25-08-2026
İsmet Berkan

Siyasi mühendisliğin yanına adli mühendislik de eklendiğinde…

Siyasi mühendisliğin yanına adli mühendislik de eklendiğinde…

Davanın adı “Aziz İhsan Aktaş Davası”ydı. Çünkü savcıya göre ortada bir “Aziz İhsan Aktaş suç örgütü” vardı, örgüte ismini veren kişi de elbette bu örgütün lideriydi.

Örgüt, daha sonra Ekrem İmamoğlu davası için bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı benzetmeyle “Ahtapotun kolları gibi”ydi. Sadece İstanbul Beşiktaş’ta değil; Esenyurt’ta, Avcılar’da, Adana Büyükşehir Belediyesi ile Seyhan, Ceyhan gibi Adana’nın ilçelerinde, hatta Adıyaman’da da faaldi.

Belediyelerin hizmet satın alma ihalelerine katılan Aziz İhsan Aktaş, bu ihalelerin şartnamelerini bile bizzat yazacak, ihaleleri garanti kendisinin kazanmasını sağlayacak devasa bir rüşvet çarkı yönetiyordu.

Kötülüğün, belediyelerde rüşvet çarkının cisimleşmiş haliydi Aziz İhsan Aktaş savcıya göre. Bakmayın bugün Sabah gazetesinin web sitesinde Aziz İhsan Aktaş davasının sonucunu öğrenmek için uzun uzun uğraşmak gerekmesine, Ocak 2025’te aynı web sitesi Aziz İhsan Aktaş’ın kötülüklerini ve Rıza Akpolat’ın ne kadar kirli olduğunu anlatan haberlerle doluydu, görmek istemeseniz bile kaçamıyordunuz, her yerden karşınıza çıkıyordu.

Yalnız hem bu davayı duyurma biçiminin hem de savcının akıl yürütme biçiminin bir büyük sorunu vardı: Aziz İhsan Aktaş, sadece bu suçlanan 8 CHP’li belediyeyle iş yapmıyordu. Tamamı AK Partili onlarca belediyede ve pek çok bakanlıkta benzeri hizmet satın alma ihalelerine girip kazanan isim yine Aziz İhsan Aktaş’tı. CHP’deki ihaleleri rüşvetle alıyordu da AK Parti’dekileri bileğinin hakkıyla mı?

Savcı davayı açarken bir büyük mantık çelişkisi yaratmıştı ama “Nasıl olsa her şey unutulur” diye düşünenler bu çelişkilere hiç takılmamıştı.

Sonunda zaten yargılamayı yapan İstanbul 1. Ağır Ceza heyeti bu çelişkiyi kökünden çözdü:

Davanın adı “Aziz İhsan Aktaş Davası”ydı ama Aziz İhsan Aktaş hiç ceza almadı, beraat de etmedi ama ceza da almadı. 450 yıla kadar hapsi isteniyordu, 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Bu cezada da hükmün açıklanması geri bırakıldı. Yani hapse girmeyecek. Dolayısıyla bu soruşturma için tutuklu kaldığı süre kadar devletten alacaklı bile çıktı Aziz İhsan Aktaş.

Siyasi mühendislik çok gördük ama adli mühendislik görmeye çok alışık değiliz. Aziz İhsan Aktaş davasında bunu da gördük.

Savcı “Aziz İhsan Aktaş suç örgütü var” demişti; mahkeme “Biz öyle bir örgüt göremedik” dedi.

Mahkeme öyle deyince bütün dava çöktü sanmayın. Mahkeme 8 belediye başkanını mahkûm etmekte kararlıydı; nitekim farklı farklı sürelerle mahkûmiyet kararları verdi. Aziz İhsan Aktaş hariç tabii.

Rıza Akpolat tutuklanalı 20 ay oluyor; daha yeni ilk derece mahkemesinden karar çıktı. Bir süre de gerekçeli kararın yazılmasını bekleyecek; sonra hakkını istinafta ve Yargıtay’da arayacak. Bütün bu süreçlerin tamamlanması uzun yıllar alacak.

Akpolat şu an tutuklu ve tutuklu kalmaya da devam edecek; bir ihtimal istinaf, bir başka ihtimal Yargıtay belki onu tutuksuz yargılamaya karar verir.

Tabii bu davanın yegâne tutuklusu o değil, diğer isimlere haksızlık etmek istemem ama sembol isimlerden en önde geleni Akpolat. Yoksa, mesela Oya Tekin de hapiste.

İnsan mahkeme kararına bakınca ister istemez düşünüyor: Siyaset ve siyasi hesaplaşma bu kadar mı önemli ki bu insanların hayatları kaydırılıyor?

147 bin cesur insan

147 bin cesur insan

Türkiye’de öyle bir ortamda yaşıyoruz ki siyasetle yakından ilgilenen bazılarımızın hapse girme riski oldukça yüksek.

Özellikle muhalif siyasette yer alan çok sayıda insan şimdiden hapiste ve bunların sayısı da artacak gibi duruyor.

İşte böyle bir ortamda, isimleriyle cisimleriyle ortaya çıkıp banka kanalıyla Yeni Parti’ye şu veya bu kadar bağışta bulunan 147 bin 109 kişi bir hayli cesur bir davranış içinde anlayacağınız.

Bu parti kurulur kurulmaz para toplayabilmek için yüzünü seçmenlerine döndü ve onlardan bağış istedi.

Dün açıklanan rakama göre şu ana kadar 147 bin 109 kişi bu partiye toplamda 477 milyon 203 bin 229 lira bağışladı.

Kişi başına ortalama bağış miktarı 3 bin 500 lira bile değil ama görüyorsunuz kalabalığın maddi gücü Yeni Parti’ye CHP’nin bir yılda devletten aldığı hazine yardımının üçte birine yakınını sağladı bile.

Bana soracak olursanız siyaset her zaman böyle finanse edilmeli, siyasi bağış böyle bireylerden toplanmalı ve sonra da kuruş kuruş hesabı verilmeli.

Bugün konuştuğumuz CHP ile ilgili siyasi davaların tamamı aslında siyasetin finansmanıyla ilgili davalar.

Bu cesur insanlar, belki gelecekte siyasetin bu büyük sorununa da çözümü beraberlerinde getiriyor.