
‘Makul kazanç’ 100 milyon lira mıdır?
Fon soygununun yatırımcılar açısından iki yönü var: Parası fonlarda kalan 456 bine yakın kişi bir yanda, diğer yanda son 15-16 günde fondan çıkmayı başaran sayısı belirsiz insan.
Başından beri fonların tasfiyesinde kaynak olarak kullanılmak üzere, bu fonlarda fahiş kazanç elde etmiş kişilerden belirli bir miktarın fon tasfiye hesaplarına ödenmesi öneriliyor.
Buna İngilizcede “Clawback” adı veriliyor. Pek çok bakımdan makul bir öneri bu. ABD’de Madoff tasfiyeleri sırasında bu yöntem uygulandı, geriye dönük olarak elde edilen fahiş kazançlar geri alındı.
Fakat tabii burada “fahiş kazanç”ın ve dolayısıyla “makul kazanç”ın ne olduğunu dikkatle belirlemek gerekiyor.
Bir insanın yatırımlarından enflasyon kadar kazanç elde etmesi mi makuldür, eğer parası hisse fonundaysa borsa endeksi kadar kâr elde etmesi mi makuldür, eğer para piyasası fonundaysa Hazine bonosu faizi kadar mı kâr etmesi makuldür?
Kabul edelim ki, “makul kazanç”ın ne kadar olduğunu belirleyecek tek bir somut ölçüt yok; bu ölçüt ister istemez biraz siyasetin yürüteceği tartışma sonunda belirlenecek. Çünkü bu paraları almak bugün yapılmaya çalışıldığı gibi ileride dava açma tehdidiyle insanları “gönüllü” olmaya zorlayarak yapılmaz. Bana soracak olursanız özel yasal düzenleme gerekir. Bugünlerde Meclis’e sunulacak olan bu fon tasfiye yasasına bu konuda düzenleme eklemek gerekir.
Ben bunları söylüyorum ama Adalet Bakanı Akın Gürlek, Sabah gazetesine bir demeç vermiş ve demecinde kendince belirlediği bir ölçüte dayanarak rakamlar da veriyor.
Bakan Gürlek, fonlardan 100 milyon liranın üzerinde kazanç elde ettiğini söylediği 141 gerçek kişi ile 73 tüzel kişiden (toplam 214) söz ediyor. Bakanın verdiği bilgiye göre bu 141 gerçek kişi ile 73 tüzel kişinin fonlardan elde ettiği 100 milyon liranın üzerindeki kazanç toplamı 187 milyar 653 milyon lira gibi dudak uçuklatıcı bir rakam.
Bakan Gürlek, 141 gerçek kişinin fon kazancını 100 milyar 676 milyon lira; 73 tüzel kişiliğin kazancını ise 86 milyar 977 milyon lira olarak söylüyor.
İşte iki gündür siyasette tartışılan ve isim isim, rakam rakam açıklanması istenen liste de bu anladığım kadarıyla.
Şimdi biraz geriye gideceğim, 28 Ağustos tarihine döneceğim. Bu tarih önemli, çünkü o gün Sermaye Piyasası Kurulu fonlarla ilgili kural değişikliği getiren mevzuatını ilan edip yürürlüğe soktu.
Biraz okuma yazması olan, biraz piyasada ne kadar riskli bir kumar oynandığının farkında olan ve bu kumarın farkında olmasına rağmen yüksek kazanç elde etmek için riskli bir oyun içinde olan her yatırımcı bu mevzuat değişikliğini görünce fon oyununun sona erdiğini anlamalıydı.
Nitekim çok sayıda insan bunu gördü ve ertesi sabahtan başlayarak fonlarda ciddi bir kanama başladı. Fonlar, özellikle yüksek riskli fonlar bu paraları ödemek için varlık satışına yönelince fon değerlerinde hızlı bir erime oldu. Erimenin boyutu Gedik Yatırım’ın daha önce burada sözünü ettiğim araştırmasında rakamlara da yansıyor.

Bugün tasfiyeye konu olan fonların toplam değeri 31 Ağustosta 1 trilyon 470 milyar liraydı; henüz tasfiye kararının alınmadığı 15 Eylülde 1 trilyon 169 milyara düşmüş, toplam 301 milyar lira değer kaybetmişti. Bu değer kaybının başlıca sebebi fonlarda yaşanan çıkış ve o çıkışı karşılamak üzere yapılan varlık satışlarıydı.
17 Eylül günü, fonlar tasfiyeye girdiğinde toplam değer daha da hızla erimiş, 836 milyara düşmüştü. Gedik Yatırım, 30 Eylül itibarıyla bu fonların toplam değerini 756 milyar lira olarak hesaplamıştı. Yani tasfiye sonrası da değer düşüyordu.
Şimdi, 15 Eylül ile 17 Eylül arasındaki tam iki iş günü bile olmayan 1,5 işlem gününde fonların değerinde tam 333 milyarlık bir eksilme var. Bu eksilme paniğin büyüklüğünü gösteriyor.
Ama dediğim gibi bu eksilen değeri fondan çıkan para olarak değil fon değerindeki buharlaşma olarak görmek gerekir. Para çıkıyor, o çıkış yüzünden varlık satılıyor, bu da fonun toplam değerini düşürüyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, az önce sözünü ettiğim demecinde bu 100 milyon liranın üzerinde kazanç elde eden ve sadece bu kazançları 187 milyar lirayı aşan 141 özel kişi ile 73 tüzel kişiliğin tamamının “Fonların batacağını önceden haber alıp çıkanlar” olarak görüyor. Bu herkes için geçerli olamaz; mutlaka çıkanlar içinde içeriden bilgi alanlar da vardır ama başta da dediğim gibi içeriden bilgiye ihtiyaç yoktu, tedbirli yatırımcı zaten 28 Ağustosta bu oyunun sona erdiğini görürdü. Ben çıkanların çoğunun oyunun bittiğini anlayıp çıktığını düşünüyorum.
Böyle diyorum ama kendi müdebbirliğinden fondaki parasını çeken insanları masum gördüğüm anlamı da çıkmasın.
İster tedbirlilikten, ister içerden bilgi aldıkları için, son dönemde parasını çekenler kirli bir oyunun parçası olduklarının farkındaydı, zarların hileli olduğunu çok iyi biliyorlardı. Dolayısıyla hiç de masum değiller.
Peki bu insanlardan kazançları ne ölçüde geri alınmalı?
Bakan Gürlek’in kendi kendine koyduğu bir ölçüt olan 100 milyon lira kazanç “makul” sayılır mı? Bence hayır, sayılmaz.
Birincisi, zaten böyle şeyler nominal rakamla belirlenmez; oranla belirlenmesi daha doğru olur. Öyle ya ana parası 2 milyar lira olanın elde ettiği kazançla 10 milyar lira olanın ettiği kazancın 100 milyonluk bölümü aynı değeri ifade etmez.
İkincisi, bana göre fonlardan kazanç elde edenlerin kazancı geriye dönük olarak, 2024 ortasına kadar geri dönerek hesaplanmalı. Bu fonlar kapalıyken onlara “yatırım” yapıp hisse senetlerini şişirip sonra fon değerini yükseltip bunu halka açan ve ilk fırsatta fondaki payını satıp çıkanlara bakmak gerekir. Oyunu kuranlar ve dolandırıcılığı yapanlar onlar. Onlara hiçbir kazanç payı bırakılmasa da olur.
Üçüncüsü, halka açık fonlara girip “fahiş” kazanç elde edenlerin de kazançları fonda kaldıkları sürenin Hazine faiziyle sınırlanabilir. Her şart altında reel olarak yani enflasyonun üzerinde yüzde 10’a yakın kazanç demektir bu. Dolara çevirirseniz kazanç daha da artar.
Dördüncü olarak, bu para kesintilerinin de, fon tasfiyelerinin de servet düşmanlığına dönüşmeden, yatırımcılığı caydırmaya dönüşmeden yapılabilmesi gerekir.
Suçluları, dolandırıcıları isim isim bilmeyi hepimiz istiyoruz elbette ama herkesi aynı kefeye koyup yatırımcıların tamamının listesini yayınlayacak olursak, bir daha yatırımcı bulmakta büyük zorluklar yaşayabiliriz.

