MİT bu sunucuları saptadı, onlara sızdı ve sunucuların içindeki bütün bilgileri aldı. Bugün hâlâ ortaya çıkmaya devam eden ByLock yazışmaları ta 2014’te MİT’in ele geçirdiği, sonra kâğıda çıktısını alıp kamyonla Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yolladığı yazışmalar.

O kadar çok mesaj vardı ki incelemesini tamamlamak 10 yıl sürdü, daha da bitmedi.

Söylemeye çalıştığım şey şu: Çok istiyorsanız, bu zahmete değeceğini düşünüyorsanız siz de kendinize özgü bir mesajlaşma uygulaması yaratabilirsiniz, çok da zor değil.

Zor olan uygulamanın güvenliğini sağlamak. Ama bu da günümüz teknolojisiyle imkânsız değil.

Peki Süleymancıların böyle “Glooper” veya “Glopper” adı verilen kendilerine özgü bir uygulaması var mı?

Koca İçişleri Bakanı yanlış bilgi verecek değil; kaldı ki işte polisin kendisi de sorgularda bu yazılımı sormuş.

Bazı haber sitelerinde bu yazılımın Hindistan’da özel olarak yazdırıldığı, ticari ortamlarda bulunmadığı haberleri vardı ama ben yine de küçük çaplı bir arama yaptım, örneğin “Gloo” diye bir haberleşme programına rastladım.

Bu program özel olarak kiliseler ve rahipler için, onların kendi cemaatleriyle haberleşmesi için geliştirilmişti. Kullanıcılar isterlerse eş zamanlı mesajlaşabiliyor, cemaat buradan dua edebiliyor veya özel dua taleplerini iletebiliyor, kalabalık gruplara tek bir tuşla mesaj yollanabiliyordu.

Bilmiyorum Süleymancılar da bu yazılımı mı örnek almıştı ama böyle özel ve kapalı bir yazılım için Hindistan’a gitmeye gerek yoktu; hatta hiçbir yere gitmek gerekmiyordu.

Bugün gençlerin dünyanın dört bir yanında en yaygın kullandığı mesajlaşma uygulamalarının başında Snapchat geliyor. Benim görebildiğim kadarıyla Snapchat aslında böyle gizli gruplar için gizli haberleşmeye en uygun olanı.

Örneğin mesajlarınızın 24 saatte silinmesini sağlayabiliyorsunuz. Hatta daha ileri gideyim, bazı mesajların sadece 1 defa okunup bir daha okunamamasını, görülememesini sağlayabiliyorsunuz. Ekran resmi çekilemiyor. (Bu özelliklerin bazıları WhatsApp’a da geldi.) Mesajlar zaten bir sunucuda saklanmıyor.

İnsanlık, tarih boyunca gizlice haberleşme ihtiyacı duydu. Şifreler, özel kuryeler, mesajların açılıp okunmasını engelleyeceği düşünülen bir sürü şey yapıldı. Bunun için özel teknoloji geliştirildi. İşte günümüzde de üstün bazı şifreleme teknikleri var; üstelik herkese açık bu teknikler, isteyen mesajlarını bu kırılması çok uzun zaman alan şifrelerle şifreleyebilir.

Ancak bütün gizli haberleşmelerin çözüldüğü bir zayıf noktası var: İnsan.

Telefonunuzu polise kaptırdığınızda, hele bir de şifresini verdiyseniz, artık hiçbir şeyiniz gizli değil. Sadece sizin değil, mesajlaştığınız ve mesajlarını sakladığınız herkesle ilgili bilgiyi de polise vermiş oluyorsunuz.

Örneğin eski Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran’ın başı bu yüzden belaya girdi. Bir spiker hanımla arasındaki mesajlaşmalar, o spikerin gözaltına alınması sonrası polisin eline geçti ve Saran da soruşturmaya dâhil edildi.

Süleymancıların bu özel yazılımını 3 bin 300 kişinin kullandığına dair iddialar var. Bu kadar çok insanın kullandığı bir şey “gizli” olamaz; olsun isteseniz de o gizliliği koruyamazsınız.

Kanunda ne yazdığı mahkemeleri artık ilgilendirmiyor mu?

Kanunda ne yazdığı mahkemeleri artık ilgilendirmiyor mu?

Emekli amiral Türker Ertürk tutuklandı.

Peki neden?

11 yıl önce ve 3,5 yıl önce katıldığı iki ayrı TV programında dile getirdiği şeyler yüzünden.

Hayır, yanlış anlamayın, Ertürk TV programlarında bu sözleri sarf ettiğinden beri soruşturma altında değildi. Aksine, bunca zaman önce edilmiş bu laflarla ilgili soruşturma daha yeni açıldı.

Meşhur bir fıkra vardı hani: Hristiyanın biri bir Yahudiyi dövmeye başlamış. Yahudi, “Dur yahu ne yapıyorsun, neden yapıyorsun” diye sorunca Hristiyan “Siz Hazreti İsa’yı öldürdünüz” demiş. Yahudi “Yahu o 2 bin yıl önceydi” cevabını verince de “Ben yeni duydum” demiş.

Türker Ertürk’ün durumu da fıkraya benziyor. Savcılık “Sen milleti birbirine karşı kin ve düşmanlığa sevk etmişsin” diyor, Ertürk “Ama o 11 yıl ve 3,5 yıl önceydi” deyince savcılık “Olsun ben yeni duydum” cevabını veriyor.

Gerçekten de öyle. Twitter’da bir kışkırtıcı hesap Ertürk’ün bu eski görüntülerini ve sözlerini paylaşıp lince girişmiş, savcılık da bu sayede Ertürk’ün zamanında söylediklerinden haberdar olmuş.

Türker Ertürk’ün o konuşmaları bana göre suç falan değil ama diyelim ki başkası başka türlü yorumladı. Yine de kanunda böyle sözlerin ne şekilde yorumlanacağına dair açık bir hüküm var aslında.

Söylenen kışkırtıcı sözlerin eleştiri sınırlarını aşıp aşmadığını anlamak için kanun bu sözlerin kamu düzeninin bozulması açısından “Yakın ve açık bir tehlike oluşturma” şartını arıyor.

Türker Ertürk de zaten kendini böyle savunuyor, “Ben bu sözleri onca zaman önce söyledim, ne ayaklanma oldu ne de sokağa çıkan kimse” diyor.

Ama anlaşılan mahkemelerimiz artık kanun metniyle falan kendilerini bağlı hissetmiyorlar, kanunda ne yazdığına bakılmadan ceza kesiliyor insanlara.