30-09-2026
İsmet Berkan

Borsadaki balon ne kadar şişikti?

Borsadaki balon ne kadar şişikti?

İngilizce’de bir laf var böyle sorular için: “Million dolar question.”

Bizde dönen paralar öyle büyük ki, yukarıdaki sorunun cevabı milyon değil pek çok milyar dolar eder aslında.

İstanbul Borsasının değerini ölçen pek çok endeks var ama bunlardan en çok referans kabul edileni BIST 100 endeksi.

Bu endeks, Sermaye Piyasası Kurulu’nun Türkiye’deki fonlarla ilgili kuralları değiştirdiği 28 Ağustos günü 14.641,56 idi.

Aynı endeks 29 Eylül akşamı 12.290,58’i gösteriyordu.

Bu endeks bazında yüzde 16’dan fazla kayıp demek.

Son bir ayda borsanın farklı endekslerinde farklı kayıp seviyeleri var. Ama bu yazının konusu açısından en ilgincine değineyim: BIST’in bir de yeni halka arz olmuş şirketlerle ilgili bir endeksi var, bu endeks son bir ayda yüzde 46 kaybetmiş. Finansal kiralama ve faktoring şirketlerinden oluşan endekste kayıp yüzde 50.

Yine de ilginçtir, halka arz endeksi de, finansal kiralama ve faktoring endeksi de son bir aydaki kayıplarına rağmen son  bir yılda ciddi para kazandırmış. Halka arz endeksi 1 yıl önceye göre yüzde 44, faktoring endeksi yüde 35 yukarıda hala.

Fon dolandırıcılığının ve soygunun hisse senedi cephesinin nasıl çalıştığını biliyoruz: Piyasada az miktarda işlem gören bir hisseyi al, onu yapay alım satımlarla yukarı yaşı, bu sayede fonunun değerini olağanüstü yükseltip fona taze para çekmeye devam et, fona girenlerin çıkanlardan fazla olmasını sağla.

Fonların bu yönü tam da bu sebeple (girenler çıkanlardan fazla olsun) Ponzi’ye, yani saadet zincirine benzetiliyor.

Dolayısıyla Borsa İstanbul’da sırf fonları şişirmek için büyük bir hisse senedi balonu yaratıldı. Şimdi tartıştığımız şey, bu balonun büyüklüğü.

Ülkemizi yönetenler bize ve dünyaya güven vermek istiyor, iki lafın başında “Ortada sistemik risk yok, olan riski de sınırladık” diyorlar ama bir sistemik risk olup olmadığını bu balonun büyüklüğü sorusunun cevabı belirleyecek.

Şimdi size bazı rakamlar vereceğim, meselenin derinliğini ve büyüklüğünü anlamanız için…

28 Ağustosta SPK yeni fon Rehber’ini açıklayınca, bu şişik fonlarda parası olan bütün büyük yatırımcılar alarma geçti. Altın yumurtlayan tavuk artık yumurtlamayacaktı.

Yağmur gibi fondan çıkış emirleri gelmeye başladı. Bir hesaba göre 28 Ağustostan fonların tasfiye edildiği 17 eylül öğlen saatlerine kadar 300 milyar liralık fon çıkışı yaşandı.

300 milyar lira, yuvarlak hesap olsun doları 50 lira kabul etsek, 6 milyar dolar eder.

Sadece 20 günde bu kadar para çekme talebi gelince, üç beş tane fiyatı şişirilmiş hisseden oluşan hisse ağırlıklı fonlar kilitlendi. Çünkü ellerindeki hisseyi satsalar bile alıcısı yoktu veya çok büyük fiyat düşüşlerine razı olmaları gerekiyordu.

Bazı fon yönetim şirketleri çok vahim bir işe girişti; riski düşük likit para fonlarındaki parayı alıp hisse senedi fonlara verdiler müşterilere para ödemek için, bu arada o fiyatı şişik hisseleri de kendilerine rehin aldılar. Böylece kriz hisse ağırlıklı fonlardan çok güvenilir olması gereken para fonlarına yayıldı.

O para fonlarına rehin verilen hisselerin fiyatı düşünce ortaya büyük bir teminat açığı doğdu ve borsa bunlar için “margin call” çağrısı yaptı. Fonlar için tasfiye kararının verildiği anda, tasfiyeye uğrayan bu 131 fon için yapılan teminat tamamlama çağrılarının (margin call) toplamı 1,7 trilyon lirayı, yani 36 milyar doları bulmuştu.

Tasfiye anında o 131 fonun toplam değeri 17 milyar dolardı.

Düz mantık yürüten insan şöyle düşünebilir: Tamam, bu fonların içindeki hisseler kaça satılırsa satılsın, fon katılımcılarına para ödensin ve bu mesele bitsin.

Hayır, mesele o kadar basit değil.

Karar’da İbrahim Kahveci’nin yazdığına göre Ağustos ayında borsamızdaki şirketlerin toplam değeri 23 trilyon liraydı. 29 eylül itibarıyla baktığımızda borsanın toplam değeri 16,4 trilyona düşmüş durumda. Borsada bir ayda 6,5 trilyon lira buharlaştı. Bu dehşet verici bir rakam: 132 milyar dolar demek.

Fonlarda parası kalan 455 bin kişi ama borsada yatırımcı olan ve yatırımları her gün biraz daha değer kaybeden 6 milyon kişi var. Ve herkes bu düşüşten ötürü panik halinde.

Peki borsadaki buharlaşma daha nereye kadar devam edecek? Çünkü mesele sadece fonlardan satılmaya çalışılan hisse senetleri değil ki, borsa yatırımcıları değerinin şişik olduğunu düşündüğü her hisseyi satıyor. Satışlar ve değer düşüşü borsada işlem gören şirketlerin yüzde 95’ten fazlasının hisse senetlerinde gerçekleşiyor, öyle 15-20 hissede değil.

İlk günlerde hükümetimiz bu konuyu o kadar küçümsedi ki, Türkiye Varlık Fonu devreye girer, hisse satın alır ve konu kapanır sandı. Ama öyle olmadı.

SPK, kendi hissesinin değerinin düşük olduğunu düşünen şirketlere sınırsız hisse geri alım hakkı verdi. Onların alımlarının endeksi destekleyeceğini düşündü ama bu da yeterli olmadı.

Borsa bu haftanın ilk iki iş gününde de yüzde 2’şer değer kaybetti. Bugün ne olacak bilmiyoruz ama piyasa yine aşağıda güne başladı.

Cumhurbaşkanı salı günü toplantılar yaptı ama sisteme güven aşılacak adımı atmadı, SPK ve Borsa İstanbul yönetimi hala görevde. Oysa bu sorunu yaratılmasına göz yumanlar onlar zaten.

Borsada yaşanan ve ucu henüz gözükmeyen bu derin çöküş insana ABD’de 1929’da yaşanan çöküşü hatırlatıyor ister istemez. Bakın, fon konusuyla uzak yakın ilgisi olmayan bazı şirketler ardı ardına tahvil borçlarını ödeyemeyeceklerini duyurmaya başladı. Sebebi, bu şirketlerin hisse değerinin düşmesi, likidite isteyecekleri bankaya verecek rehinlerinin kalmaması.

Yani borsadaki çöküş reel ekonomiyi de etkiler durumda. O yüzden bu çöküşün daha nereye kadar devam edeceği, nerede duracağı sorusu milyar dolarlık bir soru.

Kriz, maalesef büyük bir hızla kontroldan çıkma belirtileri veriyor.

Şirketinin hissesi şişirilen patronlar ne kadar masum?

Şirketinin hissesi şişirilen patronlar ne kadar masum?

Diyelim ki kârlı ve başarılı bir şirketiniz var, onun yüzde 25’ini halka açıp yeni sermaye toplamak, elde ettiğiniz bu parayla da yeni yatırımlara girişmek istediniz.

Yine varsayalım ki tamamen sizin dışınızda sebeplerle, haberiniz bile olmadan bu yüzde 25 hisse üç beş tane elde toplandı ve onlar sizin hissenizde manipülasyon yapmaya, hisse fiyatını olması gerekenin çok üstünde noktalara getirmeye başladı.

Siz bu durumda ne yapmalısınız?

“Oh, benim 300 milyon dolar değerinde sandığım şirketim 5 milyar dolarlık şirket oldu” diye sevinmeli, hatta övünmeli misiniz, yoksa dönüp SPK’ya bu durumu ihbar mı etmelisiniz?

Türkiye böyle onlarca şirketle tanıştı son iki yılda. Kendi alanında düzgün işler yapan bir tersanenin değeri birden olması gerekenin yüz katına çıktı, bir trafo şirketi inanılmaz bir değere yükseldi, bir faktoring şirketi bankalardan daha değerli hale geldi.

Hiçbirinin patronu dönüp SPK’ya “Benim hisselerimde yapay hareketler var, şuna bir bakın” demedi maalesef.