
Aileyi güvensiz yapan LGBT ve T24 mü, yoksa fon soygunu mu?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bir yandan bir de “Ailem Güvende” adıyla faşizan ülkeleri ve dönemleri hatırlatan bir soruşturma yürütüyor.
Çok sayıda LGBTİ hakkı savunan dernek basıldı, bireyler hapse atıldı. Hapse atılanlar arasında gazeteci arkadaşımız Tuğba Tekerek de var.
Ardından onlarca sosyal medya hesabına yasaklar geldi.
Derken Türkiye’nin en büyük bağımsız haber sitesi olan T24 topyekûn kapatıldı.
Bütün bunlar aileler güvende olsun diye yapılıyor…
Tamam ama hukukun temel ilkesi “Kanunsuz suç olmaz” değil mi? “LGBT propagandası yapmak” ne zamandan beri suç? Kaldı ki LGBT propagandası yapmak ne demek Allah aşkına, ne yapınca propaganda oluyor? LGBT bireylerin propagandaya ihtiyacı mı var?
Hadi oradan geçtik…
Peki aileler savcılığın bu gayretleri sonunda gerçekten kendilerini güvende hissediyor mu?
***
Gelin en başa dönelim…
İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin kurucu üyelerinden olduğu Avrupa Konseyi’nin temel sözleşmelerinden biri. Amacı kadına karşı şiddeti önlemek.
Bu sözleşme İstanbul Sözleşmesi adını taşıyor, çünkü sözleşmenin hazırlanmasında Tayyip Erdoğan başkanlığındaki hükümetin öncü rolü oldu, sözleşme de İstanbul’da imzalandı zaten.
Ama sonra 1 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 10 yıl önce imzaladığı sözleşmeden Türkiye’yi geri çekti.
Neden böyle yaptı Erdoğan?
Çünkü önceleri Akit gazetesi öncülüğünde başlayan, sonra başka muhafazakar kesimlerin de katıldığı bir protesto hareketi oldu bu sözleşmeye karşı. Bu dindar muhafazakarlar sözleşmenin 4. maddesine itiraz ediyordu.
Sözleşmenin 4. maddesinde geçen “cinsel yönelim” ifadesi, toplumdaki hiçbir bireyin kimliği, inancı, yaşı, dili veya cinsel yönelimi nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiğini belirtiyor.
Buradaki “cinsel yönelim” ifadesi elbette LGBTİ bireyleri kapsıyordu ve bu vaat muhafazakarların tepkisini çekiyordu.
Hatırlayın, 2021’den itibaren mesela o dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu defalarca bir “Batı komplosu”ndan söz etti, Batılı ülkeler LGBTİ’yi yaygınlaştırarak ve normalleştirerek ülkemize karşı faaliyette bulunuyordu.
Bu propagandaya zaman zaman bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan katıldı. Daha önce Türkiye’de yapılabilen Onur Haftası yürüyüşleri yapılamaz oldu, LGBTİ bireyler sokaklarda cop yedi.
Bu, o güne kadar Türkiye’de olmayan bir siyasi/kültürel bölünmeydi; bugün de böyle bir siyasi/kültürel bölünmeden söz etmek çok zor. Ama iktidar, LGBTİ bireylerin hak mücadelesini illegal sayarak bu bölünmeyi yaratmaya çalışıyor ve yavaş yavaş başarılı da oluyor.
***
İşte T24’ün kapatılması da bu bağlamda Türkiye’de yaratılmaya çalışılan yapay kültür savaşının bir unsuru.
Peki T24 bir LGBTİ mecrası mıydı? Alakası yok. İşte savcılar aramış aramış bunca yıllık geçmişi olan saygın haber sitesinde 118 içerik bulabilmiş. Bunların yarıdan fazlasının yıllar öncesine ait olduğu da anlaşıldı.
Bu sitenin her gün 250’den fazla içerik girdiğini aklınızda tutun; sitenin milyonlarca başlıktan oluşan içerik arşivinde 118 içerik okyanustaki damla bile değil.
***
Türk muhafazakarları TV’de homoseksüel görürlerse, gazetede okurlarsa, sokakta onların varlığı hissedilirse, “normal” (düzseksüel) bireylerin, özellikle de çocukların özeneceğine ve LGBTİ birey olacağına inanıyor. Bunun bilim dışı olduğunu söylemeye bile gerek yok. Kişinin cinsel yönelimi doğuştan gelen bir şey, sonradan kazanılan veya özenip edinilen bir şey değil.
Her toplumda nüfus içinde belli bir yüzde (yüzde 3-7 arası) farklı cinsel yönelimlere sahip. Türkiye bir istisna değil.
***
Gelelim aile meselesine…
Malum, Türkiye’de kadın doğurganlığı büyük bir hızda düştü ve düşmeye devam ediyor; insanlar artık daha geç ve daha az evleniyor, boşanmaların sayısında ve tek kişilik ailelerin sayısında bir artış var.
Buradaki demografik tehdit belli: Türkiye’de nüfus yaşlanacak, nüfus artışı duracak, hatta eksileceğiz. Çünkü kadınlar 2’den az çocuk doğurduğunda nüfus kendini yenileyemez hale geliyor, bu basit bir matematik.
Bu tehdit tamam ama bununla başa çıkmanın yolu nedir ve insanları daha fazla çocuk yapmaya teşvik etmek için ne gerekir?
Evet iktidar bir takım maddi teşvikler veriyor, evlilik kredisinden çocuk yapanlardan daha düşük vergi almaya, hatta maddi teşvik vermeye kadar… Ama belli ki bunlar işe yaramıyor, daha derinde başka bir sorun var.
Savcılarımız o sorunun LGBTİ bireyler olduğunu düşünüyor olmalı, yaptıkları operasyona ‘Ailem Güvende’ adını verdiler.
Ama bazı istatistikler bize Türkiye’deki ekonomik geriye gidişle ailelerin güvensizliği arasında doğrudan ilişki gösteriyor. Kadınlar ekonomik zorluklar arttığı için doğurmuyor, gençler bu sebeple evlenmiyor, onun yerine bekliyor.
Bugün gündemde olan fon soygunu gibi şeyler aileleri daha da güvensiz yapıyor, insanlar çocuk doğuracakları varsa doğurmaktan vazgeçiyor, evlenecekse evlenmekten cayıyor.
***
T24’ün kapatılması, inanılmaz bir sansür uygulaması. Bir yayın organını toptan yok etmeye kalkışmak, sadece diktatörlüklerde ve ülkemizde de darbe dönemlerinde yapılmış bir uygulama.
Bilmiyorum, savcılığın ısrarlı takibiyle bir mahkeme tarafından alınan bu kararı iktidarımız da savunuyor mu?
Eleştirmedikleri kesin.


