13-10-2026
İsmet Berkan

Öfkelenmemek elde mi?

Öfkelenmemek elde mi?

Uzun  yıllar maaşımla geçindim, hayat görece rahattı, patronum her ay başında maaşımı mutlaka bankaya yatırmış oluyordu, ben de gazetecilik mesleğinde başarılı olmak için çalışıyordum.

2016 yılının sonunda, Hürriyet gazetesi hiçbir gerekçe göstermeden işime son verince, zaten artık yok olan medya endüstrisinde bana maaşlı olarak çalışma imkanı kalmadı.

Gazetecilik dışında başka bir iş yapmayı bilmiyordum, bir takım şirketlere “iletişim danışmanlığı” yapmak gibi seçenekler bulunsa da ben onu değil mesleğimi yaparak geçimimi sağlamaktan yanaydım.

Biraz kaçınılmaz biçimde kendi medyamı yaratmaya giriştim; sadece abonelere ulaştırılan kapalı bir haber/analiz/yorum bülteni hazırlamaya başladım, bunun için de bir şirket kurdum.

Gündem adını taşıyan bu bülten çok başarılı oldu; zaman içinde ona bugün okuduğunuz 10Haber’in ilk versiyonunu ekledim, sonra arada korona salgını yüzünden çok başarısız kalan Haftalık Gazete macerası geldi. Burada batan paralar yüzünden ciddi zorlukların ardından 10Haber’in bugün elinizde tuttuğunuz versiyonunu başlattım, bu arada Gündem de 10Haber’le birleşti.

2017 yılından beri mesaim sabahları 05.00’te başlıyor. Haftada 7 gün, yılda 365 gün… Son 9 yıldır sabah 5’te kalkıp çalışmaya başlamadığım tek bir gün bile olmadı. Bazen trenlerde, otobüslerde, taksi koltuklarında, havaalanlarında yerde oturarak bile bilgisayarım kucağımda çalıştım. Avrupa ülkelerine gittiğimde sabahları kalkış saatim 03.30 oldu.

Şikayetçi değilim; çalışmayı seviyorum, yaptığım işi seviyorum, 10Haber’in sağlıklı biçimde gelişmesiyle gurur duyuyorum.

Birisinden maaş alarak değil kendi işimi yapıp kendi paramı kazanmaya çalışmak bende çok ciddi bir bakış açısı değişikliğine neden oldu. 

Yolda giderken örneğin bir minik butik görüyorum, bir büfe görüyorum, bir koca binaya yerleşmiş koca bir şirket görüyorum ve onların hepsine ayrı ayrı saygı duyuyorum. Kendi işinizi yapıp para kazanmanın, mesela dükkan kirası ödemenin, mesela çalışanlara her ay maaş ödemenin, mesela kendi ve ailesinin geçimini temin edecek kadar para kazanmanın ne kadar zor bir şey şey olduğunu neredeyse her gün yaşıyorum çünkü.

Son dokuz yılda kimsenin kazandığı parayı kıskanmamayı, en küçük esnaftan en büyük sanayiciye, bütün girişimcilere saygı duymayı öğrendim.

Ama her gün yeniden yapılan geçinme ve ayakta kalma mücadelesi bana başka bir şeyi daha öğretti:

Sokakta gördüğüm zenginlik gösterileri, ne bileyim çok pahalı otomobiller, bileklere takılan yüzbinlerce euroluk saatler, denizdeki devasa tekneler eskisinden daha fazla gözüme batıyor artık.

Çünkü bu zenginlik pornosunu utanmadan gözümüze soka soka yaşayan insanların tamamı benden yaşça çok daha genç erkekler ve kadınlar. Ve ben onların sergilediği o servetlerin hiç kolay elde edilmediğini zor yoldan öğrenmiş durumdayım.

Ya bu servetler, onların yıllardır çalışıp didinen anne babaları tarafından yaratıldı ya da bu genç insanlara gökten düştü. Çünkü bazı teknoloji yatırımcısı son derece parlak insan dışında kimsenin 30’lu yaşlarında kendi başına bu servetleri edinemeyeceğini, o tekneleri alamayacağını, o Mercedes Maybach’lara ve G-Wagon’lara binemeyeceğini biliyorum.

Yeni para geldi ve eski parayı kovdu.

Bir zamanlar “eski para”nın gündelik lokallerinden biri olan bir meşhur lokantaya gittim geçenlerde. Eskiden neredeyse her masada tanıdık birileri olurdu, selamlaşılırdı, ama bu kez tek bir kişiyi bile tanımıyordum. Yeni para gelmiş ve o lokali ele geçirmişti.

Ama son bir aydır o “yeni para”nın hiç değilse bir bölümünün kimler olduğunu hep birlikte görüyoruz.

Düşünün, borsadaki fon soygununda daha fonlar çökmeden, son 15-20 günde parasını alıp çıkan 141 kişinin aldığı para 187 milyar lira.

187 milyar lira dile kolay geliyor ama aslında dehşet verici büyüklükte bir para bu. Örneğin dört kuşaktır devam eden koca Sabancı Holding’in bütün piyasa değeri 177 milyar liraydı bu sabah. Eski ve sevgili patronum Aydın Doğan’ın bir ömür boyu gece gündüz çalışarak var ettiği, bugün kızları tarafından yönetilen Doğan Holding’in piyasa değeri ise 49 milyar lira.

Ama 141 kişinin “paradan para kazanarak” elde ettiği para 187 milyar lira.

Üstelik bu paradan para kazanma meşru da değil; manipülasyon yoluyla, yani dolandırıcılıkla yapılmış.

Dürüstçe, alnının teriyle çalışan ve hayatta kalmaya uğraşan milyonlarca insanın hayatlarında bir arada göremeyecekleri, görmeyi hayal bile etmedikleri paraların böyle el değiştirdiğini görmek insanı ister istemez öfkelendiriyor.

Bu öfkenin sadece hırsızlığa ve hırsızlara yönelik olduğunu düşünenler çok yanılıyorlar.

Ertan Aydın’ın kaç parası olabilir?

Ertan Aydın’ın kaç parası olabilir?

Daha önce yazmıştım, Ertan Aydın’ı hayatımda ilk defa 2004 yılında, Tayyip Erdoğan’ın yerel seçim kampanyası sırasında Anadolu’nun bir yerinde düzenlediği bir miting sırasında tanıdım.

Parlak olduğu izlenimi veren ODTü mezunu bir siyaset bilimciydi, Ak Parti’nin siyasi strateji ve kampanya ekiplerinin genç bir üyesiydi.

Bir ara milletvekilliği de yaptı, zaman içinde Ak Parti seçim kampanyalarını yönetir seviyeye geldi, hatta 2023’te “Türkiye Yüzyılı” sloganlı kampanyanın da yürütücüsüydü, Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesine katkı sundu.

Fon skandalı ilk ortaya çıktığında onun 2025 yılına kadar Tera Holding’de “bağımsız” yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını öğrendik. Ben de bu durumu yadırgadığıma dair bir yazı yazdım. Üç kuruş ‘huzur hakkı’ için değer miydi?

Ama şimdi Ertan Aydın’ın adı tamamen farklı bir bağlamda bir daha karşımıza çıktı.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, son birkaç hafta içinde fonlardan parasını çeken ve çektiği para 100 milyon liranın üzerinde olan 85 kişilik bir listeye Ertan Aydın’ı da dahil etmiş.

Beni şaşırtan sadece Ertan Aydın’ın fon vurgunundan 100 milyon liranın üzerinde (acaba ne kadar üzerinde?) para elde etmesi olmadı. Asıl merakım, Ertan Aydın’ın fondan bunca kazanç elde etmesine yardımcı olan ana parayı, yani ana yatırımını nasıl kazandığı… Kaç milyon lirası vardı ki, o para doğurdu ve 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağladı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Gerekirse kolumuzu keseceğiz” dediği kollardan biri de Ertan Aydın mı acaba? Malum, uzunca bir süre neredeyse sağ koluydu Cumhurbaşkanı’nın.