23-09-2026
İsmet Berkan

Okyanusta bir damla: 65 milyon dolarlık vurgunun öyküsü

Okyanusta bir damla: 65 milyon dolarlık vurgunun öyküsü

Günlerdir fon soygunundan başka bir şey konuşamıyoruz, ben de başka yazı yazmıyorum gibi bir şey.

Çoğumuz borsaya ve borsada oluşan değerin ne demek olduğuna yeterince aşina değiliz; o yüzden fon soygununu kavramakta da zorluk çekiyoruz.

Örneğin deniyor ki, tasfiyeye alınan fonların tasfiye günkü değeri 17 milyar dolar.

Evet ama bu sanal bir para. O günden bugüne bu fonların içindeki hisse senetlerinin değeri düştü, dolayısıyla o toplam miktar da azaldı.

Ama zaten, dolandırıcılığın biçiminden ötürü o 17 milyar dolar da şişik bir miktardı, daha önce oluşan 36 milyar dolar da.

Hisse senedinin değeri sürekli değişebildiği, bu fonlardaki hisselerin ise arkasındaki dopingi kaybedince fena halde düşmesi mukadder olduğu için toplam miktar konusu hep tartışılacak.

Evet bu miktar sanal bir miktar ama işin içinde gerçek para da var. Fonlara yatırılan paralar, ilk yatırıldıkları anda gerçekler mesela. Birisi cebinden çıkarıp o parayı koyuyor.

Fonların birbirlerinden borç aldıkları veya verdikleri paralar da gerçek.

Fonlar batmazdan önce buralardan parasını çekenlerin aldıkları para geçek para.

Geçen gün Kerim Rota yazdı, fonlar tasfiye edilirken bu gerçek paralara bakmakta fayda var. Hem yatırılan gerçek paraya, hem de çekilen gerçek paraya.

Bir de geçen gün ben yazdım; fon yönetim şirketlerinin bu değeri sanal ve şişik fonları işlettikleri için aldıkları yüzde 2’lik ücretler de gerçek. Tera mesela bir fonundan geçen yıl 13,5 milyar lira fon yönetim ücreti almıştı. Bu, gerek bir paraydı.

“Vurgun” diye bir şeyden söz edeceksek işte bu fonlardan çekilen gerçek paraların peşline düşmemiz lazım.

Bugün size bir ara toplam büyüklüğü inanılmaz miktarlara ulaşmış olan dolandırıcılık içinde yaşanan, sözde tümüyle yasal ve tümüyle gerçek paraya dayalı bir işlemi anlatacağım.

Önce biraz geriye dönelim, 2025 yılının Şubat ayı. Destek Faktoring adlı şirket halka açılıyor. Şirketin yüzde 25 hissesi, hisse başına 46 liradan satılıyor. Toplam satış bedeli 3 milyar 915 milyon lira.

Bu hisseler, manipülatif işlemlerle kısa sürede bir füze hızıyla yükselmeye başlıyor. Aradan sadece 1 yıl geçtiğinde, 46 liralık hissenin fiyatı borsada 800 lirayı geçmiş durumda. (Daha sonra aynı hisse 3 bin 840 liraya kadar gidecek, bugün de tabanda olmasına rağmen değeri 1,600 lira  ama bizim için önemli olan bu yılın Şubat ayındaki değeri.)

Şirketinin yüzde 25’ini halka açmış olan destek Faktoring’in patronu Altunç Kumova, şirket hisselerinin bu denli yükselmesi hakkında savcılıkta verdiği ifadede “Evet, bahsetmiş olduğunuz rakam anormal bir rakamdır. Fakat şirket sahibi olarak bu durumda ne yapacağımı bilmiyordum. Hisse değeri ve satışıyla ilgilenmediğim için tamamen şirketimin ticari faaliyetlerine odaklandığımızdan bu anormal durumla ilgili herhangi bir sorgulama işlemim olmadı” diyor kendi masumiyetini anlatırken.

Ama aslında Kumova ne yapacağını biliyormuş ve sorgulama da yapmış.

Halka açılma sonrası 1 yıllık hisse satma yasağının süresi dolar dolmaz Tera Yatırım’la yeniden masaya oturuyor ve yüzde 5’lik hisse satmak istiyor. Tera Yatırım, “Yüzde 5 değil yüzde 1 sat” diyor; o da şirketinin hisselerinin yüzde 1,17’lik kısmını daha satıyor. 

Kaç liradan? 

Kumova, savcılıktaki ifadesinde “Hisse değeri yaklaşık 800 TL civarındayken, yüzde 20 iskontolu şekilde yaklaşık 700 TL civarında hisse sattık” diyor.

1 yıl önce şirketinin yüzde 25’i için 3 milyar 915 milyon lira alan, yani o günkü kurla yaklaşık 110 milyon doları cebine koyan Kumova, 1 yıl sonra aynı şirketin sadece yüzde 1,17’si için 2 milyar 811 milyon lira alıyor. O günün dolar kuruyla 65 milyon dolar yani.

Başlangıçtaki 110 milyon doları saymayalım; o piyasanın (ama doğru ama yanlış) Kumova’nın şirketine biçtiği değerdi. Ama Şubat 2026’da elde ettiği 65 milyon dolar işte bu vurgunun önemli bir parçasıydı ve gerçek bir paraydı.

Düşünün, yüzde 1,17 değil de sahiden yüzde 5 satsaydı 300 milyon dolardan fazla parayı cebine atacaktı.

Bakın, Destek Faktoring’de yaşanan ve gerçek paranın kullanıldığı bu olay, koca okyanusta sadece bir damla.

Mekanizmanın nasıl işlediğini daha iyi görün diye anlattım.

23 yaşında sokakta parti bayrağı asmaktan 28 yaşında 15 milyon dolarlık tekne sahipliğine…

23 yaşında sokakta parti bayrağı asmaktan 28 yaşında 15 milyon dolarlık tekne sahipliğine…

Fon soygununda, fonları ilk batan şirket Pusula oldu. Bu şirketin bir numaralı ismi Muhammed Yarız, 28 yaşında genç bir adam. Bugün tutuklu.

Yarız, son beş yılda bütün Türkiye fakirleşirken kişisel servetini füze hızıyla arttıran o minik azınlığa mensup.

Bu servet bu genç adamın yaptığı bir buluş, başardığı bir teknolojik atılıma dayansaydı onu “İyi örnek” olarak anlatacaktık ama öyle değil.

Bundan beş yıl önce Muhammed Yarız, Ak Parti’nin İstanbul il gençlik teşkilatında çalışan, siyaset meraklısı gençlerden biriydi. İl yönetim kurulunda yedek üyeydi ve partisi için bir sürü gönüllü faaliyete katılıyordu, zamanını, enerjisini partisine veriyordu.

Bu faaliyetlerinden birinin fotoğrafları bugün Sözcü gazetesinde var, ben de dayanamadım aldım. 2021 yılında, partisinin gençlik teşkilatı üyeleriyle İstanbul Zeytinburnu’nda sokaklara Ak Parti bayrakları asmışlar, o arada hatıra fotoğrafı çektirmişler. Yarız, hatıra fotoğraflarından birinde bir elinin dört parmağıyla, yani Rabia işareti yaparak selam veriyor.

Aradan geçmiş sadece beş yıl. Aynı Yarız, bu yılın Mayıs ayında 15 milyon dolar verip, arka güvertesinde bir jacuzzisi de olan 34 metrelik yat almış kendine. Bu onun ikinci teknesi, daha önce satın aldığı teknesini henüz elden çıkartmamış. Bir de kıyılarda dolaşmak için satın aldığı sürat motoru var. O da ucuz bir şey değil.

Zeytinburnu’nda bayrak asmaktan sadece denizin üstünde on milyonlarca dolarlık servet bulundurmaya giden yol hayli kısa olmuş onun için.

Dünyanın başka neresinde ve Türkiye’de başka ne serveti var bilmiyoruz. Çoğumuzun ömür boyu çalışsa elde edemeyeceği paraları şu beş yılda bir kenara atmış Yarız.

Paranın kaynağını çok iyi öğrendik son birkaç günde.